-
21 skácet
devirmek -
22 валить
devirmek,yıkmak; yığmak; akın etmek* * *I несов.; сов. - свали́ть1) сов. тж. повали́ть devirmek, (yere) yıkmakбу́ря вали́ла деревья — fırtına ağaçları deviriyordu
ве́тер (тут же) вали́л с ног — rüzgar insanı yere yuvarlatıyordu
2) разг. yığmak; yere atmakсвали́ть ве́щи в у́гол — eşyayı bir köşeye yığmak
3) перен., разг. (üstüne) atmakIIвали́ть вину́ на друго́го — suçu başkasının üstüne atmak
1) разг. akın etmek2) в соч.вали́т дым — buram buram duman çıkıyor
вали́т снег — buram buram kar yağıyor; kuşbaşı kuşbaşı / lapa lapa kar yağıyor
••наро́д вало́м вали́т на стадио́н — halk akın akın stada gidiyor
-
23 chop down
devirmek* * *keserek devir* * *(to cause (especially a tree) to fall by cutting it with an axe: He chopped down the fir tree.) kesmek, keserek devirmek -
24 knock down
devirmek, yıkmak, yere sermek, sökmek, demonte etmek, fiyat kırmak, ucuza satmak* * *yık* * *1) (to cause to fall by striking: He was so angry with the man that he knocked him down; The old lady was knocked down by a van as she crossed the street.) vurup yere devirmek; çiğnemek, ezmek2) (to reduce the price of (goods): She bought a coat that had been knocked down to half-price.) fiyatını indirmek, düşürmek, kırmak -
25 knock over
devirmek, yıkmak, çarpmak, ezmek* * *devir* * *(to cause to fall from an upright position: The dog knocked over a chair as it rushed past.) devirmek, düşürmek -
26 umkippen
devirmekdevrilmekiçkiyi devirmekmideye indirmekyere düşmek -
27 повалить
devirmek, yıkmakТурецко-русский словарь и русско-турецкий словарь по строительству и архитектуре > повалить
-
28 сваливать
devirmek, yığmakТурецко-русский словарь и русско-турецкий словарь по строительству и архитектуре > сваливать
-
29 knock back
devirmek, içmek, patlamak, mal olmak, şaşırtmak* * *iç* * *(to drink, especially quickly and in large quantities: He knocked back three pints of beer in ten minutes.) dikmek, yuvarlamak -
30 strike down
devirmek, aciz bırakmak* * *(to hit or knock (a person) down: He was struck down by a car / a terrible disease.) vurup yere yıkmak -
31 دك
devirmek; düzlemek; mahv; sabotaj; sokuşturmak; tahrip -
32 ضعضع
devirmek; zayıflatmak -
33 قوض
devirmek; yıkmak -
34 هار
devirmek; düşmek -
35 هد
devirmek; yıkmak -
36 هدم
devirmek; yıkmak -
37 ρίχνω
devirmek, saçmak, savurmak -
38 kippen
devirmekdevrilmekizmarit -
39 stülpen
devirmekkıvırmaksıvamaküst üste koymak -
40 umfahren
См. также в других словарях:
devirmek — i 1) Ayakta veya dik duran bir şeyi düşürmek, yatay duruma getirmek Ağacı devirmek. Masayı devirmek. 2) mec. Bir yönetim organının veya başkanının yönetim gücünü zorla elinden almak Başkanı devirmek. 3) mec. Bütünüyle içmek Birinci, ikinci ve… … Çağatay Osmanlı Sözlük
kazan kaldırmak (veya devirmek) — tar. 1) yeniçeriler yemek pişirilen kazanı devirerek ayaklanmak, isyan etmek İkide birde kazan deviren yeniçerilerin dışında askerlikte talim ve terbiye esaslarına göre Avrupai bir nizam ile askerliğimizin ihdası pek hayırlı olmuştu. A. Ş. Hisar… … Çağatay Osmanlı Sözlük
tepetakla etmek (veya devirmek) — birinin toplumsal veya ekonomik durumunu bozmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
çam devirmek — karşısındakine dokunacak veya kötü bir sonuç doğuracak söz söylemek Bu hoppa oğlan, karısına ne diller dökecek, ne potlar kıracak, ne çamlar devirecekti. H. R. Gürpınar … Çağatay Osmanlı Sözlük
semeri devirmek — eşek gibi kabaca yatmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
dağ (veya dağları) devirmek — çok zor işleri başarmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
hükûmeti devirmek — zor kullanarak devlet yönetiminde değişiklik yapmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
gözlerini devirmek — öfke ile bakmak Şerbetçide temiz bardak bulamayan müşteri, gözlerini devire devire bağırıyor. Ç. Altan … Çağatay Osmanlı Sözlük
aşağı almak — devirmek, yıkmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
çam — is., bit. b. Çamgillerin örnek bitkisi olan, dört mevsim yeşil kalabilen, iğne yapraklı, yurdumuzda birçok türü yetişen bir orman ağacı (Pinus) Birleşik Sözler çam balı çam bölmesi çam fıstığı çam sakızı çam yarması çam yeşili … Çağatay Osmanlı Sözlük
dağ — 1. is., Far. dāġ 1) Kızgın bir demirle vurulan damga, nişan 2) İyileştirmek için vücudun hastalıklı bölümüne kızgın bir araçla yapılan yanık 3) mec. Büyük üzüntü, acı Birleşik Sözler gözdağı 2. is. Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli… … Çağatay Osmanlı Sözlük