-
1 أسير
-
2 ألمح
أَلْمَحَ1. dokunmakAnlamı: ilişkin, ilgili olmak, değinmek2. imlemekAnlamı: dolayısıyla anlatmak3. simgelemekAnlamı: sembol durumuna getirmek4. değinmek -
3 أومأ
أَوْمَأَ1. dokunmakAnlamı: ilişkin, ilgili olmak, değinmek2. imlemekAnlamı: dolayısıyla anlatmak3. anıştırmakAnlamı: ima etmek, ihsas etmek4. simgelemekAnlamı: sembol durumuna getirmek5. değinmek -
4 احتلال
-
5 استلاب
اِسْتِلاب1. çapulAnlamı: yağma, talan2. haydutlukAnlamı: haydut olma durumu, şakilik3. hırsızlıkAnlamı: çalma, sirkat4. kapkaçAnlamı: bir çeşit hırsızlık5. talanAnlamı: yağma6. yağmacılıkAnlamı: yağma etme işi7. yağmaAnlamı: malı ele geçirme ve alıp kaçma -
6 تشاءم
-
7 حاول
حاوَلَ1. girişmekAnlamı: bir işe, bir şeye başlamak için hazırlık yapmak, ele almak2. kalkışmakAnlamı: bir işe girişmek -
8 حك
Iحَكَّ1. keselemekAnlamı: kese ile ovmak2. sürtmek3. çitilemekIIحُكّpusulaAnlamı: yön tespit aracı -
9 خصوص
خُصُوص1. heleAnlamı: ''özellikle'', ''hiç olmazsa'', ''her şeyden önce'' anlamında gelir2. konuAnlamı: konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, alay veya durum, mevzu3. sadetAnlamı: konuşulan asıl konu4. özellikleAnlamı: her şeyden önce bilhassa5. bahisAnlamı: konuşulan şey, konu6. bilhassaAnlamı: her şeyden önce, özellikle -
10 خليع
خَلِيع1. dost2. zampara3. hovardaAnlamı: uygunsuz kadının paralı âşığı4. uçarıAnlamı: ele avuca sığmaz, sefih5. çapkınAnlamı: geçici duygular peşinde koşan -
11 داعر
داعِر1. hovardaAnlamı: uygunsuz kadının paralı âşığı2. zampara3. dost4. uçarıAnlamı: ele avuca sığmaz, sefih -
12 رقابة
رَقَابَة1. gözetimAnlamı: gözetim işi, nezaret2. tarassutAnlamı: gözleme, gözetleme3. gözlem4. gözaltı5. denetAnlamı: denetlemek işi6. denetimAnlamı: murakabe, kontrol -
13 سطو
سَطْو1. haydutlukAnlamı: haydut olma durumu, şakilik2. hırsızlıkAnlamı: çalma, sirkat3. çapullamakAnlamı: başkasının malını yağma etmek4. kapkaçAnlamı: bir çeşit hırsızlık5. talanAnlamı: yağma6. yağmaAnlamı: malı ele geçirme ve alıp kaçma -
14 سفيه
سَفِيه1. zibidi2. idraksizAnlamı: anlayışsız, ahmak3. avalAnlamı: aptal, ahmak4. şabanAnlamı: aptal, alık, budala5. kazAnlamı: budala6. galizAnlamı: kaba, çirkin, iğrenç7. enayiAnlamı: fazla bön, avanak8. andavallıAnlamı: beceriksiz, görgüsüz ve bön olan kimse9. eblehAnlamı: akılsız, alık, budala10. angutAnlamı: ahmak ve aptal11. gerzekAnlamı: geri zekâlı olan12. basiretsizAnlamı: ileri ve uzak görüşlü olmayan13. hesapsızAnlamı: hesabı tutulmayan14. gabiAnlamı: anlayışsız, kalın kafalı olan15. mankafaAnlamı: anlayışsız, aptal16. kakavanAnlamı: kendini beğenmiş, sevimsiz17. akılsızAnlamı: aklı, gerçeği görüp ona göre davranmaya elverişli olmayan, anlayışı kıt18. müstehcenAnlamı: açık saçık, edebe aykırı19. müsrifAnlamı: tutumsuz, savurgan20. uçarıAnlamı: ele avuca sığmaz, sefih21. pespayeAnlamı: alçak, soysuz22. patavatsızAnlamı: davranışlarına dikkat etmeyen23. salak24. şapşalAnlamı: aptalca davranışlarda bulunan, alık25. kaşkavalAnlamı: aptal, sersem26. kaşalotAnlamı: aptal, budala27. kelekAnlamı: aptal28. aptalAnlamı: zekâ yoksunu, ahmak, alık olan kimse29. ahmakAnlamı: aklını gereği gibi kullanamayan, aptal30. alıkAnlamı: akılsız, sersem, ebleh ve şaşkın31. arsızAnlamı: utanması, sıkılması olmayan, yılışık32. avanakAnlamı: kolayca kandırılabilen kişi33. dangalakAnlamı: akılsız, düşüncesiz34. berbatAnlamı: kötü35. batakçıAnlamı: eline geçen parayı batıran36. beceriksizAnlamı: becerisi olmayan, usta olmayan37. beyinsizAnlamı: akılsız, düşüncesiz38. bönAnlamı: budala, saf -
15 شور
-
16 صدد
