-
1 or so
falan, filan, öyle bir şey* * *veya şöyle* * *(about; approximately: I bought a dozen or so (books).) aşağı yukarı, yaklaşık -
2 so and so
falan* * *vesaire -
3 such and such
falan filan, filanca -
4 such and such
falan filan, filanca -
5 so-and-so
falan kisi/sey, filanca; Allah'in cezasi kimse, pust -
6 such-and such
falan filan -
7 such-and-such
adjective, pronoun (used to refer to some unnamed person or thing: Let's suppose that you go into such-and-such a shop and ask for such-and-such.) falan, filân falan -
8 like
adj. benzer, gibi, aynı; olası————————adv. benzer, gibi————————conj. sanki, güya————————n. eş, benzer, aynı, beğeni, zevk————————prep. benzer, gibi, aynı; olası; falan————————suff. gibi, benzer, imsi————————v. hoşuna gitmek, hoşlanmak, sevmek, beğenmek, istemek* * *1. iste (v.) 2. benzer (adj.)* * *I 1. adjective(the same or similar: They're as like as two peas.) benzer, aynı, eş2. preposition(the same as or similar to; in the same or a similar way as: He climbs like a cat; She is like her mother.) benzer, gibi3. noun(someone or something which is the same or as good etc as another: You won't see his like / their like again.) benzeri, eşi4. conjunction((especially American) in the same or a similar way as: No-one does it like he does.) gibi, aynı şekilde- likely- likelihood
- liken
- likeness
- likewise
- like-minded
- a likely story!
- as likely as not
- be like someone
- feel like
- he is likely to
- look like
- not likely! II verb1) (to be pleased with; to find pleasant or agreeable: I like him very much; I like the way you've decorated this room.) sevmek, beğenmek2) (to enjoy: I like gardening.) hoşlanmak, zevk almak•- likeable- likable
- liking
- should/would like
- take a liking to -
9 etcetera
n. falan filân, ufak tefek şeyler -
10 re
pref. tekrar, yeniden, geri, geriye————————prep. filanca, falan, hakkında, dair -
11 etcetera
n. falan filân, ufak tefek şeyler -
12 re
pref. tekrar, yeniden, geri, geriye————————prep. filanca, falan, hakkında, dair -
13 or something
ya da öyle bir sey, falan
См. также в других словарях:
Falan — is a town and municipality in the Tolima department of Colombia. Falan was founded before 1539, by the Guandecas and Pomponáes tribes. It was discovered by Spanish Baltazar Maldonado in 1539. The population of the municipality was 17,251 as of… … Wikipedia
falan — zm., Ar. fulān 1) Söylenmesi istenmeyen veya gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutan kelime, filan Bana falan geldi, falan gitti diye anlatmaya başladı. 2) is. Cümlede belirtilen nesne veya nesnelerden sonra gelerek ve benzerleri anlamında… … Çağatay Osmanlı Sözlük
Falan — 5°08′N 74°57′W / 5.133, 74.95 … Wikipédia en Français
Falan — Original name in latin Falan Name in other language Falan, Santa Ana, Santana, Santana de Lajas State code CO Continent/City America/Bogota longitude 5.11564 latitude 74.94894 altitude 875 Population 5234 Date 2012 01 19 … Cities with a population over 1000 database
Falan — Admin ASC 2 Code Orig. name Falan Country and Admin Code CO.28.3682511 CO … World countries Adminstrative division ASC I-II
falan filan — is. Önem verilmeyen, hafifsenen kimse, şey, filan falan, falan festekiz, falan feşmekân Ona kâğıt, kalem falan filan lazım … Çağatay Osmanlı Sözlük
falan festekiz — is. Falan filan Unutma, yok bilmem, görmemiş, falan festekiz gibi masallar anlatmaya başladı … Çağatay Osmanlı Sözlük
falan feşmekân — is. Falan filan … Çağatay Osmanlı Sözlük
falan fıstık — is., ğı Falan filan … Çağatay Osmanlı Sözlük
Új név a régi ház falán — Infobox ESC entry song = flagicon|Hungary Új név a régi ház falán caption = year = 1995 country = Hungary artist = Csaba Szigeti as = with = language = Hungarian languages = composer = Ferenc Balázs lyricist = Attila Horváth conductor = Miklós… … Wikipedia
aşağı (falan) yukarı — 1) (falan) bir kimsenin adının dilden düşürülmediğini, onun pek gözde olduğunu anlatan bir söz Adı erken yaşta şaire çıkmıştı. Şair aşağı, şair yukarı. H. Taner 2) (falan) bir hizmette çok kullanılan kişice, yakınma olarak kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük