-
21 bahşiş
1. إمداد [إِمْداد]2. بخشيش [بَخْشِيش]3. جدوى [جَدْوَى]4. خدمة [خِدْمَة]5. رفد [رِفْد]6. صلة [صِلَة]7. عطا [عَطًا]8. عطاء [عَطَاء]9. عطية [عَطِيَّة]10. مدد [مَدَد]11. مساعدة [مُسَاعَدَة]12. مساندة [مُسَانَدَة]13. معاونة [مُعَاوَنَة]14. معونة [مَعُونَة]15. منح [مَنْح]16. منحة [مِنْحَة]17. نائل [نائِل]18. نافلة [نافِلَة]19. نعماء [نَعْماء]20. نفل [نَفَل]21. نوال [نَوَال]22. هبة [هِبَة] -
22 benzer
1. بد [بِدّ]Anlamı: bir başkasına benzeyen2. شبه [شَبَه]Anlamı: bir başkasına benzeyen3. شبه [شِبْه]Anlamı: bir başkasına benzeyen4. شبيه [شَبِيه]Anlamı: bir başkasına benzeyen5. صنو [صِنْو]Anlamı: bir başkasına benzeyen6. ضرع [ضِرْع]Anlamı: bir başkasına benzeyen7. عديل [عَدِيل]Anlamı: bir başkasına benzeyen8. قرن [قِرْن]Anlamı: bir başkasına benzeyen9. متجانس [مُتَجَانِس]Anlamı: bir başkasına benzeyen10. متشابه [مُتَشَابِه]Anlamı: bir başkasına benzeyen11. متطابق [مُتَطَابِق]Anlamı: bir başkasına benzeyen12. متماثل [مُتَمَاثِل]Anlamı: bir başkasına benzeyen13. متناظر [مُتَنَاظِر]Anlamı: bir başkasına benzeyen14. مثال [مِثَال]Anlamı: bir başkasına benzeyen15. مثل [مَثَل]Anlamı: bir başkasına benzeyen16. مثل [مِثْل]Anlamı: bir başkasına benzeyen17. مثيل [مَثِيل]Anlamı: bir başkasına benzeyen18. مجانس [مُجَانِس]Anlamı: bir başkasına benzeyen19. مشابه [مُشَابِه]Anlamı: bir başkasına benzeyen20. مضارع [مُضَارِع]Anlamı: bir başkasına benzeyen21. مضاه [مُضَاهٍ]Anlamı: bir başkasına benzeyen22. مطابق [مُطَابِق]Anlamı: bir başkasına benzeyen23. نظير [نَظِير]Anlamı: bir başkasına benzeyen -
23 entegre
1. تام [تَامّ]Anlamı: bir bütünü, bir grubu oluşturan2. مؤلف [مُؤَلَّف]Anlamı: bir bütünü, bir grubu oluşturan3. متألف [مُتَأَلِّف]Anlamı: bir bütünü, bir grubu oluşturan4. متتام [مُتَتَامّ]Anlamı: bir bütünü, bir grubu oluşturan5. متحد [مُتَّحِد]Anlamı: bir bütünü, bir grubu oluşturan6. مترابط [مُتَرَابِط]Anlamı: bir bütünü, bir grubu oluşturan7. متكامل [مُتَكَامِل]Anlamı: bir bütünü, bir grubu oluşturan8. متكون [مُتَكَوِّن]Anlamı: bir bütünü, bir grubu oluşturan9. مركب [مُرَكَّب]Anlamı: bir bütünü, bir grubu oluşturan10. مشكل [مُشَكَّل]Anlamı: bir bütünü, bir grubu oluşturan11. مكون [مُكَوَّن]Anlamı: bir bütünü, bir grubu oluşturan -
24 kapamak
1. أخفى [أَخْفَى]2. آصد [آصَدَ]Anlamı: bir açıklığı örtmek için, bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek3. أصد [أَصَّدَ]Anlamı: bir açıklığı örtmek için, bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek4. أغلق [أَغْلَقَ]Anlamı: bir açıklığı örtmek için, bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek5. أقفل [أَقْفَلَ]Anlamı: bir açıklığı örtmek için, bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek6. أوصد [أَوْصَدَ]Anlamı: bir açıklığı örtmek için, bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek7. دربس [دَرْبَسَ]Anlamı: bir açıklığı örtmek için, bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek8. سد [سَدَّ]Anlamı: tıkamak, içini doldurmak9. سكر [سَكَرَ]Anlamı: bir açıklığı örtmek için, bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek10. صك [صَكَّ]Anlamı: bir açıklığı örtmek için, bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek11. غلق [غَلَقَ]Anlamı: bir açıklığı örtmek için, bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek12. قفل [قَفَّلَ]Anlamı: bir açıklığı örtmek için, bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek13. كتم [كَتَمَ] -
25 kaplamak
