-
21 careful
dikkatli; dikkatle yapilmis; özenli; cimri, siki -
22 cautious
dikkatli, tedbirli, sakingan -
23 chary
dikkatli, tedbirli, sakingan -
24 circumspect
dikkatli, önemli -
25 diligent
dikkatli, çaliskan, gayretli -
26 heedful
dikkatli, özenli -
27 painstaking
dikkatli, özenli -
28 scrutiny
dikkatli inceleme, arastirma -
29 watch out (for)
dikkatli olmak, dikkat etmek -
30 careful
adj. dikkatli, itinalı, özenli, düşünen; titiz; tedbirli; ölçülü, idareli; tutumlu (aşırı)* * *dikkatli* * *1) (taking care; being cautious: Be careful when you cross the street; a careful driver.) dikkatli2) (thorough: a careful search.) dikkatli, dikkatle yapılan -
31 attentive
adj. dikkatli, özenli, nazik, kibar* * *dikkatli* * *[-tiv]adjective (giving attention: The children were very attentive when the teacher was speaking; attentive to her needs.) dikkatli, özen gösteren -
32 cautious
adj. tedbirli, ihtiyatlı, dikkatli, sakınan* * *1. dikkatli 2. ihtiyatlı 3. tedbirli* * *adjective (having or showing caution; careful: She used to trust everyone but she's more cautious now; a cautious driver.) dikkatli, tedbirli -
33 heedful
adj. dikkatli, özenli, ihtiyatlı* * *dikkatli* * *adjective ((with of) paying attention to; responding to: heedful of danger.) kulak veren, dikkatli -
34 mindful
adj. düşünceli, unutmayan, dikkatli* * *dikkatli* * *( with of) adjective ((formal) aware (of); paying attention (to): to be mindful of their needs; Mindful of the dangers, he proceeded with caution.) uyanık, dikkatli -
35 watchful
adj. dikkatli, uyanık, tetikte* * *dikkatli* * *adjective (alert and cautious: watchful eyes; If you are watchful you will not be robbed.) uyanık, dikkatli -
36 chary
adj. temkinli, ihtiyatlı, sakınan, cimri, tutumlu, idareli* * *1. dikkatli 2. ihtiyatlı* * *[' eəri]((with of) cautious: Be chary of lending money to someone you don't know very well.) dikkatli, ihtiyatlı -
37 intent
adj. niyetli, istekli, hevesli, kararlı, meşgul, dalmış, dikkatli————————n. niyet, maksat, amaç, gaye, kasıt* * *amaç* * *[-t]1) ((with on) meaning, planning or wanting to do (something): He's intent on going; He's intent on marrying the girl.) niyetli, kararlı2) ((with on) concentrating hard on: He was intent on the job he was doing.) dikkatli -
38 observant
adj. uyan, riayet eden, itaatkâr, bağlı, dikkat eden* * *dikkatli* * *adjective (quick to notice: An observant boy remembered the car's registration number.) dikkatli -
39 scrutiny
n. dikkatli inceleme, ince eleyip sık dokuma, oyların yeniden sayımı* * *inceleme* * *['skru:təni](careful, detailed examination or inspection: Famous people live their lives under continuous public scrutiny.) dikkatli inceleme -
40 wary
См. также в других словарях:
dikkatli — sf. 1) Dikkat eden, özen gösteren (kimse) 2) Titiz, araştırıcı, sorgulayıcı Bir yabancının dikkatli bakışından ürkerek susacağından korkmuştu. R. H. Karay … Çağatay Osmanlı Sözlük
ENZAR-I DİKKAT — Dikkatli bakışlar, dikkatli görüşler … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
sak durmak — dikkatli, uyanık durumda bulunmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
teyakkuza geçmek — dikkatli ve tetikte olmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
ayağını denk basmak — dikkatli ve uyanık davranmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
öcül öcül bakmak — dikkatli ve saf bakış … Beypazari ağzindan sözcükler
tetkik etmek — 1) incelemek Çocuk gene dikkatli dikkatli beni tetkik ediyor. M. Ş. Esendal 2) araştırmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
dakik — sf., Ar. daḳīḳ 1) Düzenli işleyen, aksamayan 2) mec. Zamanı kullanmada çok dikkatli olan, her şeyi zamanında yapmaya özen gösteren … Çağatay Osmanlı Sözlük
dikkatlilik — is., ği Dikkatli olma durumu … Çağatay Osmanlı Sözlük
dikkatsiz — sf. İşinde dikkatli davranmayan, dalgın, savruk, özensiz İnsan tanımayan dalgın, dikkatsiz biletçi de kötüdür. R. H. Karay … Çağatay Osmanlı Sözlük
dimdik — sf., ği 1) Çok dik 2) Sağlıklı, zinde Müsteşar dimdik, sert adımlar atıyor. P. Safa 3) Sıkıntıları karşılayacak durumda olan, baş eğmeyen, metin 4) zf. Çok dik bir biçimde 5) zf. Sağa sola sapmadan, dosdoğru Çevik adımlarla dimdik yürüyen, uzun… … Çağatay Osmanlı Sözlük