Перевод: с арабского на турецкий

с турецкого на арабский

guc

  • 1 شوكة

    güç

    Arabic-Turkish dictionary > شوكة

  • 2 منعة

    güç

    Arabic-Turkish dictionary > منعة

  • 3 شاق

    güç; kompleks; külfetli; mihnetli; müşkül; yavuz; yorucu; zahmetli; zor

    Arabic-Turkish dictionary > شاق

  • 4 طاقة

    I
    طَاقَة
    mecal
    Anlamı: güç, derman, takat
    II
    طاقَة
    1. kifayet
    Anlamı: yeterlik, iktidar
    2. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    3. takat
    Anlamı: güç, kuvvet
    4. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    5. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    6. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    7. kabiliyet
    Anlamı: yetenek
    8. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    9. kuvvet
    Anlamı: güç, takat, şiddet
    10. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    11. sabır
    Anlamı: dayanç
    12. yetenek
    Anlamı: kabiliyet
    13. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    14. hâl
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    15. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    16. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > طاقة

  • 5 قدرة

    قُدْرَة
    1. kifayet
    Anlamı: yeterlik, iktidar
    2. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    3. takat
    Anlamı: güç, kuvvet
    4. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    5. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    6. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    7. kuvvet
    Anlamı: güç, takat, şiddet
    8. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    9. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    10. yetenek
    Anlamı: kabiliyet
    11. hâl
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    12. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    13. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    14. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > قدرة

  • 6 عسر

    I
    عَسِر
    1. muğlak
    Anlamı: anlaşılması güç, çapraşık
    2. külfetli
    Anlamı: zor, sıkıcı
    3. güç
    Anlamı: ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül
    4. meşakkatli
    Anlamı: güç, sıkıntılı
    5. müşkül
    Anlamı: güç, zor, çetin
    6. müphem
    Anlamı: belirsiz
    7. çapraşık
    8. çetin
    9. zahmetli
    Anlamı: zahmetlerle yapılan, yorucu, sıkıntılı
    10. zorlu
    Anlamı: güçlü, kuvvetli, şiddetli olan
    11. zor
    12. karışık
    13. ağdalı
    II
    عَسِرَ
    1. güçleşmek
    Anlamı: güç duruma gelmek, zorlaşmak
    2. çetinleşmek
    عُسُر
    1. külfet
    Anlamı: sıkıntılı zorluk, yorgunluk
    2. zor
    Anlamı: sıkıntı, güçlük, rahatsızlık
    3. yoksulluk
    4. çapanoğlu
    IV
    عُسْر
    1. yokluk
    Anlamı: fakirlik
    2. sefalet
    Anlamı: yoksulluk
    3. yoksulluk
    4. açlık
    V
    عَسَّرَ
    güçleştirmek

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > عسر

  • 7 متعسر

    مُتَعَسِّر
    1. muğlak
    Anlamı: anlaşılması güç, çapraşık
    2. külfetli
    Anlamı: zor, sıkıcı
    3. kompleks
    Anlamı: hemen kavranamayan, çözümü güç olan
    4. girişik
    Anlamı: birbirinin içine girmiş, karışmış olan
    5. mihnetli
    Anlamı: zor, üzücü
    6. girift
    Anlamı: birbirinin içine girip karışmış, çapraşık
    7. gizli
    Anlamı: görünmez, belli olmaz bir durumda olan
    8. güç
    Anlamı: ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül
    9. meşakkatli
    Anlamı: güç, sıkıntılı
    10. müphem
    Anlamı: belirsiz
    11. müşkül
    Anlamı: güç, zor, çetin
    12. çetrefil
    13. zahmetli
    Anlamı: zahmetlerle yapılan, yorucu, sıkıntılı
    14. çapraşık
    15. çetin
    16. ağdalı
    17. zor
    18. karışık