1. استجمع [اِسْتَجْمَعَ]Anlamı: bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak2. انطوى [اِنْطَوَى]Anlamı: bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak3. تضمن [تَضَمَّنَ]Anlamı: bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak4. حاصر [حاصَرَ]Anlamı: çepeçevre sarmak5. حوى [حَوَى]Anlamı: bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak6. شمل [شَمَلَ]Anlamı: bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak7. شمل [شَمِلَ]Anlamı: bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak8. ضم [ضَمَّ]Anlamı: bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak9. غشى [غَشَّى]Anlamı: başka bir nesne ile örtmek10. غشي [غَشِيَ]Anlamı: başka bir nesne ile örtmek11. غطى [غَطَّى]Anlamı: her yanını örtmek -
26 tarif
1. أبان [أَبَانَ]2. أبدى [أَبْدَى]3. أبرز [أَبْرَزَ]4. أظهر [أَظْهَرَ]5. أنهج [أَنْهَجَ]6. أهل [أَهَلَّ]7. أوضح [أَوْضَحَ]8. أول [أَوَّلَ]9. برز [بَرَّزَ]10. بين [بَيَّنَ]11. تأول [تَأَوَّلَ]12. تحديد [تَحْدِيد]Anlamı: tanım13. ترجم [تَرْجَمَ]14. تعريف [تَعْرِيف]Anlamı: tanım15. جلا [جَلَا]16. جلى [جَلَّى]17. خرج [خَرَّجَ]18. شرح [شَرَحَ]19. ظهر [ظَهَرَ]20. عرض [عَرَضَ]21. فسر [فَسَّرَ]22. فصل [فَصَّلَ]23. نهج [نَهَجَ]24. وصف [وَصْف]25. وضح [وَضَّحَ] -
27 af
1. إعفاء [إِعْفاء]Anlamı: bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama2. سماح [سَمَاح]Anlamı: bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama3. صفح [صَفْح]Anlamı: bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama4. غفران [غُفْران]Anlamı: bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama5. مسامحة [مُسَامَحَة]Anlamı: bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama6. مغفرة [مَغْفِرَة]Anlamı: bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama7. عفو [عَفْو]Anlamı: bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama -
28 erk
1. إمكان [إِمْكان]Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar2. استطاعة [اِسْتِطَاعَة]Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar3. اقتدار [اِقْتِدار]Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar4. بأس [بَأْس]Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar5. تمكن [تَمَكُّن]Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar6. حول [حَوْل]Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar7. صبر [صَبْر]Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar8. طائل [طائِل]Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar9. طائلة [طائِلَة]Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar10. طاقة [طاقَة]Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar11. طوق [طَوْق]Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar12. طول [طَوْل]Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar13. قابلية [قابِلِيَّة]Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar14. قبل [قِبَل]Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar15. قدرة [قُدْرَة]Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar16. مراس [مِرَاس]Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar17. مرة [مِرَّة]Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar18. مقدرة [مَقْدِرَة]Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar19. مقدور [مَقْدُور]Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar20. مكنة [مُكْنَة]Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar21. منة [مُنَّة]Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar -
29 körelme
1. أضمر [أَضْمَرَ]Anlamı: körelmek işi2. أضنى [أَضْنَى]Anlamı: körelmek işi3. أضوى [أَضْوَى]Anlamı: körelmek işi4. أنحف [أَنْحَفَ]Anlamı: körelmek işi5. أنحل [أَنْحَلَ]Anlamı: körelmek işi6. أنضى [أَنْضَى]Anlamı: körelmek işi7. تخاذل [تَخَاذُل]Anlamı: bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur8. تضمر [تَضَمَّرَ]Anlamı: körelmek işi9. حجم [حَجَّمَ]Anlamı: körelmek işi10. خور [خَوَر]Anlamı: bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur11. ركاكة [رَكَاكَة]Anlamı: bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur12. ضعف [ضَعْف]Anlamı: bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur13. ضعف [ضِعْف]Anlamı: bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur14. ضمر [ضَمَرَ]Anlamı: körelmek işi15. ضمر [ضَمُرَ]Anlamı: körelmek işi16. ضمر [ضَمَّرَ]Anlamı: körelmek işi17. ضمور [ضُمُور]Anlamı: bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur18. ضنى [ضَنًى]Anlamı: bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur19. عجز [عَجْز]Anlamı: bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur20. عجف [عَجَف]Anlamı: bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur21. عي [عِيّ]Anlamı: bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur22. كلالة [كَلَالَة]Anlamı: bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur23. كلل [كَلَل]Anlamı: bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur24. نحافة [نَحَافَة]Anlamı: bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur25. نحل [نَحَلَ]Anlamı: körelmek işi26. نحل [نَحِلَ]Anlamı: körelmek işi27. نحول [نُحُول]Anlamı: bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur28. هزال [هُزَال]Anlamı: bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur29. هزل [هَزِلَ]Anlamı: körelmek işi30. هلس [هَلْس]Anlamı: bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur31. هيف [هَيَف]Anlamı: bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur32. هيف [هَيْف]Anlamı: bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur33. وهن [وَهَن]Anlamı: bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur34. وهن [وَهْن]Anlamı: bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur -
30 serencam
1. أثر [أَثَر]Anlamı: bir işin, bir olayın sonu2. حاصل [حاصِل]Anlamı: bir işin, bir olayın sonu3. حصيلة [حَصِيلَة]Anlamı: bir işin, bir olayın sonu4. عاقبة [عاقِبَة]Anlamı: bir işin, bir olayın sonu5. مآل [مَآل]Anlamı: bir işin, bir olayın sonu6. محصلة [مُحَصَّلَة]Anlamı: bir işin, bir olayın sonu7. محصلة [مُحَصِّلَة]Anlamı: bir işin, bir olayın sonu8. مغبة [مَغَبَّة]Anlamı: bir işin, bir olayın sonu9. نتيجة [نَتِيجَة]Anlamı: bir işin, bir olayın sonu10. عقب [عُقْب]Anlamı: bir işin, bir olayın sonu -
31 âciz
1. خريع [خَرِيع]Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz2. عاجز [عَاجِز]Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz3. عجيف [عَجِيف]Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz4. عدم [عَدِم]Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz5. عيان [عَيَّان]Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz6. قعيد [قَعِيد]Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz7. كليل [كَلِيل]Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz8. متخاذل [مُتَخَاذِل]Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz9. مرهق [مُرْهَق]Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz10. مستضعف [مُسْتَضْعَف]Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz11. مضنى [مُضْنًى]Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz12. معوق [مَعُوق]Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz13. معوق [مُعَوَّق]Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz14. مقعد [مُقْعَد]Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz15. ممنون [مَمْنُون]Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz16. نحيف [نَحِيف]Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz17. وان [وانٍ]Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz18. واه [واهٍ]Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz19. واهن [واهِن]Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz -
32 azımsamak
1. أحقر [أَحْقَرَ]2. أذل [أَذَلَّ]3. أصغر [أَصْغَرَ]4. أهان [أَهَانَ]5. أوبق [أَوْبَقَ]6. ابتذل [اِبْتَذَلَ]7. احتقر [اِحْتَقَرَ]8. ازدرى [اِزْدَرَى]9. استحقر [اِسْتَحْقَرَ]10. استذل [اِسْتَذَلَّ]11. استصغر [اِسْتَصْغَرَ]12. استقل [اِسْتَقَلَّ]13. امتهن [اِمْتَهَنَ]14. تبذل [تَبَذَّلَ]15. حقر [حَقَرَ]16. حقر [حَقَّرَ]17. صغر [صَغَّرَ]18. غمص [غَمَصَ]19. غمط [غَمَطَ] -
33 bağlı
