Перевод: с английского на турецкий

с турецкого на английский

devrilmek

  • 1 topple down

    devrilmek, tepetaklak düşmek

    English-Turkish dictionary > topple down

  • 2 topple over

    devrilmek, tepetaklak düşmek, düşürmek, devirmek, alaşağı etmek

    English-Turkish dictionary > topple over

  • 3 topple down

    devrilmek, tepetaklak düşmek

    English-Turkish dictionary > topple down

  • 4 topple over

    devrilmek, tepetaklak düşmek, düşürmek, devirmek, alaşağı etmek

    English-Turkish dictionary > topple over

  • 5 tip over

    boşaltmak (eğip), dökmek, devrilmek, takla atmak, burun üstü gelmek (uçak)
    * * *
    devir
    * * *
    (to knock or fall over; to overturn: He tipped the lamp over; She put the jug on the end of the table and it tipped over.) devirmek, devrilmek

    English-Turkish dictionary > tip over

  • 6 topple

    v. devirmek, devrilmek, düşecek gibi olmak, sendelemek, tepetaklak düşmek
    * * *
    itip yuvarla
    * * *
    ['topl]
    (to (make something) fall: He toppled the pile of books; The child toppled over.) devirmek, devrilmek; düşmek

    English-Turkish dictionary > topple

  • 7 tumble

    n. düşme, düşüş, takla, perende, dönme, karışıklık
    ————————
    v. düşmek, devrilmek, yıkılmak, yuvarlanmak, perende atmak, takla atmak, tepetaklak olmak, dönmek, karıştırmak, dağıtmak, bozmak
    * * *
    1. anla (v.) 2. düşüş (n.)
    * * *
    1. verb
    1) (to (cause to) fall, especially in a helpless or confused way: She tumbled down the stairs; The box suddenly tumbled off the top of the wardrobe.) tepetaklak yuvarlanmak, paldır küldür düşmek
    2) (to do tumbling.) düşmek, devrilmek
    2. noun
    (a fall: She took a tumble on the stairs.) düşme
    - tumblerful
    - tumble-drier
    - tumbling

    English-Turkish dictionary > tumble

  • 8 capsize

    v. alabora olmak, ters dönmek, değişivermek, alabora etmek, devirmek
    * * *
    alabora ol
    * * *
    ((of a boat) to overturn, often sinking afterwards.) devrilmek, alabora olmak

    English-Turkish dictionary > capsize

  • 9 fall

    n. sonbahar, yaprak dökümü, düşme, dökülme, düşüş, döküm, kat, fırfır, yağış, yıkılma, çöküş, inme, ucuzlama, çağlayan, şelâle, yavrulama, tuş, eğim, yamaç
    ————————
    v. düşmek, inmek, dökülmek, yıkılmak, devrilmek, yağmak, ucuzlamak, eğimli olmak, dağılmak, karanlık bastırmak, gece çökmek, tam yerine denk gelmek, oturmak (lâf), hastalanmak, yatağa düşmek, kötü yola düşmek
    * * *
    1. düş (v.) 2. düşüş (n.)
    * * *
    [fo:l] 1. past tense - fell; verb
    1) (to go down from a higher level usually unintentionally: The apple fell from the tree; Her eye fell on an old book.) düşmek
    2) ((often with over) to go down to the ground etc from an upright position, usually by accident: She fell (over).) düşmek
    3) (to become lower or less: The temperature is falling.) düşmek
    4) (to happen or occur: Easter falls early this year.) olmak
    5) (to enter a certain state or condition: She fell asleep; They fell in love.)...-e düşmek
    6) ((formal: only with it as subject) to come as one's duty etc: It falls to me to take care of the children.) (payına) düşmek
    2. noun
    1) (the act of falling: He had a fall.) düşme
    2) ((a quantity of) something that has fallen: a fall of snow.) yağış
    3) (capture or (political) defeat: the fall of Rome.) çöküş, yıkılış
    4) ((American) the autumn: Leaves change colour in the fall.) sonbahar
    - fallout
    - his, her face fell
    - fall away
    - fall back
    - fall back on
    - fall behind
    - fall down
    - fall flat
    - fall for
    - fall in with
    - fall off
    - fall on/upon
    - fall out
    - fall short
    - fall through

    English-Turkish dictionary > fall

  • 10 overturn

    n. devirme, devrilme, ters çevirme
    ————————
    v. tersini çevirmek, devirmek, altüst etmek, devrilmek, ters dönmek, alabora olmak
    * * *
    1. devir (v.) 2. devirme (n.)
    * * *
    [əuvə'tə:n]
    (to turn over: They overturned the boat; The car overturned.) devirmek

