-
1 طود
dağ -
2 جبل
dağ; yoğurmak -
3 طور
dağ; defa; durum; evre; faz; geliştirmek; kere; kez; kondisyon; safha -
4 وعل
dağ keçisi -
5 خور
Iخَوَر1. körelmeAnlamı: bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur2. hâlsizlikAnlamı: halsiz olma durumu, takatsızlık3. güçsüzlükAnlamı: güçsüz olma durumu4. dermansızlıkAnlamı: güçsüzlük, bitkinlik5. zayıflıkAnlamı: zayıf olma durumu6. zafiyetAnlamı: arıklık, zayıflık, güçsüzlük7. bitkinlikAnlamı: bitkin olma durumu8. cılızlıkAnlamı: cılız olma durumuIIخَوِرَ1. durgunlaşmakAnlamı: durgun olmak2. sakinleşmekAnlamı: yatışmak, durgun duruma gelmekخَوْر1. koyakAnlamı: iki dağın arasında kalan büyük çukur, vadi2. dereAnlamı: iki dağ arasındaki uzun çukur3. körfez4. koyAnlamı: küçük körfez5. vadiAnlamı: iki dağ arasındaki geçit6. haliçAnlamı: koy, körfez -
6 ذروة
Iذُرْوَة1. şahikaAnlamı: doruk, zirve2. tepeAnlamı: bir şeyin en üst bölümü3. zirveAnlamı: doruk, tepe, en üst aşama4. dorukAnlamı: dağ, ulu ağaç gibi yüksek şeylerin tepesiIIذِرْوَة1. şahikaAnlamı: doruk, zirve2. tepeAnlamı: bir şeyin en üst bölümü3. zirveAnlamı: doruk, tepe, en üst aşama4. dorukAnlamı: dağ, ulu ağaç gibi yüksek şeylerin tepesi -
7 واد
وادٍ1. koyakAnlamı: iki dağın arasında kalan büyük çukur, vadi2. dereAnlamı: iki dağ arasındaki uzun çukur3. kanyonAnlamı: derin ve dar bir boğaz4. vadiAnlamı: iki dağ arasındaki geçit -
8 أوج
أَوْج1. şahikaAnlamı: doruk, zirve2. tepeAnlamı: bir şeyin en üst bölümü3. zirveAnlamı: doruk, tepe, en üst aşama4. dorukAnlamı: dağ, ulu ağaç gibi yüksek şeylerin tepesi -
9 جبل
IجَبَلdağAnlamı: yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukçageniş biralan yayılan bölümlerine verilen adIIجَبَلَyoğurmak -
10 دسيغرام
-
11 رأس
رَأْس1. uçAnlamı: bir şeyin tepesi, başı2. kafaAnlamı: baş, ser3. kelleAnlamı: baş, kafa4. serAnlamı: baş, kafa5. zirveAnlamı: doruk, tepe, en üst aşama6. dil7. başAnlamı: vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser8. başlangıçAnlamı: bir şeyin ilk bölümü9. dorukAnlamı: dağ, ulu ağaç gibi yüksek şeylerin tepesi -
12 زقاق
-
13 سراة
سَرَاة1. şahikaAnlamı: doruk, zirve2. tepeAnlamı: bir şeyin en üst bölümü3. zirveAnlamı: doruk, tepe, en üst aşama4. dorukAnlamı: dağ, ulu ağaç gibi yüksek şeylerin tepesi -
14 سفح
IسَفَحَdökmekIIسَفْحetekAnlamı: dağ, tepe, yığın gibi şeylerin alt bölümü -
15 طود
طَوْدdağAnlamı: yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukçageniş biralan yayılan bölümlerine verilen ad -
16 طور
Iطَوْر1. kondisyonAnlamı: ''şart, durum'' anlamlarında bazı terimlerde kullanılır2. kezAnlamı: defa, kere3. kereAnlamı: kez, defe4. evreAnlamı: merhale, aşama, safha5. fazAnlamı: evre, safha6. safhaAnlamı: evre7. durumAnlamı: hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon8. defaAnlamı: kez, kereIIطُورdağAnlamı: yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukçageniş biralan yayılan bölümlerine verilen adطَوَّرَgeliştirmekAnlamı: gelişmesini sağlamak -
17 عقيق
عَقِيق1. dereAnlamı: iki dağ arasındaki uzun çukur2. kanyonAnlamı: derin ve dar bir boğaz3. akik -
18 قفر
