-
1 boylamak
vt1) ( fam)darağacını \boylamak am Galgen endenhapsi \boylamak im Gefängnis landen, ins Gefängnis wanderncehemnnemi \boylamak in die Hölle kommen2) ( batmak) sinken3) ( düşmek) fallenyeri \boylamak hinfallenayağı kaydı, yeri boyladı er rutschte aus und fiel hin -
2 boylamak
-
3 ahiret
-
4 tahtalı
tahtalı Dielen-, Bretter-; Holz-;tahtalı köyü boylamak fam ins Gras beißen -
5 ahiret
-
6 ahret
-
7 boylama
-
8 cehennem
-
9 darağacı
-
10 eşek cenneti
\eşek cennetini boylamak krepieren, in die ewigen Jagdgründe eingehen -
11 sehpa
sehpa s1) Beistelltisch m2) (işkence \sehpası) Bank f\sehpaya çekmek erhängen\sehpayı boylamak am Galgen enden -
12 tahtalıköy
-
13 yer
yer s\yer açmak Platz schaffen\yer almak ( bulunmak) sich befinden; ( bir projede) teilnehmen\yer etmek ( iz bırakmak) Spuren hinterlassen; ( iyice yerleşmek) sich eingraben\yerimiz yok wir haben keinen Platz; ( otelde) wir sind ausgebucht\yerine koymak auf seinen Platz stellen; ( gibi görmek) sehen als; ( saymak) halten für; ( elden çıkan bir şeyin benzerini sağlamak) ersetzen\yerini almak seinen [o ihren] Platz einnehmenfazla \yer kaplamak zu viel Raum [o Platz] einnehmen2) Lage fkendini birisinin \yerine koymak sich in jdn hineinversetzenkendini benim \yerime bir koysana! versetz dich doch mal in meine Lage hinein!3) Stelle fbir şeyi \yerinden oynatmak etw von der Stelle bewegenbirinin \yerine geçmek an jds Stelle treten\yer yarılıp içine girmek wie vom Erdboden verschluckt sein\yere düşmek auf den Boden fallen, auf die Erde fallen, zu Boden fallen\yere tükürmek auf den Boden spucken\yeri boylamak hinfallen\yerin dibine geçmek in den Erdboden versinken, sich in Grund und Boden schämen\yerle bir etmek dem Erdboden gleichmachenmantar gibi \yerden bitmek wie Pilze aus dem Boden schießen5) wohinbastığın \yere dikkat et! gib Acht, wohin du trittst!yarın gideceğim \yer... dort, wohin ich morgen gehe,...
См. также в других словарях:
boylamak — i 1) İstemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak İkiniz de hapsi boylarsınız. A. İlhan 2) Batmak Kayık denizin dibini boyladı. 3) Düşmek Ayağı kaydı, yeri boyladı. 4) Yükselmek, çıkmak Fakat o dolu dizgin kırkı boylamış bir ateşle par par… … Çağatay Osmanlı Sözlük
öbür dünyayı boylamak — ahireti boylamak O rahmetli katırın yerine ben öbür dünyayı boylardım. O. C. Kaygılı … Çağatay Osmanlı Sözlük
ahireti boylamak — tkz. ölmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
tahtalıköyü boylamak — ölmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
kodesi boylamak — tutukevine girmek, hapse girmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
cehennemi boylamak — sevilmeyen bir kimse ölmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
ahiret — is., din b., Ar. āḫiret Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya Birleşik Sözler ahiret adamı ahiret kardeşi ahiret suali ahiret yolculuğu Atasözü, Deyim ve… … Çağatay Osmanlı Sözlük
bizimki — sf. 1) Bizim olan, bizimle ilgili olan 2) zm., tkz. Kadınların kocalarından, kocaların karılarından söz ederken kullandıkları söz Bizimki bugün yine sinirli. 3) zm., alay Yakın çevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanılan bir söz ...… … Çağatay Osmanlı Sözlük
boylama — is. Boylamak işi … Çağatay Osmanlı Sözlük
cehennem — is., din b., Ar. cehennem 1) Dinî inanışlara göre, dünyada günah işleyenlerin öldükten sonra ceza görecekleri yer, tamu Cennet, cehennem, ahiret, ebedî hayat hayallerine bir daha dönmesine imkân yoktu. R. N. Güntekin 2) mec. Çok sıkıntılı yer… … Çağatay Osmanlı Sözlük
kodes — is., argo, Rum. Tutukevi, hapishane, karakol Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller kodese tıkmak kodesi boylamak … Çağatay Osmanlı Sözlük