Перевод: с турецкого на все языки

со всех языков на турецкий

bir+...+bir+...

  • 21 bir zaman

    = bir zamanlar одна́жды, когда́-то, не́когда

    Türkçe-rusça sözlük > bir zaman

  • 22 bir zamanlar

    Türkçe-rusça sözlük > bir zamanlar

  • 23 bir zaman(lar)

    \bir zaman(lar) (lar)
    deminan

    Türk-Kürt Sözlük > bir zaman(lar)

  • 24 bir şeyin çok bulunduğunu belirten yer eki

    \bir şeyin çok bulunduğunu belirten yer eki (gulistan)
    istan

    Türk-Kürt Sözlük > bir şeyin çok bulunduğunu belirten yer eki

  • 25 bir haneli

    Bir rəqəmli

    Türkcə-Azərbaycanca İzahlı Tibb lüğəti > bir haneli

  • 26 bir an önce

    baldigst, so bald wie möglich; ( olabildiği kadar tez) so schnell wie möglich, schnellstens, schleunigst

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > bir an önce

  • 27 bir bakıma

    in gewisser Hinsicht

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > bir bakıma

  • 28 bir çift

    ein paar

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > bir çift

  • 29 bir defalık

    einmalig

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > bir defalık

  • 30 bir gözeli

    biol Einzeller m

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > bir gözeli

  • 31 bir hamlede

    ( fam) ( çabucak) ruck, zuck

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > bir hamlede

  • 32 bir hayli

    erheblich, ziemlich viel

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > bir hayli

  • 33 bir hoş

    ( fam) ( garip) seltsam; ( tuhaf) eigenartig

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > bir hoş

  • 34 bir perdelik oyun

    theat Einakter m

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > bir perdelik oyun

  • 35 bir zamanlar

    ( vaktiyle) seinerzeit, einst

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > bir zamanlar

  • 36 bir

    bir

    Türkçe-Azerice Sözlük > bir

  • 37 bir

    оди́н
    * * *
    1) оди́н

    birimiz — оди́н из нас

    2) одина́ковый

    benim için hepsi bir — мне всё равно́

    3) еди́ный

    bir bütün — еди́ное це́лое

    4) како́й-нибудь

    bir kitap ver — дай каку́ю-нибудь кни́гу

    5) како́й-то

    sizi bir adam aradı — вас спра́шивал како́й-то челове́к

    6) тако́й...

    bir yağmur tuttu ki — припусти́л тако́й дождь...

    7) так (сильно и т. п.)

    bir düştüm ki... — я так упа́л, что...

    bir tuhaf bakıyor — он так стра́нно смо́трит

    8) то́лько, лишь

    bunu bir o bilir — э́то лишь то́лько он зна́ет

    bir tat beğenirsin — ты то́лько попро́буй - понра́вится

    haftada bir — раз в неде́лю

    bu bir — э́то раз; э́то во-пе́рвых

    10) -ка, ну́-ка

    o yılları bir hatırlayın — вспо́мните-ка те го́ды

    ••

    bir çiçekle bahar / yaz olmaz — посл. одна́ ла́сточка весны́ не де́лает

    bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varпосл. па́мять о ча́шке ко́фе живе́т со́рок лет; ≈ добро́ не забыва́ется

    bir koltuğa iki karpuz sığmazпосл. ≈ за двумя́ за́йцами пого́нишься, ни одного́ не пойма́ешь

