-
1 afstaan
devretmek v -
2 overdragen
devretmek v -
3 overhandigen
devretmek v -
4 təhvil vermək
devretmek -
5 təhvil vermək
devretmek -
6 передавать
devretmek, teslim etmek, iletmek, vermek; yayınlamakТурецко-русский словарь и русско-турецкий словарь по строительству и архитектуре > передавать
-
7 сдавать
devretmek, teslim etmekТурецко-русский словарь и русско-турецкий словарь по строительству и архитектуре > сдавать
-
8 overgeven
devretmek v; (braken) kusmak [-ar] v -
9 παραχωρώ
devretmek, bırakmak, feragat etmek -
10 veräußern
devretmeksatmak -
11 make over
devretmek, birakmak -
12 өткізу
devretmek, iletmek -
13 тапсыру
devretmek, havale, ısmarlamak -
14 өткізу
devretmek, iletmek -
15 тапсыру
devretmek, havale, ısmarlamak -
16 передавать
несов.; сов. - переда́ть1) vermek; teslim etmek; iletmekпереда́й мне, пожа́луйста, соль — lütfen şu tuzluğu verir misin?
прочита́й э́то и переда́й други́м — oku ve (başkalarına) okut
да́нное сло́во не передаёт э́того отте́нка — bu kelime bu inceliği veremiyor
он переда́л премье́р-мини́стру посла́ние президе́нта — başbakana cumhurbaşkanının mesajını iletti
2) (предоставлять, отдавать в распоряжение) devretmek, aktarmakпереда́ть власть кому-л. — iktidarı birine devretmek / aktarmak
передава́ть кому-л. свои́ полномо́чия — yetkisini birine devretmek / aktarmak
передава́ть кого-л. в ру́ки правосу́дия — adalete teslim etmek
он переда́л кома́ндование своему́ замести́телю — kumandayı vekiline bıraktı
передаём сло́во Петро́ву — sözü Petrov'a bırakıyoruz
переда́ть кому-л. свое пра́во на... — hakkını devretmek
3) (знания, навыки и т. п.) aktarmak4) ( сообщать) haber vermek, bildirmek; söylemek; anlatmak ( рассказывать)не могу́ переда́ть, как я смути́лся — nasıl bozulduğumu anlatamam
переда́й ма́тери, что я здоро́в — anneme iyi olduğumu söyle
передава́й ему́ приве́т — ona selam söyle
передава́й ему́ приве́т от меня́ — ona selamımı söyle
он передава́л тебе́ приве́т — sana selamı var
как передает аге́нтство,... — ajansın haber verdiğine / bildirdiğine göre...
пе́реданное аге́нтством сообще́ние — ajansın verdiği haber
а́втор суме́л переда́ть действи́тельность свое́й эпо́хи / своего́ вре́мени — yazar, çağının gerçekliğini verebildi
передава́ть конце́рт по ра́дио — konseri radyodan yayınlamak
5) ( на рассмотрение) havale etmekде́ло пе́редано арби́тру — dava hakeme havale edildi
6) (по радио и т. п.) yayınlamak7) (болезнь, инфекцию) geçirmek, bulaştırmak, yaymak8) разг. ( переплачивать) fazla vermek / ödemek -
17 сдавать
несов.; сов. - сдать1) devretmek; teslim etmekсдать де́ло но́вому рабо́тнику — işi yeni görevliye devretmek
сдать ва́хту — мор. vardiyayı teslim etmek / devretmek
сдать това́р зака́зчику — malı siparişçiye teslim etmek
сдава́ть ору́жие — silahını teslim etmek
э́ти парово́зы давно́ сданы́ в музе́й — bu lokomotifler çoktan müzelere kaldırılmıştı
сдать заво́д в эксплуата́цию — fabrikayı işletmeye açmak
2) (geri) vermek, iade etmek; bırakmakсдать ве́щи в бага́ж — eşyayı bagaja vermek
сдать пальто́ на ве́шалку — paltosunu vestiyere bırakmak
сдава́ть кровь (о доноре) — kan vermek / bağışlamak
сдать что-л. в ремо́нт — tamire vermek, tamir ettirmek
3) (внаем, в аренду) kiralamak, kiraya / icara vermek4) разг. üstünü vermekсдать сда́чу — paranın üstünü vermek
5) ( карты) vermek, dağıtmak6) vermekсдать экза́мен — sınavı vermek
за́втра он сдаёт экза́мен — yarın sınava giriyor
сдать экза́мен по фи́зике на "хорошо́" — sınavda fizikten iyi almak