قَفْر1. kırAnlamı: orman, dağ vb. ye karşıt olan açıklık yer2. kırlıkAnlamı: kır olan yer3. çölAnlamı: kumluk, susuz arazi -
19 قفرة
قَفْرَة1. kırAnlamı: orman, dağ vb. ye karşıt olan açıklık yer2. çölAnlamı: kumluk, susuz arazi -
20 قلة
Iقُلَّة1. tepeAnlamı: bir şeyin en üst bölümü2. zirveAnlamı: doruk, tepe, en üst aşama3. dorukAnlamı: dağ, ulu ağaç gibi yüksek şeylerin tepesiIIقِلَّة1. azlıkAnlamı: az olma durumu, azınlık2. kesatAnlamı: yokluk, kıtlık3. azıcıkAnlamı: çok az, biraz4. kıtlık5. seyreklikAnlamı: seyrek olma durumu6. birkaçAnlamı: çok olmayan, az sayıda7. azAnlamı: alışılmış olandan, umulandan veya gerekenden eksik, çok olmayan8. darAnlamı: az, elverişsiz, sınırlı
- 1
- 2
См. также в других словарях:
Dag — als Abkürzung steht für: Barstow Daggett Airport, ein Flughafen in Daggett, Kalifornien nach dem IATA Code DAG Gebiet, siehe Wohngebiete der Stadt Stadtallendorf Demented Are Go, eine Psychobilly Band Deutsch Arabische Gesellschaft Deutsch… … Deutsch Wikipedia
DAG — als Abkürzung steht für: Demented Are Go, eine Psychobilly Band Deutsch Arabische Gesellschaft Deutsch Armenische Gesellschaft Deutsche Adipositas Gesellschaft Deutsche Angestellten Gewerkschaft Deutsche Ansiedlungsgesellschaft Deutsche… … Deutsch Wikipedia
Dağ Kəsəmən — Municipality … Wikipedia
Dag — (d[a^]g), n. [Cf. F. dague, LL. daga, D. dagge (fr. French); all prob. fr. Celtic; Cf. Gael. dag a pistol, Armor. dag dagger, W. dager, dagr, Ir. daigear. Cf. {Dagger}.] 1. A dagger; a poniard. [Obs.] Johnson. [1913 Webster] 2. A large pistol… … The Collaborative International Dictionary of English
Dag — Dag, v. t. [1, from {Dag} dew. 2, from {Dag} a loose end.] 1. To daggle or bemire. [Prov. Eng.] Johnson. [1913 Webster] 2. To cut into jags or points; to slash; as, to dag a garment. [Obs.] Wright. [1913 Webster] … The Collaborative International Dictionary of English
dag — 〈Zeichen für〉 Dekagramm * * * dag = Dekagramm. * * * DAG, Abkürzung für Deutsche Angestellten Gewerkschaft, Angestelltengewerkschaften. * * * DAG = Deutsche Angestelltengewerkschaft … Universal-Lexikon
DAG — 〈Abk. für〉 Deutsche Angestellten Gewerkschaft * * * dag = Dekagramm. * * * DAG, Abkürzung für Deutsche Angestellten Gewerkschaft, Angestelltengewerkschaften. * * * DAG = Deutsche Angestelltengewerkschaft … Universal-Lexikon
dag — sb., en, e, ene, i sms. dag , fx daghold, og dags , fx dagsbehov; i dag; nu til dags; op ad dagen; ligne op ad dage; tage nogen af dage; det varer en dags tid; han tager tre dages ferie … Dansk ordbog
Dag — Dag, n. [Of Scand. origin; cf. Sw. dagg, Icel. d[ o]gg. [root]71. See {Dew}.] A misty shower; dew. [Obs.] [1913 Webster] … The Collaborative International Dictionary of English
Dag — Dag, n. [OE. dagge (cf. {Dagger}); or cf. AS. d[=a]g what is dangling.] A loose end; a dangling shred. [1913 Webster] Daglocks, clotted locks hanging in dags or jags at a sheep s tail. Wedgwood. [1913 Webster] … The Collaborative International Dictionary of English
Dag — Dag, v. i. To be misty; to drizzle. [Prov. Eng.] [1913 Webster] … The Collaborative International Dictionary of English