1. مربوط [مَرْبُوط]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan2. مسحوب [مَسْحُوب]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan3. مشدود [مَشْدُود]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan4. مشكول [مَشْكُول]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan5. مصفد [مُصَفَّد]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan6. مضمد [مُضَمَّد]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan7. معصب [مُعَصَّب]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan8. معصوب [مَعْصُوب]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan9. معقود [مَعْقُود]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan10. مغلل [مُغَلَّل]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan11. مغلول [مَغْلُول]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan12. مقنطر [مُقَنْطَر]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan13. مقيد [مُقَيَّد]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan14. مكبل [مُكَبَّل]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan15. مكتف [مُكَتَّف]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan16. موتر [مُوَتَّر]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan17. موثق [مُوثَق]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan18. موصول [مَوْصُول]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan -
34 belgi
1. إشارة [إِشَارَة]2. أعلومة [أُعْلُومَة]3. أمارة [أَمَارَة]4. آية [آيَة]5. خيم [خِيم]6. دلالة [دَلَالَة]7. دليل [دَلِيل]8. رمز [رَمْز]9. رموز [رُمُوز]10. سمة [سِمَة]11. سيما [سِيما]12. سيماء [سِيمَاء]13. سيمى [سِيمَى]14. شارة [شارَة]15. شعار [شِعَار]16. شية [شِيَة]17. ماركة [ماركَة]18. علامة [عَلَامَة] -
35 birleşik
1. حاصل [حاصِل]Anlamı: bir araya gelmiş2. ضميم [ضَمِيم]Anlamı: bir araya gelmiş3. مؤلف [مُؤَلَّف]Anlamı: bir araya gelmiş4. متألف [مُتَأَلِّف]Anlamı: bir araya gelmiş5. متحد [مُتَّحِد]Anlamı: bir araya gelmiş6. متصل [مُتَّصِل]Anlamı: bir araya gelmiş7. مترابط [مُتَرَابِط]Anlamı: bir araya gelmiş8. مترافق [مُتَرَافِق]Anlamı: bir araya gelmiş9. متقارن [مُتَقَارِن]Anlamı: bir araya gelmiş10. متكون [مُتَكَوِّن]Anlamı: bir araya gelmiş11. متلازم [مُتَلَازِم]Anlamı: bir araya gelmiş12. متماسك [مُتَمَاسِك]Anlamı: bir araya gelmiş13. مجمل [مُجْمَل]Anlamı: bir araya gelmiş14. مجمع [مُجَمَّع]Anlamı: bir araya gelmiş15. مجموع [مَجْمُوع]Anlamı: bir araya gelmiş16. مدموج [مَدْمُوج]Anlamı: bir araya gelmiş17. مضموم [مَضْمُوم]Anlamı: bir araya gelmiş18. مكون [مُكَوَّن]Anlamı: bir araya gelmiş19. مندمج [مُنْدَمِج]Anlamı: bir araya gelmiş -
36 dayak
1. خبطة [خَبْطَة]Anlamı: (bir insan veya bir hayvanı) dövmek işi, patak, kötek2. خفقة [خَفْقَة]Anlamı: (bir insan veya bir hayvanı) dövmek işi, patak, kötek3. دعامة [دِعَامَة]Anlamı: bir şeyin yıkılmaması için dayatılan ağaç, destek, payanda4. ركن [رُكْن]Anlamı: bir şeyin yıkılmaması için dayatılan ağaç, destek, payanda5. ركيزة [رَكِيزَة]Anlamı: bir şeyin yıkılmaması için dayatılan ağaç, destek, payanda6. ضربة [ضَرْبَة]Anlamı: (bir insan veya bir hayvanı) dövmek işi, patak, kötek7. طرقة [طَرْقَة]Anlamı: (bir insan veya bir hayvanı) dövmek işi, patak, kötek8. قرعة [قَرْعَة]Anlamı: (bir insan veya bir hayvanı) dövmek işi, patak, kötek9. متكأ [مُتَّكَأ]Anlamı: bir şeyin yıkılmaması için dayatılan ağaç, destek, payanda10. مرتكز [مُرْتَكَز]Anlamı: bir şeyin yıkılmaması için dayatılan ağaç, destek, payanda11. مسند [مَسْنَد]Anlamı: bir şeyin yıkılmaması için dayatılan ağaç, destek, payanda12. نقرة [نَقْرَة]Anlamı: (bir insan veya bir hayvanı) dövmek işi, patak, kötek -
37 doz
1. جرعة [جَرْعَة]2. جرعة [جُرْعَة]3. شربة [شَرْبَة]4. شربة [شُرْبَة]5. نغبة [نُغْبَة]6. نفس [نَفَس] -
38 entrika
