-
1 cefâ
arapça جفا üzme, eziyet etme. cefâ çekmek cefaya katlanan, üzülen. -
2 cəfa
cefa -
3 страдальческий
cefa / çile / eziyet doluстрада́льческая жизнь — cefa dolu hayat
-
4 فورة
cefa; saldırganlık -
5 җафа чигү
cefa çekmek -
6 წვალება
f.uğraşmak, didinmek, cefa, eziyet görmek, işkence etmeki.cefa, eziyet, işkence, uğraşı -
7 cefâkâr
arapça-farsça جفاكار 1.cefa eden, üzen. 2.cefa çeken, üzülen. -
8 cefâkârî
arapça-farsça جفاكارى 1.cefa etme, üzme. 2.cefa çekme. -
9 ألم
Iأَلَّمَ1. üzgüAnlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı2. incitmekAnlamı: kırmak, üzmek3. çırpınmakAnlamı: acı ile kıvranmak4. sancımakAnlamı: sancı vermek, ağırmak5. üzmekAnlamı: üzüntü vermek6. acıtmak7. ağrıtmakAnlamı: ağrımasına yol açmakIIأَلَم1. üzgüAnlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı2. acılıkAnlamı: dokunaklılık, kederlilik3. gaileAnlamı: sıkıntı, dert, keder, üzüntü4. sızıAnlamı: hafif ve ince ağrı5. sancıAnlamı: iç organlardaki ağrı6. ağrıAnlamı: şiddetli ve sürekli bir acı7. dertAnlamı: üzüntü, sıkıntı -
10 حزن
Iحَزَّنَ1. kahretmekAnlamı: çok üzmek2. incitmekAnlamı: kırmak, üzmek3. zehretmek4. üzmekAnlamı: üzüntü vermekIIحَزَن1. üzgünlükAnlamı: neşesizlik, üzgün olma durumu2. mutsuzlukAnlamı: mutsuz olma durumu3. üzgüAnlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı4. korkuAnlamı: kaygı, üzüntü5. merakAnlamı: kaygı, tasa6. ezgiAnlamı: üzüntü, sıkıntı7. azapAnlamı: dünyada günah ışlemiş olanlara ahirette verilecek ceza, çok büyük sıkıntı8. kasvetAnlamı: sıkıntı, iç sıkıntısı9. depresyonAnlamı: ruhî çöküntü10. mahzunlukAnlamı: mahzun olma durumu11. gaileAnlamı: sıkıntı, dert, keder, üzüntü12. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku13. hüzünAnlamı: gönül üzgünlüğü, keder, gam14. gamAnlamı: tasa, kaygı, üzüntü15. kahırAnlamı: derin üzüntü ve acı16. kaygıAnlamı: üzüntü, tasa17. kasavetAnlamı: üzüntü, tasa18. teessürAnlamı: üzülmeحَزَنَ1. kahretmekAnlamı: çok üzülmek2. efkârlanmakAnlamı: tasalanmak, kaygılanmak, üzülmek3. gamlanmakAnlamı: tasalanmak, kaygılanmak4. kahırlanmakAnlamı: çok ve için için üzülmek5. kaygılanmakAnlamı: kaygı duymak6. kederlenmekAnlamı: kederli olmak, üzülmek7. mahzunlaşmakAnlamı: üzülmek8. hüzünlenmekAnlamı: hüzün duymak, hüzünlü duruma gelmek9. çırpınmakAnlamı: acı ile kıvranmak10. kahrolmakAnlamı: çok üzülmek11. tasalanmakAnlamı: üzülmek, kaygılanmak12. zehrolmak13. kıvranmakAnlamı: acı çekmekIVحَزِن1. mutsuzAnlamı: mutlu olmayan, bedbaht2. neşesizAnlamı: üzgün, düşünceli3. mahzunAnlamı: üzgün, üzüntülü4. efkârlıAnlamı: tasalanmış, tasalı, kaygılı5. melülAnlamı: üzgün6. gamlıAnlamı: kaygılı, tasalı7. zavallıAnlamı: acınacak kadar kötü durumda bulunan, mutsuz8. üzüntülüAnlamı: acılı, üzüntüsü olan, müteessir9. bedbahtAnlamı: mutsuz, bahtsız, talihsiz10. dertliAnlamı: derdi olan kimseVحَزِنَ1. kahretmekAnlamı: çok üzülmek2. efkârlanmakAnlamı: tasalanmak, kaygılanmak, üzülmek3. gamlanmakAnlamı: tasalanmak, kaygılanmak4. kahırlanmakAnlamı: çok ve için için üzülmek5. kederlenmekAnlamı: kederli olmak, üzülmek6. kaygılanmakAnlamı: kaygı duymak7. mahzunlaşmakAnlamı: üzülmek8. çırpınmakAnlamı: acı ile kıvranmak9. bunalmakAnlamı: çok sıkılmak10. hüzünlenmekAnlamı: hüzün duymak, hüzünlü duruma gelmek11. kahrolmakAnlamı: çok üzülmek12. tasalanmakAnlamı: üzülmek, kaygılanmak13. zehrolmak14. üzülmekAnlamı: üzüntü duymak, kaygılanmak15. korkmakAnlamı: kaygı duymak, endişe etmek16. kıvranmakAnlamı: acı çekmekVIحُزْن1. mutsuzlukAnlamı: mutsuz olma durumu2. üzgüAnlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı3. ezgiAnlamı: üzüntü, sıkıntı4. azapAnlamı: dünyada günah ışlemiş olanlara ahirette verilecek ceza, çok büyük sıkıntı5. depresyonAnlamı: ruhî çöküntü6. mahzunlukAnlamı: mahzun olma durumu7. kasvetAnlamı: sıkıntı, iç sıkıntısı8. gaileAnlamı: sıkıntı, dert, keder, üzüntü9. hüzünAnlamı: gönül üzgünlüğü, keder, gam10. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku11. kahırAnlamı: derin üzüntü ve acı12. gamAnlamı: tasa, kaygı, üzüntü13. kaygıAnlamı: üzüntü, tasa14. kederAnlamı: acı15. kasavetAnlamı: üzüntü, tasa16. teessürAnlamı: üzülme -
