-
1 topple down
devrilmek, tepetaklak düşmek -
2 topple over
devrilmek, tepetaklak düşmek, düşürmek, devirmek, alaşağı etmek -
3 topple down
devrilmek, tepetaklak düşmek -
4 topple over
devrilmek, tepetaklak düşmek, düşürmek, devirmek, alaşağı etmek -
5 tip over
boşaltmak (eğip), dökmek, devrilmek, takla atmak, burun üstü gelmek (uçak)* * *devir* * *(to knock or fall over; to overturn: He tipped the lamp over; She put the jug on the end of the table and it tipped over.) devirmek, devrilmek -
6 topple
v. devirmek, devrilmek, düşecek gibi olmak, sendelemek, tepetaklak düşmek* * *itip yuvarla* * *['topl](to (make something) fall: He toppled the pile of books; The child toppled over.) devirmek, devrilmek; düşmek -
7 tumble
n. düşme, düşüş, takla, perende, dönme, karışıklık————————v. düşmek, devrilmek, yıkılmak, yuvarlanmak, perende atmak, takla atmak, tepetaklak olmak, dönmek, karıştırmak, dağıtmak, bozmak* * *1. anla (v.) 2. düşüş (n.)* * *1. verb1) (to (cause to) fall, especially in a helpless or confused way: She tumbled down the stairs; The box suddenly tumbled off the top of the wardrobe.) tepetaklak yuvarlanmak, paldır küldür düşmek2) (to do tumbling.) düşmek, devrilmek2. noun(a fall: She took a tumble on the stairs.) düşme- tumbler- tumblerful
- tumble-drier
- tumbling -
8 capsize
v. alabora olmak, ters dönmek, değişivermek, alabora etmek, devirmek* * *alabora ol* * *((of a boat) to overturn, often sinking afterwards.) devrilmek, alabora olmak -
9 fall
n. sonbahar, yaprak dökümü, düşme, dökülme, düşüş, döküm, kat, fırfır, yağış, yıkılma, çöküş, inme, ucuzlama, çağlayan, şelâle, yavrulama, tuş, eğim, yamaç————————v. düşmek, inmek, dökülmek, yıkılmak, devrilmek, yağmak, ucuzlamak, eğimli olmak, dağılmak, karanlık bastırmak, gece çökmek, tam yerine denk gelmek, oturmak (lâf), hastalanmak, yatağa düşmek, kötü yola düşmek* * *1. düş (v.) 2. düşüş (n.)* * *[fo:l] 1. past tense - fell; verb1) (to go down from a higher level usually unintentionally: The apple fell from the tree; Her eye fell on an old book.) düşmek2) ((often with over) to go down to the ground etc from an upright position, usually by accident: She fell (over).) düşmek3) (to become lower or less: The temperature is falling.) düşmek4) (to happen or occur: Easter falls early this year.) olmak5) (to enter a certain state or condition: She fell asleep; They fell in love.)...-e düşmek6) ((formal: only with it as subject) to come as one's duty etc: It falls to me to take care of the children.) (payına) düşmek2. noun1) (the act of falling: He had a fall.) düşme2) ((a quantity of) something that has fallen: a fall of snow.) yağış3) (capture or (political) defeat: the fall of Rome.) çöküş, yıkılış4) ((American) the autumn: Leaves change colour in the fall.) sonbahar•- falls- fallout
- his, her face fell
- fall away
- fall back
- fall back on
- fall behind
- fall down
- fall flat
- fall for
- fall in with
- fall off
- fall on/upon
- fall out
- fall short
- fall through -
10 overturn
n. devirme, devrilme, ters çevirme————————v. tersini çevirmek, devirmek, altüst etmek, devrilmek, ters dönmek, alabora olmak* * *1. devir (v.) 2. devirme (n.)* * *[əuvə'tə:n](to turn over: They overturned the boat; The car overturned.) devirmek -
11 tip
n. uç, burun, taktik, tepe, tip, filtre, hafif vuruş, hafifçe dokunma, bahşiş, öneri, püf noktası, tavsiye, tiyo, eğme, yatırma, eğilme, eğim————————v. uç takmak, ucuna bir şey takmak, bahşiş vermek, uyarmak, tiyo vermek, devirmek, dökmek (çöp), boşaltmak (eğip), eğilmek, yana yatmak, devrilmek, hafifçe vurmak, dokunmak* * *I 1. [tip] noun(the small or thin end, point or top of something: the tips of my fingers.) uç2. verb(to put, or form, a tip on: The spear was tipped with an iron point.) uç/başlık takmak- tipped- tip-top
