Перевод: с арабского на турецкий

с турецкого на арабский

erk

  • 1 إمكان

    إِمْكان
    1. kifayet
    Anlamı: yeterlik, iktidar
    2. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    3. takat
    Anlamı: güç, kuvvet
    4. yeti
    Anlamı: yapabilme gücü, melek
    5. ihtimal
    Anlamı: olabilirlik, olasılık
    6. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    7. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    8. imkân
    9. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    10. kabiliyet
    Anlamı: yetenek
    11. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    12. olabilirlik
    Anlamı: olasılık, ihtimal
    13. olanak
    Anlamı: yararlanılan uygun şart, imkân
    14. olasılık
    Anlamı: bir şeyin olabilmesi durumu, olabirlik
    15. potansiyel
    Anlamı: varlığı, ortaya çıkmamış güç
    16. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    17. yetenek
    Anlamı: kabiliyet
    18. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    19. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > إمكان

  • 2 استطاعة

    اِسْتِطَاعَة
    1. kifayet
    Anlamı: yeterlik, iktidar
    2. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    3. yeti
    Anlamı: yapabilme gücü, melek
    4. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    5. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    6. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    7. kabiliyet
    Anlamı: yetenek
    8. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    9. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    10. yetenek
    Anlamı: kabiliyet
    11. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    12. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > استطاعة

  • 3 اقتدار

    اِقْتِدار
    1. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    2. yeti
    Anlamı: yapabilme gücü, melek
    3. takat
    Anlamı: güç, kuvvet
    4. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    5. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    6. kabiliyet
    Anlamı: yetenek
    7. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    8. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    9. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    10. yetenek
    Anlamı: kabiliyet
    11. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    12. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > اقتدار

  • 4 تمكن

    تَمَكُّن
    1. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    2. yeti
    Anlamı: yapabilme gücü, melek
    3. takat
    Anlamı: güç, kuvvet
    4. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    5. kabiliyet
    Anlamı: yetenek
    6. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    7. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    8. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    9. olanak
    Anlamı: yararlanılan uygun şart, imkân
    10. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    11. yetenek
    Anlamı: kabiliyet
    12. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    13. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    14. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > تمكن

  • 5 حول

    I
    حَوْل
    1. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    2. takat
    Anlamı: güç, kuvvet
    3. üstüne
    Anlamı: ilişkin, üzerine, dair
    4. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    5. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    6. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    7. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    8. hakkında
    Anlamı: ilgili olarak
    9. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    10. sene
    Anlamı: yıl
    11. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    12. hâl
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    13. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal
    II
    حَوَّلَ
    devretmek
    Anlamı: dönmek, dolaşmak
    حُوَّل
    1. düzenbaz
    Anlamı: düzenci, hileci
    2. madrabaz
    Anlamı: hile yapan
    3. kalleş
    4. sinsi
    5. üfürükçü

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > حول

  • 6 طائل

    طائِل
    1. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    2. takat
    Anlamı: güç, kuvvet
    3. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    4. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    5. kabiliyet
    Anlamı: yetenek
    6. fayda
    Anlamı: yarar, kâr
    7. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    8. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    9. maslahat
    Anlamı: iş, önemli iş, mesele
    10. menfaat
    Anlamı: yarar, çıkar
    11. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    12. çıkar
    13. avantaj
    Anlamı: üstünlük sağlayan şey, yarar, kâr
    14. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    15. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    16. büyük

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > طائل

  • 7 طائلة

    طائِلَة
    1. kifayet
    Anlamı: yeterlik, iktidar
    2. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    3. kabiliyet
    Anlamı: yetenek
    4. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    5. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    6. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    7. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    8. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    9. hâl
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    10. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    11. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    12. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > طائلة

  • 8 طاقة

    I
    طَاقَة
    mecal
    Anlamı: güç, derman, takat
    II
    طاقَة
    1. kifayet
    Anlamı: yeterlik, iktidar
    2. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    3. takat
    Anlamı: güç, kuvvet
    4. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    5. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    6. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    7. kabiliyet
    Anlamı: yetenek
    8. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    9. kuvvet
    Anlamı: güç, takat, şiddet
    10. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    11. sabır
    Anlamı: dayanç
    12. yetenek
    Anlamı: kabiliyet
    13. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    14. hâl
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    15. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    16. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > طاقة

  • 9 طول

    I
    طَوْل
    1. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    2. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    3. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    4. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    5. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    6. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    7. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    8. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    9. hâl
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    10. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal
    II
    طُول
    uzunluk
    طَوَّلَ
    uzatmak
    Anlamı: uzatmasına sebep olmak, temdit etmek

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > طول

  • 10 قابلية

    قابِلِيَّة
    1. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    2. erotizm
    3. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    4. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    5. kabiliyet
    Anlamı: yetenek
    6. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    7. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    8. libido
    Anlamı: cinsel iç güdünün belirtilerini gösteren, yaşama gücünün bütünü
    9. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    10. yetenek
    Anlamı: kabiliyet
    11. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    12. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    13. arzu
    Anlamı: istek, dilek, heves

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > قابلية

  • 11 قبل

    I
    قَبَّلَ
    öpmek
    II
    قَبْل
    1. evvelce
    Anlamı: önce, önceleri, eskiden
    2. evvel
    Anlamı: önce, ilk
    قُبْل
    ön
    IV
    قِبَل
    1. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    2. takat
    Anlamı: güç, kuvvet
    3. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    4. kabiliyet
    Anlamı: yetenek
    5. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    6. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    7. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    8. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    9. yetenek
    Anlamı: kabiliyet
    10. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    11. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    12. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > قبل

  • 12 قدرة

    قُدْرَة
    1. kifayet
    Anlamı: yeterlik, iktidar
    2. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    3. takat
    Anlamı: güç, kuvvet
    4. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    5. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    6. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    7. kuvvet
    Anlamı: güç, takat, şiddet
    8. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    9. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    10. yetenek
    Anlamı: kabiliyet
    11. hâl
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    12. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    13. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    14. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > قدرة

  • 13 مراس

    مِرَاس
    1. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    2. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    3. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    4. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    5. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    6. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    7. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    8. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    9. hâl
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    10. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > مراس

  • 14 مرة

    I
    مَرَّة
    1. kere
    Anlamı: kez, defe
    2. kez
    Anlamı: defa, kere
    II
    مِرَّة
    1. safrâ
    Anlamı: öd
    2. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    3. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    4. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    5. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    6. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    7. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    8. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    9. hâl
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    10. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    11. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > مرة

  • 15 مقدرة

    مَقْدِرَة
    1. kifayet
    Anlamı: yeterlik, iktidar
    2. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    3. takat
    Anlamı: güç, kuvvet
    4. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    5. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    6. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    7. kudret
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    8. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    9. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    10. hâl
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    11. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    12. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > مقدرة

  • 16 إمكان

    can; derman; ehliyet; enerji; erk; erke; güç; ihtimal; imkân; kabiliyet; kifayet; kudret; olasılık; olabilirlik; olanak; potansiyel; takat; yeti; yetenek

    Arabic-Turkish dictionary > إمكان

  • 17 استطاعة

    can; ehliyet; enerji; erk; erke; güç; hız; kabiliyet; kifayet; kudret; yeti; yetenek

    Arabic-Turkish dictionary > استطاعة

  • 18 اقتدار

    can; derman; ehliyet; enerji; erk; erke; güç; kabiliyet; kudret; takat; yeti; yetenek

    Arabic-Turkish dictionary > اقتدار

  • 19 بأس

    acı; acıma; ağrı; azap; beis; can; derman; dokunca; ehliyet; elem; endişe; enerji; erkeklik; erk; erke; eza; eziyet; ezinç; ezinti; gaile; güç; hâl; haşyet; havil; hız; hüsran; işkence; kabadayılık; kahır; kahramanlık; korku; mertlik; panik; perva; sakınca; ürküntü; yılgı; yılgınlık; yiğitlik; ziyan

    Arabic-Turkish dictionary > بأس

  • 20 تمكن

    can; derman; ehliyet; enerji; erk; erke; güç; hız; kabiliyet; kudret; olanak; takat; yeti; yetenek

    Arabic-Turkish dictionary > تمكن

См. также в других словарях:

  • erkəklənmə — «Erkəklənmək»dən f. is …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • erkəkləşmə — «Erkəkləşmək»dən f. is …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • ERK — or ERK can refer to:*Extracellular signal regulated kinases, a kind of protein molecule * ERK A muslim socialist organisation active in Bashkiria, Bukhara and Turkestan from 1919 to 1921. * Uzbekistan Liberty Democratic Party * Erk, an AC 2 or… …   Wikipedia

  • Erk — steht für: Erkelenz in Nordrhein Westfalen als Kfz Kennzeichen Extracellular signal Regulated Kinase Erk ist der Familienname folgender Personen: Fritz Erk (1857 1909), deutscher Meteorologe Ludwig Erk (1807–1883), deutscher Volksliedforscher und …   Deutsch Wikipedia

  • Erk — (parti) Erk est un parti politique ouzbek, fondé en 1990 par Muhammad Solih, et officiellement reconnu en tant que premier parti politique d opposition ouzbek l année suivante. À la suite d une campagne de répression menée contre les opposants au …   Wikipédia en Français

  • ERK — steht für: Erkelenz in Nordrhein Westfalen als Kfz Kennzeichen Extracellular signal Regulated Kinase Erk ist der Familienname folgender Personen: Fritz Erk (1857–1909), deutscher Meteorologe Ludwig Erk (1807–1883), deutscher Volksliedforscher und …   Deutsch Wikipedia

  • erkʷ- —     erkʷ     English meaning: to shine; to praise     Deutsche Übersetzung: ‘strahlen; hell klingen, lobpreisen”     Material: O.Ind. árcati ‘shines; sings praise, greets, honors, venerates”, arká m. “ray, lightning, sun, fire; song, bard,… …   Proto-Indo-European etymological dictionary

  • Erk — Erk, 1) Ludwig, geb. 1807 in Meurs, Musiklehrer am königlichen Seminar daselbst, seit 1837 Lehrer der Musik am königlichen Seminar für Stadtschulen in Berlin. Er machte sich vorzugsweise um das Volkslied verdient, sowohl in Bezug auf eigne… …   Pierer's Universal-Lexikon

  • Erk — Erk, Ludwig, Musiker, geb. 6. Jan. 1807 in Wetzlar, gest. 25. Nov. 1883 in Berlin, Sohn eines Kantors und Organisten, wurde 1826 Musiklehrer am Seminar zu Mörs und 1835 am Seminar für Stadtschulen in Berlin. Während seines Aufenthalts am Rhein… …   Meyers Großes Konversations-Lexikon

  • Erk — Erk, Ludwig, Musiker, geb. 6. Jan. 1807 zu Wetzlar, 1835 77 Stadtschullehrer in Berlin, gest. 26. Nov. 1883, Sammler und Komponist von Volks und Schulliedern …   Kleines Konversations-Lexikon

  • þerk- — *þerk germ.?, Verb: nhd. schelten; ne. scold; Rekontruktionsbasis: ae.; Etymologie: unbekannt; Weiterleben: ae. *þer c ian, schwach. Verb (2); Literatur: Falk/T …   Germanisches Wörterbuch

Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»