Iصَدَد1. açarAnlamı: yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif2. hedefAnlamı: amaç, gaye, maksat3. konuAnlamı: konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, alay veya durum, mevzu4. meramAnlamı: istek, amaç, maksat5. muratAnlamı: istek, dilek6. kasıtAnlamı: amaç, maksat7. kenarAnlamı: bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı yakını, kıyı8. gayeAnlamı: amaç, hedef9. sadetAnlamı: konuşulan asıl konu10. erekAnlamı: amaç, gaye, maksat, hedef11. garazAnlamı: hedef, amaç, maksat12. yanAnlamı: ön, arka, alt ve üstün dışında kalan bölüm13. amaçAnlamı: erişilmek istenilen sonuç, gaye, hedef, maksat14. bahisAnlamı: konuşulan şey, konu15. kıranAnlamı: kıyı, uç, kenar, çevre16. cihetAnlamı: yön, taraf, yan17. bucakAnlamı: kenar, köşe, yerIIصَدَّدَ1. irinlenmekAnlamı: irin toplamak2. cerahatlenmekAnlamı: (yara) irin toplamak -
17 ضبط
Iضَبَطَ1. sistemleştirmekAnlamı: sistemli duruma getirmek2. aramakAnlamı: araştırmak, yoklamak3. zaptetmekAnlamı: zorla almak4. incelemekAnlamı: bir işi ayrıntılarıyla öğrenmeye çalışmak, tetkik5. irdelemek6. tertiplemekAnlamı: düzenlemek7. düzeltmekAnlamı: düzgün duruma getirmek8. düzmek9. düzenlemekAnlamı: düzgün duruma getirilmekIIضَبْط1. zaptAnlamı: zor kullanarak ele geçirme2. zor alımAnlamı: işlenen bir suç karşılığı olarak suçlunun malının bütünü veya bir bölümü üstündeki mülkiyetine son verilmesi ve devredilmesi, müsadere3. müsadere -
18 غنيمة
-
19 فاجر
فاجِر1. zampara2. dost3. hovardaAnlamı: uygunsuz kadının paralı âşığı4. uçarıAnlamı: ele avuca sığmaz, sefih -
20 فاسق
فاسِق1. zampara2. dost3. hovardaAnlamı: uygunsuz kadının paralı âşığı4. uçarıAnlamı: ele avuca sığmaz, sefih
- 1
- 2
См. также в других словарях:
ele — ele·gante; ele·gi·am·bus; ele·git; ele·i·din; ele·o·cyte; ele·o·lite; ele·va·tio; ele·va·to; … English syllables
ele — |é| s. m. Nome da letra L ou l. ‣ Etimologia: pronúncia da letra l ele |ê| pron. pess. Pronome pessoal correspondente à terceira pessoa do singular, usado para designar a pessoa ou aquilo de que se fala (ex.: ele já chegou; o responsável é ele; … Dicionário da Língua Portuguesa
ELE — Saltar a navegación, búsqueda ELE puede hacer referencia a: La duodécima letra del alfabeto español. Los eventos ligados a la extinción. Español como Lengua Extranjera Obtenido de ELE Categoría: Wikipedia:Desambiguación … Wikipedia Español
¡ele! — interjección 1. Se usa para animar a alguien que canta, baila, participa en una competición, etc. y que normalmente va acompañada de palmadas, gritos, etc. Observaciones: Suele ir reforzada por otra palabra: ¡Ele tu padre! 2. Se usa para expresar … Diccionario Salamanca de la Lengua Española
élé — élé·gant; élé·gante; … English syllables
ELE — steht als Abkürzung für: die Eutin Lübecker Eisenbahn die Emscher Lippe Energie GmbH, einen regionalen Energieversorger ein extinction level event, siehe Massenaussterben Ensemble de Lancement Europa, die ehemalige Startrampe für die Europa 2… … Deutsch Wikipedia
Ele — Ele, Fisch, so v.w. Alse … Pierer's Universal-Lexikon
ele — ×ele conj. BzB282 žr. 2 ale … Dictionary of the Lithuanian Language
¡ele! — Probablemente de origen expresivo. (int.) (Andalucía y otros sitios) ¡Ole!, ¡olé! 1. Voz usada para animar o estimular. ¡Ele, maestro, bien puesto ese par! 2. Voz que expresa satisfacción o entusiasmo por algo, a veces con ironía. ¡Ele, mi niño,… … Diccionario Jaén-Español
ELE Nr. 17 — T 28 DRG 97 401 DR 93 6576 Nummerierung: Erfurt 9101 DRG 97 401 ELE Nr. 17II BStB Nr. 59 DR 93 6576 Anzahl: 1 Hersteller: Borsig Baujahr(e): 1920 Ausmusterung: 1955 Bauart: 1 D1 h2 (4v)zt … Deutsch Wikipedia
ELE — {{#}}{{LM E46866}}{{〓}} {{[}}ELE{{]}} {{◆}}(pl. ELE){{◇}} {{《}}▍ s.m.{{》}} Enseñanza del español a personas que tienen otra lengua materna. {{★}}{{\}}ETIMOLOGÍA:{{/}} Es el acrónimo de español como lengua extranjera. {{★}}{{\}}PRONUNCIACIÓN:{{/}} … Diccionario de uso del español actual con sinónimos y antónimos