-
1 cefa
-
2 cefa
cefa [ɑː] Quälerei f; Leiden n/pl;cefa çekmek schwere Prüfungen durchmachen -
3 cefa
а1) муче́ние, му́ка, страда́ниеcefa çekmek — му́читься, страда́ть; испы́тывать тру́дности (тя́готы); терза́ться
cefaya dayanmak — переноси́ть муче́ния (страда́ния, тру́дности)
cefa görmek = cefa çekmek —
2) жесто́кость, безжа́лостность, бессерде́чие□
-a cefa etmek — му́чить, терза́ть; доставля́ть муче́ния (страда́ния)◊
cefa çekmeyen, sefanın kadrini bil(e)mez — посл. не позна́вший го́ря не зна́ет це́ну ра́дости; ≈ без бу́дней не быва́ет пра́здников -
4 cefa
-
5 cefa
җафа; иза -
6 cefa
n. cruelty, suffering, long-suffering, Calvary, hardship, rigor, rigour [Brit.], torment -
7 cefa
къиныгъэ -
8 cefa
βάσανο, πόνος, καταπίεση -
9 cefa
بربريةتوحششراسةعنففورةقساوةقسوةهمجيةوحشية -
10 cefa
1. بربرية [بَرْبَرِيَّة]Anlamı: büyük sıkıntı, eziyet, üzgü2. توحش [تَوَحُّش]Anlamı: büyük sıkıntı, eziyet, üzgü3. شراسة [شَرَاسَة]Anlamı: büyük sıkıntı, eziyet, üzgü4. فورة [فَوْرَة]Anlamı: büyük sıkıntı, eziyet, üzgü5. قساوة [قَسَاوَة]Anlamı: büyük sıkıntı, eziyet, üzgü6. قسوة [قَسْوَة]Anlamı: büyük sıkıntı, eziyet, üzgü7. همجية [هَمَجِيَّة]Anlamı: büyük sıkıntı, eziyet, üzgü8. وحشية [وَحْشِيَّة]Anlamı: büyük sıkıntı, eziyet, üzgü9. عنف [عُنْف]Anlamı: büyük sıkıntı, eziyet, üzgü -
11 cefa
suffering, pain -
12 cefa
1.cruelty, oppression. 2. unkindness, harshness. 3. suffering, pain. - çekmek/görmek to suffer. - etmek /a/ to inflict pain (on), torment. -
13 cefa
cəfa -
14 cefa çekmek
җафа чигү -
15 cefa çekmek
къиныгъэ хэтын -
16 cefa etmek
to inflict pain (on) -
17 cefa çekmek
to suffer -
18 eza cefa
муче́ние, страда́ние -
19 üzgü
1. أسى [أَسَى]Anlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı2. ألم [أَلَّمَ]Anlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı3. ألم [أَلَم]Anlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı4. ابتئاس [اِبْتِئاس]Anlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı5. اكتئاب [اِكْتِئاب]Anlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı6. بؤس [بُؤْس]Anlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı7. بث [بَثّ]Anlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı8. تجهم [تَجَهُّم]Anlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı9. ترح [تَرَح]Anlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı10. حزن [حَزَن]Anlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı11. حزن [حُزْن]Anlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı12. شجب [شَجَب]Anlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı13. شجن [شَجَن]Anlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı14. شجو [شَجْو]Anlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı15. غصة [غُصَّة]Anlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı16. غم [غَمّ]Anlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı17. غمة [غُمَّة]Anlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı18. كآبة [كَآبَة]Anlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı19. كأداء [كَأْداء]Anlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı20. كرب [كَرْب]Anlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı21. كربة [كُرْبَة]Anlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı22. هم [هَمّ]Anlamı: cefa, eza, eziyet, yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı -
20 zulüm
1. اضطهاد [اِضْطِهاد]Anlamı: kıyım, kıygı, acımasızlık, haksızlık, cefa2. انتهاك [اِنْتِهاك]Anlamı: kıyım, kıygı, acımasızlık, haksızlık, cefa3. بغي [بَغْي]Anlamı: kıyım, kıygı, acımasızlık, haksızlık, cefa4. جور [جَوْر]Anlamı: kıyım, kıygı, acımasızlık, haksızlık, cefa5. حيف [حَيْف]Anlamı: kıyım, kıygı, acımasızlık, haksızlık, cefa6. خرق [خَرْق]Anlamı: kıyım, kıygı, acımasızlık, haksızlık, cefa7. ضيم [ضَيْم]Anlamı: kıyım, kıygı, acımasızlık, haksızlık, cefa8. طغيان [طُغْيان]Anlamı: kıyım, kıygı, acımasızlık, haksızlık, cefa9. ظلم [ظُلْم]Anlamı: kıyım, kıygı, acımasızlık, haksızlık, cefa10. عادية [عادِيَة]Anlamı: kıyım, kıygı, acımasızlık, haksızlık, cefa11. عتو [عُتُوّ]Anlamı: kıyım, kıygı, acımasızlık, haksızlık, cefa12. عدوان [عُدْوان]Anlamı: kıyım, kıygı, acımasızlık, haksızlık, cefa13. عسف [عَسْف]Anlamı: kıyım, kıygı, acımasızlık, haksızlık, cefa
- 1
- 2
См. также в других словарях:
Cefa — Commune … Wikipedia
Cefa — Județ de Bihor Cefa Statut : Commune … Wikipédia en Français
cefa — is., Ar. cefā Büyük sıkıntı, üzgü, eziyet, zulüm Esirlikte ve cefada, millet ruhunu tavlandıran bir sır olduğuna o akşam inandım. R. E. Ünaydın Birleşik Sözler eza cefa Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller … Çağatay Osmanlı Sözlük
Cefa — Original name in latin Cefa Name in other language Cefa State code RO Continent/City Europe/Bucharest longitude 46.91667 latitude 21.73333 altitude 101 Population 6206 Date 2012 06 12 … Cities with a population over 1000 database
cefâ — (A.) [ ﺎﻔﺝ ] üzme, eziyet etme. ♦ cefâ çekmek cefaya katlanan, üzülen … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
CEFA ENDER CEFA — Cefa içinde cefa. Azab içinde azab veya ayrılık … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
CEFA-DİDE — f. Cefa çekmiş, cefa görm … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
CEFA-KEŞ — f. Eziyete dayanan, cefa çeken, acıya katlanan … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
CEFA — Certified European Financial Analyst (Business » Positions) **** California Educational Facilities Authority (Governmental » State & Local) ** Center for Economic Forecasting and Analysis (Business » Firms) * Cockpit Emulator for Flight Analysis… … Abbreviations dictionary
CEFA — continuous epidural fentanyl anesthesia … Medical dictionary
CEFA — • continuous epidural fentanyl anesthesia … Dictionary of medical acronyms & abbreviations