1. أحبولة [أُحْبُولَة]2. تدليس [تَدْلِيس]3. حيلة [حِيلَة]4. خداع [خِدَاع]5. خديعة [خَدِيعَة]6. دسيسة [دَسِيسَة]7. رواغ [رَوَاغ]8. روغان [رَوَغَان]9. غش [غَشّ]10. غش [غِشّ]11. كيد [كَيْد]12. مؤامرة [مُؤَامَرَة]13. محل [مَحْل]14. مخادعة [مُخَادَعَة]15. مراوغة [مُرَاوَغَة]16. مكرة [مَكْرَة]17. مكيدة [مَكِيدَة]18. مواربة [مُوَارَبَة] -
39 ev
1. أسرة [أُسْرَة]Anlamı: aile2. أقرباء [أَقْرِباء]Anlamı: aile3. آل [آل]Anlamı: aile4. بيت [بَيْت]Anlamı: bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut5. دار [دار]Anlamı: bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut6. دارة [دارَة]Anlamı: bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut7. ربع [رَبْع]Anlamı: bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut8. ربوع [رُبُوع]Anlamı: bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut9. سكن [سَكَن]Anlamı: bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut10. عائلة [عائِلَة]Anlamı: aile11. مؤسسة [مُؤَسَّسة]Anlamı: bir kuruluş, müessese12. مأوى [مَأْوًى]Anlamı: bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut13. مباءة [مَبَاءَة]Anlamı: bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut14. مبيت [مَبِيت]Anlamı: bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut15. مثوى [مَثْوًى]Anlamı: bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut16. مستقر [مُسْتَقَرّ]Anlamı: bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut17. مستوطن [مُسْتَوْطَن]Anlamı: bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut18. مقام [مَقَام]Anlamı: bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut19. مقام [مُقَام]Anlamı: bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut20. مقر [مَقَرّ]Anlamı: bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut21. منزل [مَنْزِل]Anlamı: bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut22. منشأة [مُنْشَأَة]Anlamı: bir kuruluş, müessese -
40 gözenek
1. تجويف [تَجْوِيف]2. ثقب [ثُقْب]3. جوف [جَوْف]4. خدة [خُدَّة]5. خرت [خُرْت]6. خرق [خَرْق]7. خرم [خُرْم]8. خصاص [خَصَاص]9. خلل [خَلَل]10. فتحة [فُتْحَة]11. فجوة [فَجْوَة]12. فرج [فَرْج]13. مسام [مَسَامّ]Anlamı: bitkilerde mesame14. منفذ [مَنْفَذ]15. نقر [نِقْر]16. نقرة [نُقْرَة]17. هاوية [هاوِيَة]18. هوة [هُوَّة]19. وقرة [وَقْرَة]
См. также в других словарях:
bir — burum: (Ağdam, Bakı, Bərdə, Qazax, Şuşa, Tərtər) bir dəfə, bir qədər, bir az (“qaynamaq” feli ilə işlənir). – Qoy bir burum qaynasın, sora götü (Ağdam); – Bir burum qaynıyannan sora götürüf onu süzürsən (Şuşa) ◊ Bir çala (Qazax) – bir az, bir… … Azərbaycan dilinin dialektoloji lüğəti
bir — bir̃ (birr) interj. 1. pu, žir (kartojant nusakomas byrėjimas, riedėjimas): Bir̃ bir̃ bir̃ ir nubyrėjo visi obuoliai Kb. Bir̃ bir̃ bir̃ išbirėjo žirniai iš saujos Š. Bir bir nuo skardžio riedėjau, medeliai, girdi, riedant trakšt trakšt lūžo… … Dictionary of the Lithuanian Language
Bir Umm Fawakhir — … Deutsch Wikipedia
bir — bir·gus; bir·ken·head; bir·ke·nia; bir·lie·man; bir·ma; bir·ming·ham; bir·ne; bir·nirk; bir·rus; bir·sle; ka·bir·pan·thi; sa·bir; si·bir·ic; gam·bir; … English syllables
Bir-Hakeim — Cette page d’homonymie répertorie les différents sujets et articles partageant un même nom. Bir Hakeim est une oasis du désert de Libye, lieu de la bataille de Bir Hakeim en mai et juin 1942 au cours de laquelle la brigade française libre du… … Wikipédia en Français
Bir Bou Haouch — Ajouter une image Administration Nom algérien بئر بوحوش Pays Algerie !Algérie Wilaya … Wikipédia en Français
Bir Moghrein — بير مغرين Staat: Mauretanien Mauretanien … Deutsch Wikipedia
Bir Tawil — … Deutsch Wikipedia
Bir Mourad Raïs — Ajouter une image Administration Nom algérien بير مراد رائس Pays Algerie !Algérie … Wikipédia en Français
Bir-Hakeim (Métro De Paris) — Bir Hakeim Tour Eiffel … Wikipédia en Français
Bir-Hakeim (metro de Paris) — Bir Hakeim (métro de Paris) Bir Hakeim Tour Eiffel … Wikipédia en Français