-
1 شوكة
güç -
2 منعة
güç -
3 شاق
güç; kompleks; külfetli; mihnetli; müşkül; yavuz; yorucu; zahmetli; zor -
4 طاقة
IطَاقَةmecalAnlamı: güç, derman, takatIIطاقَة1. kifayetAnlamı: yeterlik, iktidar2. erkeAnlamı: ış başarma gücü, enerji3. takatAnlamı: güç, kuvvet4. enerjiAnlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç5. ehliyetAnlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname6. güçAnlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet7. kabiliyetAnlamı: yetenek8. kudretAnlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek9. kuvvetAnlamı: güç, takat, şiddet10. erkAnlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar11. sabırAnlamı: dayanç12. yetenekAnlamı: kabiliyet13. canAnlamı: güç, kuvvet14. hâlAnlamı: güç, kuvvet, takat15. hızAnlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat16. dermanAnlamı: güç, takat, mecal -
5 قدرة
قُدْرَة1. kifayetAnlamı: yeterlik, iktidar2. erkeAnlamı: ış başarma gücü, enerji3. takatAnlamı: güç, kuvvet4. güçAnlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet5. enerjiAnlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç6. ehliyetAnlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname7. kuvvetAnlamı: güç, takat, şiddet8. kudretAnlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek9. erkAnlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar10. yetenekAnlamı: kabiliyet11. hâlAnlamı: güç, kuvvet, takat12. hızAnlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat13. canAnlamı: güç, kuvvet14. dermanAnlamı: güç, takat, mecal -
6 عسر
Iعَسِر1. muğlakAnlamı: anlaşılması güç, çapraşık2. külfetliAnlamı: zor, sıkıcı3. güçAnlamı: ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül4. meşakkatliAnlamı: güç, sıkıntılı5. müşkülAnlamı: güç, zor, çetin6. müphemAnlamı: belirsiz7. çapraşıkAnlamı: anlaşılması güç8. çetinAnlamı: çözümlenmesi güç veya zor olan9. zahmetliAnlamı: zahmetlerle yapılan, yorucu, sıkıntılı10. zorluAnlamı: güçlü, kuvvetli, şiddetli olan11. zorAnlamı: sıkıntı ve güçlükle yapılan12. karışıkAnlamı: anlaşılması güç olan13. ağdalıIIعَسِرَ1. güçleşmekAnlamı: güç duruma gelmek, zorlaşmak2. çetinleşmekAnlamı: çetin duruma gelmekعُسُر1. külfetAnlamı: sıkıntılı zorluk, yorgunluk2. zorAnlamı: sıkıntı, güçlük, rahatsızlık3. yoksullukAnlamı: yoksul olma durumu4. çapanoğluAnlamı: başa dert olacak durumIVعُسْر1. yoklukAnlamı: fakirlik2. sefaletAnlamı: yoksulluk3. yoksullukAnlamı: yoksul olma durumu4. açlıkAnlamı: yoksul ve parasız olma durumuVعَسَّرَgüçleştirmekAnlamı: güç duruma getirmek -
7 متعسر
مُتَعَسِّر1. muğlakAnlamı: anlaşılması güç, çapraşık2. külfetliAnlamı: zor, sıkıcı3. kompleksAnlamı: hemen kavranamayan, çözümü güç olan4. girişikAnlamı: birbirinin içine girmiş, karışmış olan5. mihnetliAnlamı: zor, üzücü6. giriftAnlamı: birbirinin içine girip karışmış, çapraşık7. gizliAnlamı: görünmez, belli olmaz bir durumda olan8. güçAnlamı: ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül9. meşakkatliAnlamı: güç, sıkıntılı10. müphemAnlamı: belirsiz11. müşkülAnlamı: güç, zor, çetin12. çetrefil13. zahmetliAnlamı: zahmetlerle yapılan, yorucu, sıkıntılı14. çapraşıkAnlamı: anlaşılması güç15. çetinAnlamı: çözümlenmesi güç veya zor olan16. ağdalı17. zorAnlamı: sıkıntı ve güçlükle yapılan18. karışıkAnlamı: anlaşılması güç olan -
8 مقدرة
مَقْدِرَة1. kifayetAnlamı: yeterlik, iktidar2. erkeAnlamı: ış başarma gücü, enerji3. takatAnlamı: güç, kuvvet4. ehliyetAnlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname5. güçAnlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet6. enerjiAnlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç7. kudretAnlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek8. erkAnlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar9. hızAnlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat10. hâlAnlamı: güç, kuvvet, takat11. canAnlamı: güç, kuvvet12. dermanAnlamı: güç, takat, mecal -
9 تمكن