11 многострадальный
многострада́льный наро́д — çok acılar çekmiş halk; çilekeş halk
-
12 cruelty
n. acımasızlık, cefa, gaddarlık, işkence, zulüm* * *1. acımasızlık 2. zulüm* * *noun zalimlik, insafsızlık -
13 hardship
n. zorluk, güçlük, sıkıntı, cefa, yokluk, yoksulluk* * *sıkıntı* * *noun ((something which causes) pain, suffering etc: a life full of hardship.) zorluk -
14 rigour
n. sıkıntı, cefa, zorluk, kötü koşullar, sertlik, katılık, kesinlik, dakiklik, titreme, titizlik, şiddet, ürperme, kasılma, katılaşma* * *['riɡə]1) (strictness; harshness.) sertlik, katılık2) ((also rigours noun plural) (of weather etc) the state of being very bad or unpleasant, or the hardship caused by this: the rigour(s) of life in the Arctic Circle.) şiddet, sertlik•- rigorous- rigorously
- rigorousness -
15 suffering
adj. acı çeken, ızdırap çeken, dertli, çeken————————n. acı, cefa, kıvranma, elem, ızdırap, dert, çile* * *1. acı (n.) 2. acı çek (v.) 3. acı çekerek (prep.)* * *noun ((a feeling of) pain or misery: The shortage of food caused widespread suffering; She keeps complaining about her sufferings.) acı, ıstırap -
16 torment
n. eziyet, azap, cefa, işkence————————v. eziyet etmek, işkence etmek, acı çektirmek* * *1. işkence yap (v.) 2. işkence (n.)* * *1. ['to:ment] noun1) ((a) very great pain, suffering, worry etc: He was in torment.) şiddetli acı, azap2) (something that causes this.) dert, baş belâsı2. [to:'ment] verb(to cause pain, suffering, worry etc to: She was tormented with worry/toothache.) azap çektirmek, eziyet etmek -
17 rigor
n. sıkıntı, cefa, zorluk, kötü koşullar, sertlik, katılık, kesinlik, dakiklik, titizlik, titreme, şiddet, ürperme, kasılma, katılaşma* * *1. rigor 2. titreme -
18 Calvary
n. eza, cefa, felâket -
19 Calvary
n. eza, cefa, felâket -
20 بربرية
barbarlık; cefa
См. также в других словарях:
Cefa — Commune … Wikipedia
Cefa — Județ de Bihor Cefa Statut : Commune … Wikipédia en Français
cefa — is., Ar. cefā Büyük sıkıntı, üzgü, eziyet, zulüm Esirlikte ve cefada, millet ruhunu tavlandıran bir sır olduğuna o akşam inandım. R. E. Ünaydın Birleşik Sözler eza cefa Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller … Çağatay Osmanlı Sözlük
Cefa — Original name in latin Cefa Name in other language Cefa State code RO Continent/City Europe/Bucharest longitude 46.91667 latitude 21.73333 altitude 101 Population 6206 Date 2012 06 12 … Cities with a population over 1000 database
cefâ — (A.) [ ﺎﻔﺝ ] üzme, eziyet etme. ♦ cefâ çekmek cefaya katlanan, üzülen … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
CEFA ENDER CEFA — Cefa içinde cefa. Azab içinde azab veya ayrılık … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
CEFA-DİDE — f. Cefa çekmiş, cefa görm … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
CEFA-KEŞ — f. Eziyete dayanan, cefa çeken, acıya katlanan … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
CEFA — Certified European Financial Analyst (Business » Positions) **** California Educational Facilities Authority (Governmental » State & Local) ** Center for Economic Forecasting and Analysis (Business » Firms) * Cockpit Emulator for Flight Analysis… … Abbreviations dictionary
CEFA — continuous epidural fentanyl anesthesia … Medical dictionary
CEFA — • continuous epidural fentanyl anesthesia … Dictionary of medical acronyms & abbreviations