Перевод: с русского на турецкий

с турецкого на русский

duvarda

  • 1 блик

    м, в соч.

    кра́сные бли́ки от костра́ — yanan ateşin kızıltıları

    на стене́ игра́ли со́лнечные бли́ки — duvarda güneş akisleri oynaşıyordu

    Русско-турецкий словарь > блик

  • 2 висеть

    asılı olmak,
    sarkmak
    * * *
    asılı olmak / durmak; sarkmak ( свисать)

    на стене́ виси́т карти́на — duvarda bir tablo var

    над реко́й висе́л тума́н — nehrin üstünde sis asılıydı

    ••

    висе́ть в во́здухе — разг. havada askıda kalmak

    Русско-турецкий словарь > висеть

  • 3 играть

    oyun
    * * *
    несов.; сов. - сыгра́ть
    1) oynamak; oynaşmak

    игра́ть в футбо́л — futbol oynamak

    сыгра́ть конём — шахм. atı oynatmak

    он де́сять раз игра́л в соста́ве национа́льной сбо́рной — on defa milli olmuştu

    2) тк. несов. oynamak; oynaşmak

    де́ти лю́бят игра́ть — çocuklar oynamaktan hoşlanır

    в углу́ игра́ли котя́та — köşede kedi yavruları oynaşıyordu

    не игра́й со спи́чками! — kibritle oynama!

    игра́ть чьей-л. жи́знью — перен. birinin hayatıyla oynamak

    игра́ть на пиани́но — piyano çalmak

    сыгра́й како́й-нибу́дь вальс — bir vals çal / geç

    4) театр. (sahneye) çıkmak; rol oynamak / almak; oynamak ( о спектакле)

    игра́ть Оте́лло — Otello'ya çıkmak

    он игра́л в ра́зных города́х — çeşitli şehirlerde sahneye çıkmıştı

    в э́том фи́льме он игра́ет Мо́царта — bu filmde Mozart'ı canlandırıyor / oynuyor

    сы́гранные им ро́ли — oynadığı roller

    5) перен. sömürmek

    игра́ть на религио́зных чу́вствах кого-л. — birinin dinsel duygularını sömürmek / tahrik ve istismar etmek

    6) тк. несов. ( пениться - о вине) köpürmek
    7) тк. несов. oynaşmak

    на стене́ игра́ли причу́дливые те́ни — duvarda acayip şekilli gölgeler oynaşıyordu

    на его́ лице́ игра́ла улы́бка — yüzünde bir tebessüm belirip belirip kayboluyordu

    ••

    игра́ть с огнём — ateşle / barutla oynamak

    игра́ть слова́ми — kelimeler üstünde oynamak

    игра́ть на би́рже — borsada oynamak

    игра́ть на́ руку кому-л.birinin ekmeğine yağ sürmek

    Русско-турецкий словарь > играть

  • 4 торчать

    dışarı fırlamak
    * * *
    1) dışarı fırlamış olmak; sırıtmak

    у ло́шади торча́ли рёбра — atın kaburgaları dışarı fırlamıştı

    в стене́ торчи́т гвоздь — duvarda yarı çakılmış bir mıh var

    2) разг. dikilip durmak

    ну что ты торчи́шь у меня́ перед глаза́ми! — karşımda ne dikilip duruyorsun be!

    ве́чно э́та соба́ка торчи́т под нога́ми! — bu köpek de hep insanın ayak ucunda dolanır durur!

    Русско-турецкий словарь > торчать

  • 5 уступ

    м, в соч.

    в стене́ есть усту́п — duvarda bir girinti var

    Русско-турецкий словарь > уступ

См. также в других словарях:

  • öd — duvarda ve ağaçta delik, I, 31bkz: öt zaman, vakit; mevsim, hava I, 44, 330, 353; II, 77, 101; III, 125bkz: öd sığır, öküz, I, 45, 346bkz: ud, ud öz, kendi. f, 243 öd zaman, vakit I …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • çiçeklik — duvarda kireç veya tahtadan yapılan ufak sundurma …   Beypazari ağzindan sözcükler

  • açıt — is., dı, mim. Bir duvarda açık bırakılmış bulunan kapı, pencere, kemerleme vb. açıklık …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • alçı levha — is., mim. 1) Duvarda ve tavanda düzgünlük sağlamak amacıyla iç mekânlarda kullanılan, alçı ve diğer katkı maddeleriyle sıkıştırılmış levha, alçıpan 2) Tavan süslemelerinde kullanılan ve çeşitli desenleri olan alçıdan yapılmış kalıp …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • budak deliği — is. Tahtalardaki budak yerinin çıkarılmasından sonra ortaya çıkan boşluk Duvarda asılmış bir şapka âdeta canlanmış, altında bir budak deliği kapkara bir tek göz gibi bakıyor. R. N. Güntekin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çatlaklık — is., ğı 1) Çatlak olma durumu 2) Çatlamış yer, çatlak Duvarda bir çatlaklık var. 3) mec. Delilik …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çerçeve — is., Far. çār + çūbe 1) Resim, yazı, ayna vb.ni süslemek veya bir yere asılabilecek duruma getirmek için bunlara geçirilen kenarlık Duvarda bir çerçeve asılıdır ki çarpıktır, düzeltemezsiniz. R. H. Karay 2) Kapı, pencere ile bunların cam veya… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çerçevesiz — sf. Çerçeve içinde olmayan Duvarda Nadir in pastelle yapılmış çerçevesiz bir portresi. P. Safa …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çini — is., Far. çīnī 1) Duvarları kaplayıp süslemek için kullanılan, bir yüzü sırlı ve genellikle çiçek resimleriyle bezeli, pişmiş, balçık levha, fayans Bizi sarar bir sülüs yazı görsek duvarda / Bize heyecan verir bir parça yeşil çini. F. N. Çamlıbel …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • mihrap — is., bı, din b., Ar. miḥrāb 1) Cami, mescit vb. yerlerde Kâbe yönünü gösteren, duvarda bulunan ve imama ayrılmış olan oyuk veya girintili yer Cennetten, cehennemden bahseden ihtiyar imamı, mihrabın yanındaki kürsüye çıkardı. Ö. Seyfettin 2) mec.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • parmak parmak — sf. 1) Parmak biçiminde Duvarda parmak parmak yağ lekeleri var. 2) zf. Parmaklayarak Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller parmak parmak yemek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»