تَمَكُّن1. erkeAnlamı: ış başarma gücü, enerji2. yetiAnlamı: yapabilme gücü, melek3. takatAnlamı: güç, kuvvet4. güçAnlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet5. kabiliyetAnlamı: yetenek6. enerjiAnlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç7. ehliyetAnlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname8. kudretAnlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek9. olanakAnlamı: yararlanılan uygun şart, imkân10. erkAnlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar11. yetenekAnlamı: kabiliyet12. canAnlamı: güç, kuvvet13. hızAnlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat14. dermanAnlamı: güç, takat, mecal -
10 صعب
Iصَعُبَ1. ağırlaşmakAnlamı: güçleşmek, zorlaşmak2. güçleşmekAnlamı: güç duruma gelmek, zorlaşmak3. çapraşmakAnlamı: karışık duruma gelmek4. zorlaşmakAnlamı: zor duruma gelmek, güçleşmekIIصَعْب1. komplikeAnlamı: öğelerinin sayısının çokluğu, çeşitliliği yüzünden anlaşılması, yapılması güç olan şey2. girişikAnlamı: birbirinin içine girmiş, karışmış olan3. külfetliAnlamı: zor, sıkıcı4. mihnetliAnlamı: zor, üzücü5. giriftAnlamı: birbirinin içine girip karışmış, çapraşık6. güçAnlamı: ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül7. müşkülAnlamı: güç, zor, çetin8. çetrefil9. zorluAnlamı: güçlü, kuvvetli, şiddetli olan10. çetinAnlamı: çözümlenmesi güç veya zor olan11. zahmetliAnlamı: zahmetlerle yapılan, yorucu, sıkıntılı12. ağdalı13. karışıkAnlamı: anlaşılması güç olan14. zorAnlamı: sıkıntı ve güçlükle yapılanصَعَّبَgüçleştirmekAnlamı: güç duruma getirmek -
11 طائلة
طائِلَة1. kifayetAnlamı: yeterlik, iktidar2. erkeAnlamı: ış başarma gücü, enerji3. kabiliyetAnlamı: yetenek4. ehliyetAnlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname5. güçAnlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet6. enerjiAnlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç7. kudretAnlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek8. erkAnlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar9. hâlAnlamı: güç, kuvvet, takat10. canAnlamı: güç, kuvvet11. hızAnlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat12. dermanAnlamı: güç, takat, mecal -
12 طول
Iطَوْل1. erkeAnlamı: ış başarma gücü, enerji2. enerjiAnlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç3. güçAnlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet4. ehliyetAnlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname5. kudretAnlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek6. erkAnlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar7. hızAnlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat8. canAnlamı: güç, kuvvet9. hâlAnlamı: güç, kuvvet, takat10. dermanAnlamı: güç, takat, mecalIIطُولuzunlukAnlamı: uzun olma durumuطَوَّلَuzatmakAnlamı: uzatmasına sebep olmak, temdit etmek -
13 عويص
عَوِيص1. muğlakAnlamı: anlaşılması güç, çapraşık2. muammalıAnlamı: bilmeceli, muamma dolu3. gayrikabilAnlamı: olamaz, olamayacak, çözümü olmayan4. külfetliAnlamı: zor, sıkıcı5. mihnetliAnlamı: zor, üzücü6. kompleksAnlamı: hemen kavranamayan, çözümü güç olan7. girişikAnlamı: birbirinin içine girmiş, karışmış olan8. esrarengizAnlamı: gizlerle, sırlarla örtülü9. gizliAnlamı: görünmez, belli olmaz bir durumda olan10. güçAnlamı: ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül11. giriftAnlamı: birbirinin içine girip karışmış, çapraşık12. gizemliAnlamı: gizem niteliğinde olan13. müphemAnlamı: belirsiz14. müşkülAnlamı: güç, zor, çetin15. çetinAnlamı: çözümlenmesi güç veya zor olan16. çetrefil17. çapraşıkAnlamı: anlaşılması güç18. ağdalı19. zorAnlamı: sıkıntı ve güçlükle yapılan20. karışıkAnlamı: anlaşılması güç olan -
14 قبل
