-
41 ileri gitmek
-
42 imansız gitmek
умере́ть безбо́жником -
43 ipe gitmek
идти́ на смерть -
44 işi aksi gitmek
пойти́ кувырко́м - о чьих-л. дела́х -
45 işi rast gitmek
быть уда́чливым в дела́х, преуспева́ть; идти́ успе́шно - о дела́х -
46 iyi gitmek
а) быть в поря́дке (о делах и т. п.)б) идти́, подходи́ть, быть к лицу́ -
47 kafasının dikine gitmek
поступа́ть по своему́ усмотре́нию, проявля́ть упря́мство -
48 kağnı gibi gıtmek
е́ле тащи́ться, е́ле плести́сь -
49 kaput gitmek
а) арго провали́ться на всех экза́менахб) ничего́ не вы́играть в ка́рты -
50 kendi havasında gitmek
= kendi havasında olmak де́лать всё, что взбредёт в го́лову, поступа́ть по своему́ усмотре́нию / по настрое́нию -
51 kim vurduya gitmek
быть уби́тым в толпе́ неизве́стно кем -
52 kuş gibi uçup gitmek
а) умере́ть в одноча́сьеб) бы́стро проходи́ть ( о времени) -
53 okkanın altına gitmek
безви́нно пострада́ть -
54 peşinde gitmek
а) идти́ / сле́довать за кемб) идти́ по чьим-л. следа́м, разделя́ть чьё-л. мне́ние -
55 peşine gitmek
-
56 sele gitmek
напра́сно уничтожа́ться / разруша́ться -
57 su gibi gitmek
потра́тить / израсхо́довать мно́го де́нег -
58 suyun akıntısına gitmek
приспоса́бливаться, принора́вливаться, плыть по тече́нию -
59 tabanvayla gitmek
идти́ пешко́м, на свои́х двои́х -
60 tadı gitmek
= tadı kaçmak а) теря́ть пре́жний вкусб) потеря́ть пре́жнюю привлека́тельность / пре́лесть
См. также в других словарях:
gitmek — e, der 1) Bir yere doğru yönelmek 2) den Bir yerden veya bir işten ayrılmak 3) Çıkmak, ulaşmak Bu yol nereye gider? 4) Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak Her gün çalışmaya gidiyor. 5) nsz Sürmek, devam etmek Ama böyle… … Çağatay Osmanlı Sözlük
kıçın kıçın gitmek — 1) geriye doğru gitmek, geri geri gitmek 2) henüz yürümeyen bebek kıçüstü gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
sılaya gitmek — 1) bir süre ayrı kaldığı evini, yurdunu görmeye gitmek Ara sıra memlekete, sılaya gitmek lazım. R. H. Karay 2) anne, baba ve diğer akrabalarını görmek için memlekete gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
ağır aksak yürümek (veya gitmek veya ilerlemek) — 1) yavaş olarak, istenilen hızda olmayarak yürümek (gitmek, ilerlemek) Hava ve su kirlenmesine karşı mücadele ağır aksak yürüdü. 2) düzensiz, aralıklı olarak yürümek (gitmek, ilerlemek) … Çağatay Osmanlı Sözlük
hacca gitmek — 1) Müslümanlıkta, hac amacıyla Mekke ye gitmek 2) Hristiyanlıkta, kutsal sayılan yerlere gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
basıp gitmek — birdenbire gitmek, aklına koyduğu şeyi yapmak üzere bulunduğu yerden uzaklaşmak, çekip gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
ipe gitmek — ölüme gitmek Menfaatine dokunan adam, ipe gitmek için lazım gelen hükümleri giyer. F. R. Atay … Çağatay Osmanlı Sözlük
acayibine gitmek — yadırgamak, tuhafına gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
badi badi yürümek (veya gitmek veya koşmak) — ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek, koşmak) Hani biz bir çayırda arabayla geçerken bir boğa çıkageldi, köylü korkudan nasıl badi badi koşmaya başlamıştı? A. Ş. Hisar … Çağatay Osmanlı Sözlük
deplasmana gitmek (veya çıkmak) — dış sahaya gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
dere tepe düz gitmek — engelleri aşarak gitmek Geceleyin ay aydınlığında yola düzüldüler. Dere tepe düz gittiler. Dağlar aştılar. Ö. Seyfettin … Çağatay Osmanlı Sözlük