-
81 جاز
IجَازcazAnlamı: başlangıçta kuzey amerika zencilerinin müziği iken sonraları bütün dünyada benimsenen bir müzik türüIIجازَ1. katetmekAnlamı: bir yeri aşarak geçmek2. geçmekAnlamı: bir yerden başka bir yere gitmek3. aşmakAnlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek -
82 جاوز
جاوَزَ1. azmakAnlamı: taşkınlıkta ileri gitmek, kötülüğünü artırmak2. aşmakAnlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek -
83 جسر
Iجَسَرَ1. katetmekAnlamı: bir yeri aşarak geçmek2. geçmekAnlamı: bir yerden başka bir yere gitmek3. aşmakAnlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmekIIجِسْر1. viyadük2. köprüجَسَّرَ1. yüreklendirmekAnlamı: birine cesaret vermek2. cesaretlendirmekAnlamı: yüreklendirme, yiğitlendirme -
84 حاف
Iحافٍyalın ayakAnlamı: ayakları çıplakIIحافَ1. kıymakAnlamı: acımayarak büyük bir kötülük etmek, zulmetmek2. zulmetmekAnlamı: eziyet etmek, işkence etmek3. azmakAnlamı: taşkınlıkta ileri gitmek, kötülüğünü artırmak -
85 حضر
IحَضَرَgelmekAnlamı: bir yere gitmek, varmakIIحَضَّرَtezgâhlamakAnlamı: bir iş için hazırlık yapmak -
86 خطا
خَطَا1. gitmekAnlamı: yürümek, yol almak2. gelişmekAnlamı: ilerlemek, olgunlaşmak, genişlemek -
87 در
IدَرّsütIIدَرَّ1. gelmekAnlamı: akmak, cereyan etmek2. akmakAnlamı: (sıvı veya ince taneli maddeler için) bir yerden başka bir yere doğru gitmekدُرّinci -
88 درج
IدَرَجmerdivenIIدَرَجَ1. gitmekAnlamı: yürümek, yol almak2. gezmekAnlamı: hava almak, hoş vakit geçirmek için seyran etmek3. sarmakAnlamı: çevresini çevirmek4. dolamakAnlamı: iplik, şerit, tel gibi nesneleri bir şey üzerine döndürerek sarmak5. dürmekدَرْجtopAnlamı: belli miktardaki kumaş bağıIVدُرْجçekmeceVدَرَّجَ1. sarmakAnlamı: çevresini çevirmek2. dürmek3. dolamakAnlamı: iplik, şerit, tel gibi nesneleri bir şey üzerine döndürerek sarmak -
89 دفق
Iدَفَقَ1. fışkırmak2. harıldamak3. akıtmakAnlamı: akmasını sağlamak, dökmek, akmasına yol açmak4. gelmekAnlamı: akmak, cereyan etmek5. akmakAnlamı: (sıvı veya ince taneli maddeler için) bir yerden başka bir yere doğru gitmek6. dökülmekAnlamı: dökmek işi yapılmak7. dökmekIIدَفْق1. seyelanAnlamı: akma, akıntı2. galebeAnlamı: üstünlük, çokluk3. bollukAnlamı: bol olma durumu -
90 دلال
Iدَلَال1. kırıtkanlıkAnlamı: kırıtkan olma durumu2. naz3. cilveAnlamı: hoşa gitmek için yapılan davranış, nazIIدَلَّال1. vasıtaAnlamı: aracı2. komisyoncuAnlamı: komisyon işleri yapan kimse3. aracıAnlamı: anlaşma sağlayan kimse4. kabzımalAnlamı: meyve ve sebze ücreticileri ile arasında aracılık eden kimse, komisyoncu5. mezatçıAnlamı: artırmayı yapan kişi6. simsarAnlamı: komisyoncu7. temsilci -
91 دلف
دَلَفَ1. gitmekAnlamı: yürümek, yol almak2. gelişmekAnlamı: ilerlemek, olgunlaşmak, genişlemek3. kalkınmakAnlamı: aşamalı bir biçimde gelişmek, ilerlemek -
92 دن
Iدَنّ1. vızAnlamı: böcek uçarken çıkardığı ses2. uğultuAnlamı: uğuldama sesiIIدَنَّ1. tınlamakAnlamı: tın sesi sürüp gitmek2. cayırdamak3. cızlamakAnlamı: cız diye ses çıkarmak4. vınlamakAnlamı: vın diye ses çıkarmak5. uğuldamak -
