-
121 مر
Iمَرّ1. geçişAnlamı: herhangi bir durumdaki değişme, intikal2. mürurAnlamı: geçmeIIمَرَّ1. katetmekAnlamı: bir yeri aşarak geçmek2. geçmekAnlamı: bir yerden başka bir yere gitmek3. dinmekAnlamı: sona ermek, bitmek4. acımakAnlamı: tadı acı duruma gelmek, acılaşmak5. acılaşmakAnlamı: tadı bozulmak, acı olmak6. aşmakAnlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmekمُرّ1. üzücüAnlamı: üzüntü veren2. eziyetliAnlamı: eziyet veren, üzgülü3. acılıAnlamı: acı katılmış olan4. acıAnlamı: tat alma organında bazı maddelerin bıraktığı yakıcı durum, tatlı karşıtı5. acıklıAnlamı: acı verecek nitelikte olan -
122 مسافرة
-
123 ممر
مَمَرّ1. geçitAnlamı: geçmeye yarayan yer2. kulvarAnlamı: bazı yarışlarda koşucu veya yüzücünün koştuğu, yüzdüğü yarış şeridi3. yolAnlamı: gitmek için aşılan yer, tarik -
124 نزح
نَزَحَ1. taşınmakAnlamı: başka yere gitmek2. göçmekAnlamı: yerleşmek için ülke değiştirmek3. dökmek -
125 وزب
وَزَبَ1. gelmekAnlamı: akmak, cereyan etmek2. akmakAnlamı: (sıvı veya ince taneli maddeler için) bir yerden başka bir yere doğru gitmek3. dökülmekAnlamı: dökmek işi yapılmak
См. также в других словарях:
gitmek — e, der 1) Bir yere doğru yönelmek 2) den Bir yerden veya bir işten ayrılmak 3) Çıkmak, ulaşmak Bu yol nereye gider? 4) Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak Her gün çalışmaya gidiyor. 5) nsz Sürmek, devam etmek Ama böyle… … Çağatay Osmanlı Sözlük
kıçın kıçın gitmek — 1) geriye doğru gitmek, geri geri gitmek 2) henüz yürümeyen bebek kıçüstü gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
sılaya gitmek — 1) bir süre ayrı kaldığı evini, yurdunu görmeye gitmek Ara sıra memlekete, sılaya gitmek lazım. R. H. Karay 2) anne, baba ve diğer akrabalarını görmek için memlekete gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
ağır aksak yürümek (veya gitmek veya ilerlemek) — 1) yavaş olarak, istenilen hızda olmayarak yürümek (gitmek, ilerlemek) Hava ve su kirlenmesine karşı mücadele ağır aksak yürüdü. 2) düzensiz, aralıklı olarak yürümek (gitmek, ilerlemek) … Çağatay Osmanlı Sözlük
hacca gitmek — 1) Müslümanlıkta, hac amacıyla Mekke ye gitmek 2) Hristiyanlıkta, kutsal sayılan yerlere gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
basıp gitmek — birdenbire gitmek, aklına koyduğu şeyi yapmak üzere bulunduğu yerden uzaklaşmak, çekip gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
ipe gitmek — ölüme gitmek Menfaatine dokunan adam, ipe gitmek için lazım gelen hükümleri giyer. F. R. Atay … Çağatay Osmanlı Sözlük
acayibine gitmek — yadırgamak, tuhafına gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
badi badi yürümek (veya gitmek veya koşmak) — ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek, koşmak) Hani biz bir çayırda arabayla geçerken bir boğa çıkageldi, köylü korkudan nasıl badi badi koşmaya başlamıştı? A. Ş. Hisar … Çağatay Osmanlı Sözlük
deplasmana gitmek (veya çıkmak) — dış sahaya gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
dere tepe düz gitmek — engelleri aşarak gitmek Geceleyin ay aydınlığında yola düzüldüler. Dere tepe düz gittiler. Dağlar aştılar. Ö. Seyfettin … Çağatay Osmanlı Sözlük