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > متعسر

  • 8 مقدرة

    مَقْدِرَة
    1. kifayet
    Anlamı: yeterlik, iktidar
    2. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    3. takat
    Anlamı: güç, kuvvet
    4. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    5. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    6. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    7. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    8. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    9. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    10. hâl
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    11. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    12. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > مقدرة

  • 9 تمكن

    تَمَكُّن
    1. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    2. yeti
    Anlamı: yapabilme gücü, melek
    3. takat
    Anlamı: güç, kuvvet
    4. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    5. kabiliyet
    Anlamı: yetenek
    6. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    7. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    8. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    9. olanak
    Anlamı: yararlanılan uygun şart, imkân
    10. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    11. yetenek
    Anlamı: kabiliyet
    12. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    13. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    14. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > تمكن

  • 10 صعب

    I
    صَعُبَ
    1. ağırlaşmak
    Anlamı: güçleşmek, zorlaşmak
    2. güçleşmek
    Anlamı: güç duruma gelmek, zorlaşmak
    3. çapraşmak
    4. zorlaşmak
    Anlamı: zor duruma gelmek, güçleşmek
    II
    صَعْب
    1. komplike
    Anlamı: öğelerinin sayısının çokluğu, çeşitliliği yüzünden anlaşılması, yapılması güç olan şey
    2. girişik
    Anlamı: birbirinin içine girmiş, karışmış olan
    3. külfetli
    Anlamı: zor, sıkıcı
    4. mihnetli
    Anlamı: zor, üzücü
    5. girift
    Anlamı: birbirinin içine girip karışmış, çapraşık
    6. güç
    Anlamı: ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül
    7. müşkül
    Anlamı: güç, zor, çetin
    8. çetrefil
    9. zorlu
    Anlamı: güçlü, kuvvetli, şiddetli olan
    10. çetin
    11. zahmetli
    Anlamı: zahmetlerle yapılan, yorucu, sıkıntılı
    12. ağdalı
    13. karışık
    14. zor
    صَعَّبَ
    güçleştirmek

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > صعب

  • 11 طائلة

    طائِلَة
    1. kifayet
    Anlamı: yeterlik, iktidar
    2. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    3. kabiliyet
    Anlamı: yetenek
    4. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    5. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    6. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    7. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    8. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    9. hâl
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    10. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    11. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    12. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > طائلة

  • 12 طول

    I
    طَوْل
    1. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    2. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    3. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    4. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    5. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    6. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    7. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    8. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    9. hâl
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    10. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal
    II
    طُول
    uzunluk
    طَوَّلَ
    uzatmak
    Anlamı: uzatmasına sebep olmak, temdit etmek

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > طول

  • 13 عويص

    عَوِيص
    1. muğlak
    Anlamı: anlaşılması güç, çapraşık
    2. muammalı
    Anlamı: bilmeceli, muamma dolu
    3. gayrikabil
    Anlamı: olamaz, olamayacak, çözümü olmayan
    4. külfetli
    Anlamı: zor, sıkıcı
    5. mihnetli
    Anlamı: zor, üzücü
    6. kompleks
    Anlamı: hemen kavranamayan, çözümü güç olan
    7. girişik
    Anlamı: birbirinin içine girmiş, karışmış olan
    8. esrarengiz
    Anlamı: gizlerle, sırlarla örtülü
    9. gizli
    Anlamı: görünmez, belli olmaz bir durumda olan
    10. güç
    Anlamı: ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül
    11. girift
    Anlamı: birbirinin içine girip karışmış, çapraşık
    12. gizemli
    13. müphem
    Anlamı: belirsiz
    14. müşkül
    Anlamı: güç, zor, çetin
    15. çetin
    16. çetrefil
    17. çapraşık
    18. ağdalı
    19. zor
    20. karışık

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > عويص

  • 14 قبل

    I
    قَبَّلَ
    öpmek
    II
    قَبْل
    1. evvelce
    Anlamı: önce, önceleri, eskiden
    2. evvel
    Anlamı: önce, ilk
    قُبْل
    ön
    IV
    قِبَل
    1. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    2. takat
    Anlamı: güç, kuvvet
    3. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    4. kabiliyet
    Anlamı: yetenek
    5. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    6. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    7. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    8. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    9. yetenek
    Anlamı: kabiliyet
    10. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    11. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    12. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > قبل