    bir koyundan iki post çıkmazпосл. с одно́й овцы́ де́сять шкур не сни́мешь

    bir uyuz keçi bir sürüyü boklarпосл. одна́ парши́вая овца́ всё ста́до по́ртит

    - bir âlem
    - bir araba dolusu
    - bir arada
    - bir aralık
    - bir araya gelmek
    - bir aşağı bir yukarı
    - bir atımlık barutu kalmak
    - bir avuç
    - bir ayağı çukurda olmak
    - bir baltaya sap olmak
    - bir başına
    - bir baştan bir başa
    - bir ben bilirim
    - bir de Allah
    - bir... bir...
    - bir çekirdek geri kalmamak
    - bir çırpıda
    - bir daha
    - bir daha yapmam
    - bir dalda durmamak
    - bir damla
    - bir de
    - bir de ne göreyim
    - bir dediği iki olmamak
    - bir derece
    - bir dereceye kadar
    - bir deri bir kemik
    - bir don bir gömlek
    - bir bu eksikti
    - bir göz gülmek
    - bir gün
    - bir içim su
    - bir kaşık suda boğmak
    - bir kazanda kaynamak
    - bir paralık etmek
    - bir solukta
    - bir şey değil
    - bir tahtası eksik
    - bir taşla iki kuş vurmak
    - bir varmış bir yokmuş
    - bir yastıkta kocamak

    Türkçe-rusça sözlük > bir

  • 38 bir

    1) оди́н
    2) едини́ца
    3) како́й-л, како́й-то; не́который

    günün birinde — одна́жды

    4) одина́ковый
    5) о́бщий, совме́стный (с кем-л.)
    6) то́лько лишь
    7) тако́й; так

    bir düştüm ki … — я так упа́л, что …

    8) в роли частицы (при повел. накл.) -ка, ну́-ка

    -ı bir etmek — а) объединя́ть; б) унифици́ровать

    bir olmak — а) объединя́ться; б) быть тожде́ственным, совпада́ть; в) ука́зывает на внеза́пность де́йствия; г) вы́биться из сил

    bir ağızda — в оди́н приём

    bir ağızdan — а) хо́ром; б) единоду́шно

    bir arada — а) вме́сте; б) в то же са́мое вре́мя

    bir araya gelmek — собира́ться

    bir aşağı bir yukarı — взад и вперёд

    bir avuç — горсть

    bir ayak evvel — как мо́жно скоре́е

    bir baştan bir başa — на всём простра́нстве

    bir baştan bir başa delmek — просверли́ть

    bire bin katmak — преувели́чивать

    bire bin kazanmak — получа́ть басносло́вные при́были

    bir bir — оди́н за други́м, по одному́

    bir bir anlatmak — расска́зывать всё по поря́дку

    bir boy — а) разо́к; б) но всё-таки

    bir çekirdek geri kalmamak — соверше́нно не отлича́ться

    bir daha — а) ещё раз; б) с отриц. глаголом бо́льше не …, никогда́

    bir dahayüzüne bakmamak — отверну́ться от кого

    bir dalda durmamak — а) порха́ть, лета́ть (о человеке); б) переска́кивать (о мыслях)

    bir damla — а) о́чень ма́ло; б) кро́шечный

    bir de — а) кро́ме того́, а та́кже; б) вдруг, и что же

    -ın bir dediğini ikietmemek — не пере́чить кому; исполня́ть жела́ния кого

    birdediği iki olmaz — высокоуважа́емый и люби́мый

    bir defa — а) уже́; б) снача́ла; во-пе́рвых; в) оди́н раз

    bir derece — до не́которой сте́пени

    bir dirhem — ма́ло (чего-л.)

