-
1 وشك
-
2 إسراع
-
3 إمساك
إِمْساك1. kabızAnlamı: peklik2. nekeslikAnlamı: nekes olma durumu3. kabızlıkAnlamı: kabız olma durumu4. kısıntı5. cimrilikAnlamı: cimri olma durumu -
4 إنابة
-
5 إنقاص
إِنْقاص1. tenzilAnlamı: indirme, azaltma2. kısıntı -
6 إيلاء
-
7 استعجال
-
8 استقلال
اِسْتِقْلال1. özgürlük2. erkinlikAnlamı: serbestlik, erkin olma durumu3. muhtariyetAnlamı: özerklik4. otonomiAnlamı: özerlik, muhtariyet5. bağımsızlıkAnlamı: bağımsız olma durumu -
9 استقلالية
اِسْتِقْلالِيَّة1. özgürlük2. erkinlikAnlamı: serbestlik, erkin olma durumu3. muhtariyetAnlamı: özerklik4. otonomiAnlamı: özerlik, muhtariyet -
10 استنابة
-
11 انعتاق
اِنْعِتاق1. erkinlikAnlamı: serbestlik, erkin olma durumu2. özgürlük3. azatAnlamı: serbest bırakma -
12 تحرر
Iتَحَرَّرَ1. serbestlemekAnlamı: sıkıcı bir durumdan kurtulmak2. azatAnlamı: serbest bırakma3. kurtulmak4. liberalleşmekAnlamı: serbest bir duruma gelmek5. özgürleşmekAnlamı: özgür duruma gelmekIIتَحَرُّر1. erkinlikAnlamı: serbestlik, erkin olma durumu2. özgürlük3. azatAnlamı: serbest bırakma -
13 تحزب
تَحَزُّب1. tarafgirlikAnlamı: bir tarafı tutmak2. particilikAnlamı: bir partiden yana olma3. partizanlıkAnlamı: partizanca davranma -
14 تحلل
Iتَحَلَّلَ1. çözünmekAnlamı: çözülmek işine konu olmak, erimek2. ergimekAnlamı: katı durumdan sıvı duruma geçmek, zeveban etmek3. zayıflamakAnlamı: zayif duruma gelmek4. cılızlaşmakAnlamı: zayıf ve güçsüz düşmekIIتَحَلُّل1. özgürlük2. erkinlikAnlamı: serbestlik, erkin olma durumu -
15 تدبر
Iتَدَبَّرَ1. demekAnlamı: düşünmek, oranlamak, ummak, istemek2. düşünmekIIتَدَبُّر1. düşünAnlamı: fikir, ide2. tefekkürAnlamı: düşünme3. ihtiyatAnlamı: ölçülü davranma4. düşünüşAnlamı: düşünmek işi veya biçimi -
16 تدبير
تَدْبِير1. tutumlulukAnlamı: tutumlu olma durumu2. tasarruf3. güdümAnlamı: yönetmek işi, idare4. zapturaptAnlamı: sıkı düzen, disiplin5. düzenceAnlamı: sıkı düzen, disiplin6. sıkı düzen7. ihtiyatAnlamı: ölçülü davranma8. kombinezonAnlamı: bir işi başarıya ulaştırmak için alınan önlemler, düzenleme9. tanzimAnlamı: sıraya koyma, düzeltme10. aranjmanAnlamı: düzenleme11. tertibatAnlamı: düzen12. düzenAnlamı: belli yöntem, uyum, nizam, sistem13. disiplinAnlamı: sıkı düzen, zapturapt -
17 تعجل
Iتَعَجَّلَ1. hızlanmakAnlamı: hız almak, hızı artmak2. ivmekAnlamı: çabuk davranmakIIتَعَجُّلaceleAnlamı: çabuk davranma zorunluğu -
18 تعجيل
-
19 تغرض
تَغَرُّض1. tarafgirlikAnlamı: bir tarafı tutmak2. particilikAnlamı: bir partiden yana olma3. partizanlıkAnlamı: partizanca davranma -
20 تقليل
См. также в других словарях:
davranma — is. Davranmak işi … Çağatay Osmanlı Sözlük
davranma! — kımıldama! anlamında kullanılan bir tehdit sözü … Çağatay Osmanlı Sözlük
davranma — «Davranmaq»dan f. is. Siqətülislam, inqilabda bitərəf davranmasına baxmayaraq, məşrutəçilərin tərəfini saxlamaqda idi. M. S. O … Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti
BITA — Ağır davranma, gevşek davranma, gecikme … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
acele — sf., Ar. ˁacele 1) Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi 2) zf. Vakit geçirmeden, tez olarak Acele bir karar vermek ihtiyacındayım. P. Safa 3) is. Çabuk davranma Birleşik Sözler acele posta Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller acele etmek acele ile… … Çağatay Osmanlı Sözlük
Almancılık — is., ğı, öz. Almancı gibi davranma … Çağatay Osmanlı Sözlük
anlamazlık — is., ğı Bir şeyi anlamamış, kavrayamamış gibi davranma Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller anlamazlıktan gelmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
aşırıcılık — is., ğı Beklenenin üstünde aşırı davranma eğilimi … Çağatay Osmanlı Sözlük
bilmezlikten gelme — is. 1) Bilmiyor gibi davranma 2) ed. Bir anlam inceliği yaratmak için bildiği şeyi bilmez görünme sanatı, tecahülüarif … Çağatay Osmanlı Sözlük
bloksuzluk — is., ğu Bloksuz davranma, bağlantısızlık … Çağatay Osmanlı Sözlük
canavarlık — is., ğı Canavar gibi davranma … Çağatay Osmanlı Sözlük