  • 15 مراس

    مِرَاس
    1. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    2. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    3. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    4. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    5. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    6. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    7. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    8. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    9. hâl
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    10. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > مراس

  • 16 مرة

    I
    مَرَّة
    1. kere
    Anlamı: kez, defe
    2. kez
    Anlamı: defa, kere
    II
    مِرَّة
    1. safrâ
    Anlamı: öd
    2. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    3. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    4. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    5. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    6. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    7. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    8. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    9. hâl
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    10. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    11. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > مرة

  • 17 معقد

    I
    مَعْقِد
    pürtüklü
    II
    مُعَقَّد
    1. mihnetli
    Anlamı: zor, üzücü
    2. girişik
    Anlamı: birbirinin içine girmiş, karışmış olan
    3. komplike
    Anlamı: öğelerinin sayısının çokluğu, çeşitliliği yüzünden anlaşılması, yapılması güç olan şey
    4. girift
    Anlamı: birbirinin içine girip karışmış, çapraşık
    5. güç
    Anlamı: ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül
    6. meşakkatli
    Anlamı: güç, sıkıntılı
    7. müşkül
    Anlamı: güç, zor, çetin
    8. çetin
    9. zahmetli
    Anlamı: zahmetlerle yapılan, yorucu, sıkıntılı
    10. çapraşık
    11. çetrefil
    12. zor
    13. ağdalı
    14. karışık

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > معقد

  • 18 إمكان

    إِمْكان
    1. kifayet
    Anlamı: yeterlik, iktidar
    2. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    3. takat
    Anlamı: güç, kuvvet
    4. yeti
    Anlamı: yapabilme gücü, melek
    5. ihtimal
    Anlamı: olabilirlik, olasılık
    6. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    7. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    8. imkân
    9. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    10. kabiliyet
    Anlamı: yetenek
    11. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    12. olabilirlik
    Anlamı: olasılık, ihtimal
    13. olanak
    Anlamı: yararlanılan uygun şart, imkân
    14. olasılık
    Anlamı: bir şeyin olabilmesi durumu, olabirlik
    15. potansiyel
    Anlamı: varlığı, ortaya çıkmamış güç
    16. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    17. yetenek
    Anlamı: kabiliyet
    18. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    19. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > إمكان

  • 19 بأس

    بَأْس
    1. yılgı
    Anlamı: korku, dehşet
    2. haşyet
    Anlamı: korku, korkma
    3. azap
    Anlamı: dünyada günah ışlemiş olanlara ahirette verilecek ceza, çok büyük sıkıntı
    4. hüsran
    Anlamı: zarar, ziyan
    5. beis
    Anlamı: kötülük, zarar
    6. dokunca
    Anlamı: kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey, zarar
    7. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    8. erkeklik
    Anlamı: erkekçe davranış, yiğitlik
    9. havil
    Anlamı: hevl, korku
    10. yılgınlık
    11. gaile
    Anlamı: sıkıntı, dert, keder, üzüntü
    12. perva
    Anlamı: çekinme, sakınma, korku
    13. endişe
    Anlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku
    14. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    15. işkence
    Anlamı: eziyet
    16. eziyet
    Anlamı: aşırı güçlük ve sıkıntı, üzgü
    17. elem
    Anlamı: dert, acı
    18. kahır
    19. kabadayılık
    20. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    21. kahramanlık
    Anlamı: kahraman olma durumu, yiğitlik
    22. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    23. mertlik
    Anlamı: yiğitlik, erkeklik
    24. korku
    25. ezinç
    Anlamı: şiddetli acı ve sıkıntı, azap
    26. ezinti
    Anlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı
    27. ürküntü
    Anlamı: ürkme duygusu, tevahuş
    28. acıma
    Anlamı: acımak işi
    29. eza
    Anlamı: üzme, sıkıntı verme
    30. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    31. sakınca
    32. panik
    Anlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku
    33. ziyan
    Anlamı: zarar
    34. yiğitlik
    35. acı
    36. ağrı
    37. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    38. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    39. hâl
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    40. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > بأس