IقَبَّلَöpmekIIقَبْل1. evvelceAnlamı: önce, önceleri, eskiden2. evvelAnlamı: önce, ilkقُبْلönAnlamı: bir şeyin esas tutulan yüzüIVقِبَل1. erkeAnlamı: ış başarma gücü, enerji2. takatAnlamı: güç, kuvvet3. enerjiAnlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç4. kabiliyetAnlamı: yetenek5. güçAnlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet6. ehliyetAnlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname7. kudretAnlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek8. erkAnlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar9. yetenekAnlamı: kabiliyet10. hızAnlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat11. canAnlamı: güç, kuvvet12. dermanAnlamı: güç, takat, mecal -
15 مراس
مِرَاس1. erkeAnlamı: ış başarma gücü, enerji2. enerjiAnlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç3. ehliyetAnlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname4. güçAnlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet5. kudretAnlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek6. erkAnlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar7. hızAnlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat8. canAnlamı: güç, kuvvet9. hâlAnlamı: güç, kuvvet, takat10. dermanAnlamı: güç, takat, mecal -
16 مرة
Iمَرَّة1. kereAnlamı: kez, defe2. kezAnlamı: defa, kereIIمِرَّة1. safrâAnlamı: öd2. erkeAnlamı: ış başarma gücü, enerji3. güçAnlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet4. enerjiAnlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç5. ehliyetAnlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname6. kudretAnlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek7. erkAnlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar8. hızAnlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat9. hâlAnlamı: güç, kuvvet, takat10. canAnlamı: güç, kuvvet11. dermanAnlamı: güç, takat, mecal -
17 معقد
IمَعْقِدpürtüklüAnlamı: pürtükleri olanIIمُعَقَّد1. mihnetliAnlamı: zor, üzücü2. girişikAnlamı: birbirinin içine girmiş, karışmış olan3. komplikeAnlamı: öğelerinin sayısının çokluğu, çeşitliliği yüzünden anlaşılması, yapılması güç olan şey4. giriftAnlamı: birbirinin içine girip karışmış, çapraşık5. güçAnlamı: ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül6. meşakkatliAnlamı: güç, sıkıntılı7. müşkülAnlamı: güç, zor, çetin8. çetinAnlamı: çözümlenmesi güç veya zor olan9. zahmetliAnlamı: zahmetlerle yapılan, yorucu, sıkıntılı10. çapraşıkAnlamı: anlaşılması güç11. çetrefil12. zorAnlamı: sıkıntı ve güçlükle yapılan13. ağdalı14. karışıkAnlamı: anlaşılması güç olan -
18 إمكان
إِمْكان1. kifayetAnlamı: yeterlik, iktidar2. erkeAnlamı: ış başarma gücü, enerji3. takatAnlamı: güç, kuvvet4. yetiAnlamı: yapabilme gücü, melek5. ihtimalAnlamı: olabilirlik, olasılık6. ehliyetAnlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname7. enerjiAnlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç8. imkânAnlamı: uygun şart veya durum9. güçAnlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet10. kabiliyetAnlamı: yetenek11. kudretAnlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek12. olabilirlikAnlamı: olasılık, ihtimal13. olanakAnlamı: yararlanılan uygun şart, imkân14. olasılıkAnlamı: bir şeyin olabilmesi durumu, olabirlik15. potansiyelAnlamı: varlığı, ortaya çıkmamış güç16. erkAnlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar17. yetenekAnlamı: kabiliyet18. canAnlamı: güç, kuvvet19. dermanAnlamı: güç, takat, mecal -
19 بأس
بَأْس1. yılgıAnlamı: korku, dehşet2. haşyetAnlamı: korku, korkma3. azapAnlamı: dünyada günah ışlemiş olanlara ahirette verilecek ceza, çok büyük sıkıntı4. hüsranAnlamı: zarar, ziyan5. beisAnlamı: kötülük, zarar6. dokuncaAnlamı: kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey, zarar7. erkeAnlamı: ış başarma gücü, enerji8. erkeklikAnlamı: erkekçe davranış, yiğitlik9. havilAnlamı: hevl, korku10. yılgınlıkAnlamı: yılgın olma durumu11. gaileAnlamı: sıkıntı, dert, keder, üzüntü12. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku13. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku14. enerjiAnlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç15. işkenceAnlamı: eziyet16. eziyetAnlamı: aşırı güçlük ve sıkıntı, üzgü17. elemAnlamı: dert, acı18. kahırAnlamı: derin üzüntü ve acı19. kabadayılıkAnlamı: kabadayı olma durumu20. ehliyetAnlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname21. kahramanlıkAnlamı: kahraman olma durumu, yiğitlik22. güçAnlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet23. mertlikAnlamı: yiğitlik, erkeklik24. korku25. ezinçAnlamı: şiddetli acı ve sıkıntı, azap26. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı27. ürküntüAnlamı: ürkme duygusu, tevahuş28. acımaAnlamı: acımak işi29. ezaAnlamı: üzme, sıkıntı verme30. erkAnlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar31. sakıncaAnlamı: sakınmayı gerektiren durum32. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku33. ziyanAnlamı: zarar34. yiğitlikAnlamı: yiğit olma durumu35. acı36. ağrıAnlamı: şiddetli ve sürekli bir acı37. canAnlamı: güç, kuvvet38. hızAnlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat39. hâlAnlamı: güç, kuvvet, takat40. dermanAnlamı: güç, takat, mecal -
20 حول
Iحَوْل1. erkeAnlamı: ış başarma gücü, enerji2. takatAnlamı: güç, kuvvet3. üstüneAnlamı: ilişkin, üzerine, dair4. güçAnlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet5. ehliyetAnlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname6. enerjiAnlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç7. kudretAnlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek8. hakkındaAnlamı: ilgili olarak9. erkAnlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar10. seneAnlamı: yıl11. canAnlamı: güç, kuvvet12. hâlAnlamı: güç, kuvvet, takat13. dermanAnlamı: güç, takat, mecalIIحَوَّلَdevretmekAnlamı: dönmek, dolaşmakحُوَّل1. düzenbazAnlamı: düzenci, hileci2. madrabazAnlamı: hile yapan3. kalleş4. sinsi5. üfürükçü
См. также в других словарях:
gücənmə — «Gücənmək»dən f. is … Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti
GUC — may refer to either of the following: * The IATA code for Gunnison Crested Butte Regional Airport * German University in Cairo, a private university in Egypt … Wikipedia
gȗc — m 〈N mn gùcovi, G gùcōvā〉 razg. mali gutljaj … Veliki rječnik hrvatskoga jezika
guc — gȕc m <N mn i, G gȗcā> DEFINICIJA pov. reg. morski drveni brodić na vesla i jedro, pramac i krma jednako oštra oblika ETIMOLOGIJA tal. gozzo … Hrvatski jezični portal
guc — gȗc m <N mn gùcovi, G gùcōvā> DEFINICIJA razg. mali gutljaj ETIMOLOGIJA ekspr … Hrvatski jezični portal
güc — is. 1. Canlıların əzələlərini gərginləşdirmə vasitəsilə fiziki hərəkətlər etmə qabiliyyəti; insanın (heyvanın) fiziki enerjisi, qüvvəsi; qüvvə. Görsün mən dəlinin indi gücünü. «Koroğlu». Gücünə bax, şələni bağla. (Ata. sözü). Güc almaq –… … Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti
güç — 1. sf. 1) Ağır ve yorucu emekle yapılan, çetin, müşkül Eski yazıyı öğrenmek güç bir işti. 2) zf. Zorlukla Kendini yatağa güç atmış ve sızıp kalmıştı. Y. K. Karaosmanoğlu Birleşik Sözler gücü gücüne güçbeğenir güç bela Atasözü, Deyim ve Birleşik… … Çağatay Osmanlı Sözlük
gücənmək — f. 1. Güc sərf etmək, güc vurmaq. Stolu qaldırmaq üçün gücənmək. – . . Deyib Hacı birdən bərk bərk gücəndi; Yumruğu Əjdərin ağzına endi. H. K. S.. 2. məc. Cəhd etmək, çox çalışmaq. Sərdar Rəşid bu son sözümün cavabını vermək üçün xeyli gücəndi. M … Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti
GUC — Sigles d’une seule lettre Sigles de deux lettres > Sigles de trois lettres Sigles de quatre lettres Sigles de cinq lettres Sigles de six lettres Sigles de sept… … Wikipédia en Français
güc-bəla — z. Çox çətinliklə, böyük əziyyətlə; zorla. Güc bəla onları gətirib yola; Deyirəm: – Adıma vurmayın ləkə! S. Rüst.. . . Sarı keçi bir günü acgöz acgöz çox yaman tıxdı, güc bəla evə döndü. S. R … Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti
GUC — Das Kürzel GUC steht für: German University in Cairo, eine deutsche Hochschule in Ägypten Grand Union Kanal (englisch: Grand Union Canal), ein Kanalsystem in England, zwischen London und Birmingham eines der Codons des genetischen Codes den IATA… … Deutsch Wikipedia