-
1 acele
1. إسراع [إِسْراع]Anlamı: çabuk davranma zorunluğu2. استعجال [اِسْتِعْجال]Anlamı: çabuk davranma zorunluğu3. تعجل [تَعَجُّل]Anlamı: çabuk davranma zorunluğu4. تعجيل [تَعْجِيل]Anlamı: çabuk davranma zorunluğu5. سرعة [سُرْعَة]Anlamı: vakit geçirmeden, tez olarak6. سرعة [سُرْعَة]Anlamı: çabuk davranma zorunluğu7. عجالة [عُجَالَة]Anlamı: çabuk davranma zorunluğu8. عجل [عَجَل]Anlamı: çabuk davranma zorunluğu9. عجلة [عَجَلَة]Anlamı: vakit geçirmeden, tez olarak10. عجلة [عَجَلَة]Anlamı: çabuk davranma zorunluğu11. هرع [هَرَع]Anlamı: çabuk davranma zorunluğu12. وشك [وَشْك]Anlamı: çabuk davranma zorunluğu13. وشك [وُشْك]Anlamı: çabuk davranma zorunluğu14. وفز [وَفَز]Anlamı: çabuk davranma zorunluğu -
2 temsilcilik
1. إنابة [إِنَابَة]Anlamı: başkasınını adına davranma2. إيلاء [إِيلاء]Anlamı: başkasınını adına davranma3. استنابة [اِسْتِنَابَة]Anlamı: başkasınını adına davranma4. توكيل [تَوْكِيل]Anlamı: başkasınını adına davranma5. مناب [مَنَاب]Anlamı: başkasınını adına davranma6. نوب [نَوْب]Anlamı: başkasınını adına davranma7. نيابة [نِيَابَة]Anlamı: başkasınını adına davranma -
3 hıyanet
1. ختر [خَتْر]Anlamı: kötülük etme veya karşı davranma, hainlik2. خذلان [خِذْلان]Anlamı: kötülük etme veya karşı davranma, hainlik3. خيانة [خِيَانَة]Anlamı: kötülük etme veya karşı davranma, hainlik4. غدر [غَدْر]Anlamı: kötülük etme veya karşı davranma, hainlik5. غش [غِشّ]Anlamı: kötülük etme veya karşı davranma, hainlik6. عمالة [عِمَالَة]Anlamı: kötülük etme veya karşı davranma, hainlik -
4 özgürlük
1. استقلال [اِسْتِقْلال]2. استقلالية [اِسْتِقْلالِيَّة]3. انعتاق [اِنْعِتاق]4. تحرر [تَحَرُّر]5. تحلل [تَحَلُّل]6. عتاقة [عَتَاقَة] -
5 takt
1. ذكاء [ذَكَاء]Anlamı: yerinde konuşma, davranma2. كياسة [كِيَاسَة]Anlamı: yerinde konuşma, davranma3. لباقة [لَبَاقَة]Anlamı: yerinde konuşma, davranma4. نبه [نُبْه]Anlamı: yerinde konuşma, davranma -
6 kısıntı
1. إمساك [إِمْساك]2. إنقاص [إِنْقاص]3. تقليل [تَقْلِيل] -
7 nezaket
1. رقة [رِقَّة]Anlamı: başkalarına karşı saygılı ve incelikle davranma, incelik2. عذوبة [عُذُوبَة]Anlamı: başkalarına karşı saygılı ve incelikle davranma, incelik3. لطف [لُطْف]Anlamı: başkalarına karşı saygılı ve incelikle davranma, incelik -
8 partizanlık
1. تحزب [تَحَزُّب]Anlamı: partizanca davranma2. تغرض [تَغَرُّض]Anlamı: partizanca davranma3. مشايعة [مُشَايَعَة]Anlamı: partizanca davranma -
9 ihtiyat
1. اتقاء [اِتِّقاء]Anlamı: yedek2. احتراز [اِحْتِرَاز]Anlamı: yedek3. احتراس [اِحْتِرَاس]Anlamı: yedek4. احتياط [اِحْتِيَاط]Anlamı: yedek5. اعتناء [اِعْتِناء]Anlamı: yedek6. تحوط [تَحَوُّط]Anlamı: yedek7. تدبر [تَدَبُّر]Anlamı: ölçülü davranma8. تدبير [تَدْبِير]Anlamı: ölçülü davranma9. توق [تَوَقٍّ]Anlamı: yedek10. حوطة [حَوْطَة]Anlamı: yedek11. عناية [عِنَايَة]Anlamı: yedek -
10 pişkinlik
-
11 canavarlık
وحشية [وَحْشِيَّة]Anlamı: canavar gibi davranma -
12 düşüncesizlik
تهور [تَهَوُّر]Anlamı: düşüncesizce davranma durumu -
13 görmezlik
كمه [كَمَه]Anlamı: görmemiş gibi davranma -
14 muamele
معاملة [مُعَامَلَة]Anlamı: davranma, davranış -
15 patavatsızlık
حمق [حُمْق]Anlamı: patavatsız davranma -
16 temsil
تمثيل [تَمْثِيل]Anlamı: adını davranma
См. также в других словарях:
davranma — is. Davranmak işi … Çağatay Osmanlı Sözlük
davranma! — kımıldama! anlamında kullanılan bir tehdit sözü … Çağatay Osmanlı Sözlük
davranma — «Davranmaq»dan f. is. Siqətülislam, inqilabda bitərəf davranmasına baxmayaraq, məşrutəçilərin tərəfini saxlamaqda idi. M. S. O … Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti
BITA — Ağır davranma, gevşek davranma, gecikme … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
acele — sf., Ar. ˁacele 1) Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi 2) zf. Vakit geçirmeden, tez olarak Acele bir karar vermek ihtiyacındayım. P. Safa 3) is. Çabuk davranma Birleşik Sözler acele posta Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller acele etmek acele ile… … Çağatay Osmanlı Sözlük
Almancılık — is., ğı, öz. Almancı gibi davranma … Çağatay Osmanlı Sözlük
anlamazlık — is., ğı Bir şeyi anlamamış, kavrayamamış gibi davranma Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller anlamazlıktan gelmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
aşırıcılık — is., ğı Beklenenin üstünde aşırı davranma eğilimi … Çağatay Osmanlı Sözlük
bilmezlikten gelme — is. 1) Bilmiyor gibi davranma 2) ed. Bir anlam inceliği yaratmak için bildiği şeyi bilmez görünme sanatı, tecahülüarif … Çağatay Osmanlı Sözlük
bloksuzluk — is., ğu Bloksuz davranma, bağlantısızlık … Çağatay Osmanlı Sözlük
canavarlık — is., ğı Canavar gibi davranma … Çağatay Osmanlı Sözlük