  • 20 حول

    I
    حَوْل
    1. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    2. takat
    Anlamı: güç, kuvvet
    3. üstüne
    Anlamı: ilişkin, üzerine, dair
    4. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    5. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    6. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    7. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    8. hakkında
    Anlamı: ilgili olarak
    9. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    10. sene
    Anlamı: yıl
    11. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    12. hâl
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    13. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal
    II
    حَوَّلَ
    devretmek
    Anlamı: dönmek, dolaşmak
    حُوَّل
    1. düzenbaz
    Anlamı: düzenci, hileci
    2. madrabaz
    Anlamı: hile yapan
    3. kalleş
    4. sinsi
    5. üfürükçü

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > حول

См. также в других словарях:

  • gücənmə — «Gücənmək»dən f. is …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • GUC — may refer to either of the following: * The IATA code for Gunnison Crested Butte Regional Airport * German University in Cairo, a private university in Egypt …   Wikipedia

  • gȗc — m 〈N mn gùcovi, G gùcōvā〉 razg. mali gutljaj …   Veliki rječnik hrvatskoga jezika

  • guc — gȕc m <N mn i, G gȗcā> DEFINICIJA pov. reg. morski drveni brodić na vesla i jedro, pramac i krma jednako oštra oblika ETIMOLOGIJA tal. gozzo …   Hrvatski jezični portal

  • guc — gȗc m <N mn gùcovi, G gùcōvā> DEFINICIJA razg. mali gutljaj ETIMOLOGIJA ekspr …   Hrvatski jezični portal

  • güc — is. 1. Canlıların əzələlərini gərginləşdirmə vasitəsilə fiziki hərəkətlər etmə qabiliyyəti; insanın (heyvanın) fiziki enerjisi, qüvvəsi; qüvvə. Görsün mən dəlinin indi gücünü. «Koroğlu». Gücünə bax, şələni bağla. (Ata. sözü). Güc almaq –… …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • güç — 1. sf. 1) Ağır ve yorucu emekle yapılan, çetin, müşkül Eski yazıyı öğrenmek güç bir işti. 2) zf. Zorlukla Kendini yatağa güç atmış ve sızıp kalmıştı. Y. K. Karaosmanoğlu Birleşik Sözler gücü gücüne güçbeğenir güç bela Atasözü, Deyim ve Birleşik… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gücənmək — f. 1. Güc sərf etmək, güc vurmaq. Stolu qaldırmaq üçün gücənmək. – . . Deyib Hacı birdən bərk bərk gücəndi; Yumruğu Əjdərin ağzına endi. H. K. S.. 2. məc. Cəhd etmək, çox çalışmaq. Sərdar Rəşid bu son sözümün cavabını vermək üçün xeyli gücəndi. M …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • GUC —   Sigles d’une seule lettre   Sigles de deux lettres > Sigles de trois lettres   Sigles de quatre lettres   Sigles de cinq lettres   Sigles de six lettres   Sigles de sept… …   Wikipédia en Français

  • güc-bəla — z. Çox çətinliklə, böyük əziyyətlə; zorla. Güc bəla onları gətirib yola; Deyirəm: – Adıma vurmayın ləkə! S. Rüst.. . . Sarı keçi bir günü acgöz acgöz çox yaman tıxdı, güc bəla evə döndü. S. R …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • GUC — Das Kürzel GUC steht für: German University in Cairo, eine deutsche Hochschule in Ägypten Grand Union Kanal (englisch: Grand Union Canal), ein Kanalsystem in England, zwischen London und Birmingham eines der Codons des genetischen Codes den IATA… …   Deutsch Wikipedia

Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»