- be on the tip of one's tongue II 1. [tip] past tense, past participle - tipped; verb1) (to (make something) slant: The boat tipped to one side.) yana yat(ır)mak2) (to empty (something) from a container, or remove (something) from a surface, with this kind of motion: He tipped the water out of the bucket.) boşaltmak3) (to dump (rubbish): People have been tipping their rubbish in this field.) atmak, dökmek2. noun(a place where rubbish is thrown: a refuse/rubbish tip.) çöplük- tip overIII 1. [tip] noun(a gift of money given to a waiter etc, for personal service: I gave him a generous tip.) bahşiş2. verb(to give such a gift to.) bahşiş vermekIV [tip] noun(a piece of useful information; a hint: He gave me some good tips on/about gardening.) faydalı öğüt, tavsiye- tip off -
12 turn over
döndürmek, devretmek, çevirmek (sayfa), teslim etmek, düşünüp taşınmak, dönmek (yatakta), alabora olmak, devrilmek, takla atmak (araba), boca etmek* * *düşün* * *(to give (something) up (to): He turned the money over to the police.) teslim etmek -
13 upset
adj. bozuk, sinirli, bozulmuş, bulanmış, altüst olmuş, devrilmiş, üzgün————————n. devrilme, alabora olma, bozulma, devirme, bozukluk, karışıklık, bozgun, beklenmedik yenilgi————————v. keyfini kaçırmak, devirmek, alabora etmek, altüst etmek, bozmak, bulandırmak, devrilmek, altüst olmak, bozulmak* * *1. devir (v.) 2. devrilme (n.)* * *past tense, past participle; see upset -
14 tumble down
düşmek, devrilmek, yıkılmak* * *yuvarlan -
15 fall from
v. düşmek, devrilmek, yoldan çıkmak -
16 fall over
yıkılmak, devrilmek, düşmek, üzerine düşmek -
17 overset
v. devirmek, altüst etmek, alabora olmak, devrilmek -
18 tilt over
v. devrilmek, yana yatmak -
19 turn turtle
ters dönmek, alabora olmak, devrilmek -
20 fall from
v. düşmek, devrilmek, yoldan çıkmak
- 1
- 2
См. также в других словарях:
devrilmek — nsz 1) Devirme işi yapılmak 2) mec. Yok edilmek, ortadan kaldırılmak Bir düzine kadarı, aman dilemeye bile vakit bulamadan devrildi. T. Buğra … Çağatay Osmanlı Sözlük
iskambil kâğıdı gibi devrilmek — birer birer ve birbiri ardı sıra devrilmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
payandalamak — i Çökmek, yıkılmak, devrilmek üzere olan bir yeri veya şeyi payandalarla sağlamlaştırmak Bakalım, devrilmek üzere olan orta direği payandalayabilecek mi? H. Taner … Çağatay Osmanlı Sözlük
devrilivermek — nsz Çabucak veya ansızın devrilmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
devrilme — is. Devrilmek işi … Çağatay Osmanlı Sözlük
düşmek — e, er 1) Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek Havada uçan kuş vurulmuş gibi birdenbire sokağa düşüyor. R. N. Güntekin 2) den Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan… … Çağatay Osmanlı Sözlük
iskambil kâğıdı — is. İskambil İskambil kâğıtlarını karıştırıyorum, kendi kendime söyleniyorum. R. H. Karay Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller iskambil kâğıdı gibi devrilmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
kapaklanmak — nsz 1) Ayağı takılıp yüzüstü düşmek Sofraya ağzı aşağı kapaklanmıştı. Y. Kemal 2) den. Yelkenli tekne güçlü rüzgâr veya ansızın gelen sağanak etkisiyle devrilmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
yıkılmak — nsz 1) Yıkma işi yapılmak veya yıkma işine konu olmak 2) Herhangi bir sebeple çökmek, göçmek Duvar yıkıldı. 3) Devrilmek, yığılmak ... yüzükoyun yıkılıp kalmış bir kadın, kaçışan hizmetçiler... Y. K. Karaosmanoğlu 4) mec. İstenmeyen biri çekilip… … Çağatay Osmanlı Sözlük
yuvarlanmak — nsz 1) Kendi üzerinde dönerek hareket etmek Fıçı yuvarlanıyor. 2) Dökülerek düşmek Bu hayvancıklara bakarken gözlerimden yaşların yuvarlandığını ve toplandığını duydum. M. Ş. Esendal 3) Devrilmek, düşmek Kapı açılır açılmaz yüzükoyun ve kaskatı… … Çağatay Osmanlı Sözlük
yan yatmak — 1) yana doğru çok eğilmek 2) sağa veya sola doğru eğilerek devrilmek … Çağatay Osmanlı Sözlük