    English-Turkish dictionary > overturn

  • 11 tip

    n. uç, burun, taktik, tepe, tip, filtre, hafif vuruş, hafifçe dokunma, bahşiş, öneri, püf noktası, tavsiye, tiyo, eğme, yatırma, eğilme, eğim
    ————————
    v. uç takmak, ucuna bir şey takmak, bahşiş vermek, uyarmak, tiyo vermek, devirmek, dökmek (çöp), boşaltmak (eğip), eğilmek, yana yatmak, devrilmek, hafifçe vurmak, dokunmak
    * * *
    I 1. [tip] noun
    (the small or thin end, point or top of something: the tips of my fingers.)
    2. verb
    (to put, or form, a tip on: The spear was tipped with an iron point.) uç/başlık takmak
    - tip-top
    - be on the tip of one's tongue
    II 1. [tip] past tense, past participle - tipped; verb
    1) (to (make something) slant: The boat tipped to one side.) yana yat(ır)mak
    2) (to empty (something) from a container, or remove (something) from a surface, with this kind of motion: He tipped the water out of the bucket.) boşaltmak
    3) (to dump (rubbish): People have been tipping their rubbish in this field.) atmak, dökmek
    2. noun
    (a place where rubbish is thrown: a refuse/rubbish tip.) çöplük
    III 1. [tip] noun
    (a gift of money given to a waiter etc, for personal service: I gave him a generous tip.) bahşiş
    2. verb
    (to give such a gift to.) bahşiş vermek
    IV [tip] noun
    (a piece of useful information; a hint: He gave me some good tips on/about gardening.) faydalı öğüt, tavsiye

    English-Turkish dictionary > tip

  • 12 turn over

    döndürmek, devretmek, çevirmek (sayfa), teslim etmek, düşünüp taşınmak, dönmek (yatakta), alabora olmak, devrilmek, takla atmak (araba), boca etmek
    * * *
    düşün
    * * *
    (to give (something) up (to): He turned the money over to the police.) teslim etmek

    English-Turkish dictionary > turn over

  • 13 upset

    adj. bozuk, sinirli, bozulmuş, bulanmış, altüst olmuş, devrilmiş, üzgün
    ————————
    n. devrilme, alabora olma, bozulma, devirme, bozukluk, karışıklık, bozgun, beklenmedik yenilgi
    ————————
    v. keyfini kaçırmak, devirmek, alabora etmek, altüst etmek, bozmak, bulandırmak, devrilmek, altüst olmak, bozulmak
    * * *
    1. devir (v.) 2. devrilme (n.)
    * * *
    past tense, past participle; see upset

    English-Turkish dictionary > upset

  • 14 tumble down

    düşmek, devrilmek, yıkılmak
    * * *
    yuvarlan

    English-Turkish dictionary > tumble down

  • 15 fall from

    v. düşmek, devrilmek, yoldan çıkmak

    English-Turkish dictionary > fall from

  • 16 fall over

    yıkılmak, devrilmek, düşmek, üzerine düşmek

    English-Turkish dictionary > fall over

  • 17 overset

    v. devirmek, altüst etmek, alabora olmak, devrilmek

    English-Turkish dictionary > overset

  • 18 tilt over

    v. devrilmek, yana yatmak

    English-Turkish dictionary > tilt over

  • 19 turn turtle

    ters dönmek, alabora olmak, devrilmek

    English-Turkish dictionary > turn turtle

  • 20 fall from

    v. düşmek, devrilmek, yoldan çıkmak

    English-Turkish dictionary > fall from

См. также в других словарях:

  • devrilmek — nsz 1) Devirme işi yapılmak 2) mec. Yok edilmek, ortadan kaldırılmak Bir düzine kadarı, aman dilemeye bile vakit bulamadan devrildi. T. Buğra …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • iskambil kâğıdı gibi devrilmek — birer birer ve birbiri ardı sıra devrilmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • payandalamak — i Çökmek, yıkılmak, devrilmek üzere olan bir yeri veya şeyi payandalarla sağlamlaştırmak Bakalım, devrilmek üzere olan orta direği payandalayabilecek mi? H. Taner …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • devrilivermek — nsz Çabucak veya ansızın devrilmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • devrilme — is. Devrilmek işi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • düşmek — e, er 1) Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek Havada uçan kuş vurulmuş gibi birdenbire sokağa düşüyor. R. N. Güntekin 2) den Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • iskambil kâğıdı — is. İskambil İskambil kâğıtlarını karıştırıyorum, kendi kendime söyleniyorum. R. H. Karay Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller iskambil kâğıdı gibi devrilmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kapaklanmak — nsz 1) Ayağı takılıp yüzüstü düşmek Sofraya ağzı aşağı kapaklanmıştı. Y. Kemal 2) den. Yelkenli tekne güçlü rüzgâr veya ansızın gelen sağanak etkisiyle devrilmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yıkılmak — nsz 1) Yıkma işi yapılmak veya yıkma işine konu olmak 2) Herhangi bir sebeple çökmek, göçmek Duvar yıkıldı. 3) Devrilmek, yığılmak ... yüzükoyun yıkılıp kalmış bir kadın, kaçışan hizmetçiler... Y. K. Karaosmanoğlu 4) mec. İstenmeyen biri çekilip… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yuvarlanmak — nsz 1) Kendi üzerinde dönerek hareket etmek Fıçı yuvarlanıyor. 2) Dökülerek düşmek Bu hayvancıklara bakarken gözlerimden yaşların yuvarlandığını ve toplandığını duydum. M. Ş. Esendal 3) Devrilmek, düşmek Kapı açılır açılmaz yüzükoyun ve kaskatı… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yan yatmak — 1) yana doğru çok eğilmek 2) sağa veya sola doğru eğilerek devrilmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»