7) teslim etmekсдать го́род неприя́телю — şehri düşmana teslim etmek
8) düşmek; bozulmakон си́льно сдал по́сле боле́зни — разг. hastalıktan sonra çok düştü
••моро́з сдаёт — soğuk düşüyor
-
18 übertragen
übertragen*I vtlive \übertragen canlı [o naklen] yayın yapmak;die Kraft des Motors auf die Räder \übertragen motor gücünü tekerleklere nakletmekin \übertragener Bedeutung mecazî anlamda4) ( Besitz, Rechte) temlik etmek, devretmek; ( Verantwortung) devretmek, vermek; ( Vollmacht, Aufgabe) vermek; ( Befugnis, Kompetenz) devretmekII vrsich \übertragen geçmek ( auf -e) -
19 veräußern
veräußern*vt -
20 пост
I м1) posta; nöbetçi ( часовой)вы́ставить посты́ — postalar çıkarmak
2) ( место) yer, nokta; merkez; nöbet yeriнаблюда́тельный пост — gözetleme yeri / notası
3) ( должность) görev; mevki (-ii)находи́ться на высо́ком посту́ — yüksek bir mevkide bulunmak
кандида́т на пост президе́нта — cumhurbaşkanlığına aday
он и́збран на пост председа́теля правле́ния — yönetim kurulu başkanlığına seçildi
вы́двинуть свою́ кандидату́ру на пост дире́ктора — müdürlüğe adaylığını koymak
II мони́ назна́чены на ключевы́е посты́ в госаппара́те — devlet aygıtının kilit noktalarına getirildiler
perhiz церк.; oruç (-cu) мус.
См. также в других словарях:
devretmek — nsz, der, Ar. devr + T. etmek 1) Dönmek, dolaşmak 2) huk. Bir malın mülkiyetini, bir mal üzerindeki hakkı başkasına geçirmek Bana gelip hisseni satın almak istiyorum, bana devret deseydin belki razı olurdum. O. Kemal 3) i Aktarmak Büyük Millet… … Çağatay Osmanlı Sözlük
devretmek — Bir malın mülkiyetini, bir mal üzerindeki hakkı başkasına geçirmek … Hukuk Sözlüğü
kasayı devretmek — işletmelerde nöbetleşe çalışan kasadarlar kasa mevcudunu birbirine aktarmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
KEVR — Devretmek, dönmek. * Sarık sarmak. Tülbend sarmak. * Bir yerde toplanmış olan develer. * Çokluk, bolluk, ziyadelik. * Mukül dedikleri darı cinsi … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
alacaklandırmak — i, ekon. Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını alacaklandırıcı adı verilen finansal kuruluşlara devretmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
devir — 1. is., vri, Ar. devr Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası, dönem, periyot Bana sorarsanız devrimiz nasihat devri olmaktan çıktı. B. Felek Birleşik Sözler devrihindi devrisaadet Cilalı Taş Devri kuluçka devri Maden Devri … Çağatay Osmanlı Sözlük
devretme — is. Devretmek işi … Çağatay Osmanlı Sözlük
göçermek — i, e 1) Bir kimseden diğer kimseye geçirmek, havale etmek, devretmek Arkadaşım işini bana göçerdi. 2) Bitkileri yerinden, çıkarıp başka yere dikmek, değiştirmek, göçürmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
kasa — is., İt. cassa 1) Para veya değerli eşya saklamaya yarayan çelik dolap Arkaya doğru bir adım atıp sırtını meyhanecinin kasasına dayadı. S. F. Abasıyanık 2) Ticarethanelerde para alınıp verilen yer 3) Bazı oyunlarda oyunu yönetme veya para… … Çağatay Osmanlı Sözlük
kırdırtmak — i, e 1) Kırdırma işini yaptırmak 2) Düşük fiyat verdirtmek İşi kırdırtarak verelim. 3) tic. Ticari bir senedi, süresi gelmeden düşük fiyatla birine devretmek veya satmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
havale etmek — 1) bir şeyin alınmasını, yapılmasını bir kimseye bırakmak, ısmarlamak, devretmek Mahkemeye havale edeceğim, orada bülbül gibi söylersin. Ö. Seyfettin 2) yollamak, göndermek … Çağatay Osmanlı Sözlük