-
21 gurbete gitmek
хамэ хэкум кIон -
22 haca gitmek
хьджэм кIон -
23 hoşuna gitmek
игопэн, игуапэ хъун -
24 ileri gitmek
ыпэ кIон, блэфын -
25 iyi gitmek
дэгъоу кIон -
26 izinden gitmek
ыужыкIэ кIон, лъыкIон -
27 kaçıp gitmek
хэхьажьын -
28 kafile halinde gitmek
купэу зэдэкIон -
29 karşılamak için gitmek
пэгъокIын -
30 misafire karşı gitmek
хьакIэм пэплъэн, пэгъокIын, ежэн -
31 misafirliğe gitmek
еблэгъэн -
32 oduna gitmek
пхъахьэ кIон, пхъашIэ кIон -
33 ölüler dünyasına gitmek
хьадырыхэ кIон -
34 öte gitmek
лъыкIотэн, кIотэн -
35 öteye gitmek
кIотэн -
36 tebrike gitmek
гушIуакIо кIон -
37 terkedip gitmek
бгынэн -
38 tırıs gitmek
элъэхъу, еушъы -
39 tuvalete gitmek
щагу икIын, псыунэм кIон -
40 üzerinden gitmek
текIын
См. также в других словарях:
gitmek — e, der 1) Bir yere doğru yönelmek 2) den Bir yerden veya bir işten ayrılmak 3) Çıkmak, ulaşmak Bu yol nereye gider? 4) Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak Her gün çalışmaya gidiyor. 5) nsz Sürmek, devam etmek Ama böyle… … Çağatay Osmanlı Sözlük
kıçın kıçın gitmek — 1) geriye doğru gitmek, geri geri gitmek 2) henüz yürümeyen bebek kıçüstü gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
sılaya gitmek — 1) bir süre ayrı kaldığı evini, yurdunu görmeye gitmek Ara sıra memlekete, sılaya gitmek lazım. R. H. Karay 2) anne, baba ve diğer akrabalarını görmek için memlekete gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
ağır aksak yürümek (veya gitmek veya ilerlemek) — 1) yavaş olarak, istenilen hızda olmayarak yürümek (gitmek, ilerlemek) Hava ve su kirlenmesine karşı mücadele ağır aksak yürüdü. 2) düzensiz, aralıklı olarak yürümek (gitmek, ilerlemek) … Çağatay Osmanlı Sözlük
hacca gitmek — 1) Müslümanlıkta, hac amacıyla Mekke ye gitmek 2) Hristiyanlıkta, kutsal sayılan yerlere gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
basıp gitmek — birdenbire gitmek, aklına koyduğu şeyi yapmak üzere bulunduğu yerden uzaklaşmak, çekip gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
ipe gitmek — ölüme gitmek Menfaatine dokunan adam, ipe gitmek için lazım gelen hükümleri giyer. F. R. Atay … Çağatay Osmanlı Sözlük
acayibine gitmek — yadırgamak, tuhafına gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
badi badi yürümek (veya gitmek veya koşmak) — ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek, koşmak) Hani biz bir çayırda arabayla geçerken bir boğa çıkageldi, köylü korkudan nasıl badi badi koşmaya başlamıştı? A. Ş. Hisar … Çağatay Osmanlı Sözlük
deplasmana gitmek (veya çıkmak) — dış sahaya gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
dere tepe düz gitmek — engelleri aşarak gitmek Geceleyin ay aydınlığında yola düzüldüler. Dere tepe düz gittiler. Dağlar aştılar. Ö. Seyfettin … Çağatay Osmanlı Sözlük