93 دندن
دَنْدَنَ1. tınlamakAnlamı: tın sesi sürüp gitmek2. cızlamakAnlamı: cız diye ses çıkarmak3. uğuldamak -
94 دنن
-
95 ذهب
Iذَهَب1. beşibirlik2. altınAnlamı: yüksek değerli, paslanmaz elementIIذَهَبَgitmekAnlamı: bir yer doğru yönelmek -
96 راح
I1. demAnlamı: içki2. işretAnlamı: içki3. meyAnlamı: şarapIIراحَgitmekAnlamı: bir yer doğru yönelmek -
97 رجل
IرَجَلَgitmekAnlamı: yürümek, yol almakIIرَجُلadamAnlamı: insan, erkek kişıرجْل1. kademAnlamı: ayak, adım, fut2. ayak -
98 رحل
Iرَحَّلَsınır dışı etmekAnlamı: başka ülkeye göndermekIIرُحَّلgeziciAnlamı: gezerek iş gören, seyarرَحَلَgitmekAnlamı: bir yer doğru yönelmekIVرَحْلbagajAnlamı: yolcu yükü -
99 ركض
Iرَكَضَ1. koşmak2. koşuşmakAnlamı: birlikte ve birden koşmakIIرَكْضkoşuAnlamı: koşarak yapılan yarış -
100 رن
رَنَّ1. tınlamakAnlamı: tın sesi sürüp gitmek2. cayırdamak3. cızlamakAnlamı: cız diye ses çıkarmak4. uğuldamak5. çınlamakAnlamı: çın diye ses çıkarmak
См. также в других словарях:
gitmek — e, der 1) Bir yere doğru yönelmek 2) den Bir yerden veya bir işten ayrılmak 3) Çıkmak, ulaşmak Bu yol nereye gider? 4) Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak Her gün çalışmaya gidiyor. 5) nsz Sürmek, devam etmek Ama böyle… … Çağatay Osmanlı Sözlük
kıçın kıçın gitmek — 1) geriye doğru gitmek, geri geri gitmek 2) henüz yürümeyen bebek kıçüstü gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
sılaya gitmek — 1) bir süre ayrı kaldığı evini, yurdunu görmeye gitmek Ara sıra memlekete, sılaya gitmek lazım. R. H. Karay 2) anne, baba ve diğer akrabalarını görmek için memlekete gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
ağır aksak yürümek (veya gitmek veya ilerlemek) — 1) yavaş olarak, istenilen hızda olmayarak yürümek (gitmek, ilerlemek) Hava ve su kirlenmesine karşı mücadele ağır aksak yürüdü. 2) düzensiz, aralıklı olarak yürümek (gitmek, ilerlemek) … Çağatay Osmanlı Sözlük
hacca gitmek — 1) Müslümanlıkta, hac amacıyla Mekke ye gitmek 2) Hristiyanlıkta, kutsal sayılan yerlere gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
basıp gitmek — birdenbire gitmek, aklına koyduğu şeyi yapmak üzere bulunduğu yerden uzaklaşmak, çekip gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
ipe gitmek — ölüme gitmek Menfaatine dokunan adam, ipe gitmek için lazım gelen hükümleri giyer. F. R. Atay … Çağatay Osmanlı Sözlük
acayibine gitmek — yadırgamak, tuhafına gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
badi badi yürümek (veya gitmek veya koşmak) — ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek, koşmak) Hani biz bir çayırda arabayla geçerken bir boğa çıkageldi, köylü korkudan nasıl badi badi koşmaya başlamıştı? A. Ş. Hisar … Çağatay Osmanlı Sözlük
deplasmana gitmek (veya çıkmak) — dış sahaya gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
dere tepe düz gitmek — engelleri aşarak gitmek Geceleyin ay aydınlığında yola düzüldüler. Dere tepe düz gittiler. Dağlar aştılar. Ö. Seyfettin … Çağatay Osmanlı Sözlük