    bir dudağı yerde bir dudağı gökte — фольк. велика́н

    bir düziye — непреры́вно, продолжи́тельно

    bir gelmek — уравнове́шиваться

    bir gözeli — биол. однокле́точный

    bir gözeli bitkiler — бот. ни́зшие расте́ния

    Büyük Türk-Rus Sözlük > bir

  • 39 bir

    "1. one (as a number): Bir beyaz manolya yedi pembe manolyaya bedeldir. One white magnolia is worth seven pink magnolias. 2. a, an; a certain, a particular: Bursa´da güzel bir evi var. She has a lovely house in Bursa. Dünkü partide bir kadını gördüm; kim olduğunu sen anlarsın. At yesterday´s party I saw a certain woman; you know who I mean. 3. the same: Emellerimiz bir. Our goals are the same. 4. united; of one mind, of the same opinion: Bu konuda biriz. We´re of one mind on this subject. 5. shared, used in common: Yatak odalarımız ayrı, banyomuz bir. We have separate bedrooms but share a bathroom. 6. only: Bir o bunu yapabilir. Only she can do this. Bunu bir sen bir de ben biliyoruz. You and I are the only ones who know this. 7. used as an emphatic: O hayata bir alıştı ki sorma gitsin! He has really gotten accustomed to that way of life! Bir dene! Just try it! Birdenbire bir feryat! And suddenly there was such a yell! Ah, bir oraya gidebilsem! Ah, if I can just go there! 8. used to add a note of vagueness: Bir zamanlar Arnavutköy´de çilek yetiştirilirdi. There was a time when strawberries were grown in Arnavutköy. Sen bugün bir tuhafsın. You don´t seem quite yourself today. - ağızdan in unison, with one voice. - alan pişman, bir almayan. colloq. It´s the sort of thing that looks good and attracts a lot of interest but is actually of very little use. - alay a great quantity, a large number. - âlem something else, really something, a wonder, amazing: Orası bir âlem! That´s one amazing place! Cüneyt başlı başına bir âlem! Cüneyt is a wonder in his own right! - an at one point: Bir an bir şey söyleyecek gibi oldu. At one point she looked like she was going to say something. - an evvel/önce as soon as possible. - ara/aralık 1. at one point, for a while, for a short period. 2. when one has a free moment, when one has a chance: Bir ara bana uğrayıver. Drop by when you have a free moment. - araba 1. a wagonload of; a truckload of. 2. colloq. a lot of, a slew of. - arada together. - araya gelmek 1. (for people) to come together (in the same place and at the same time). 2. (for events) to happen at the same time, coincide. - araya getirmek /ı/ to bring (people, things) together (in the same place and at the same time). - aşağı bir yukarı (to come and go) aimlessly. - atımlık barutu kalmak/olmak to be almost at the end of one´s resources, be almost at the end of one´s rope; to have played almost all of one´s cards; to have very little energy left. - avuç 1. a handful (of). 2. a handful (of), a very small number or amount (of). - ayağı çukurda olmak to have one foot in the grave. - ayak evvel/önce immediately, at once. - ayak üstünde bin yalan söylemek 1. to tell a whole pack of lies at one go. 2. to be a big liar. - bakıma in one way, in one respect. - baltaya sap olmak to have a job, be employed. - bardak suda fırtına koparmak to raise a tempest in a teapot. - başına all alone, all by oneself. - baştan/uçtan bir başa/uca (traversing, looking at, surveying, filling a place) from one end to the other, from end to end. - ben, bir de Allah bilir. colloq. Only God knows what I´ve gone through. -e beş vermek to yield five times the seed, yield fivefold. -e bin katmak to exaggerate, make much of a trifle. - bir one by one. - boy 1. once. 2. used as an emphatic: Bir boy gidelim, görelim. Let´s just go and see! - boyda of the same height. - bu eksikti. colloq. Nothing but this was lacking!/This was all that was needed! (said sarcastically). - cihetten in one way, in a way. - çatı altında under the same roof, in the same building. - çırpıda at one stretch, without interruption, at once. - çift söz 1. a little advice, a piece of advice: Sana bir çift sözüm var. I have a piece of advice for you. 2. a brief exchange of conversation: Öyle meşguldüm ki kendisiyle bir çift söz bile edemedim. I was so busy that I couldn´t have even a brief conversation with her. - çuval inciri berbat etmek to foul things up but

    Saja Türkçe - İngilizce Sözlük > bir

  • 40 bir

    [T bir, Az bir, Tk bir, from OT *bir]: one

    A Concise Gagauz Dictionary with etymologies and Turkish, Azerbaijani and Turkmen cognates > bir

См. также в других словарях:

  • bir — burum: (Ağdam, Bakı, Bərdə, Qazax, Şuşa, Tərtər) bir dəfə, bir qədər, bir az (“qaynamaq” feli ilə işlənir). – Qoy bir burum qaynasın, sora götü (Ağdam); – Bir burum qaynıyannan sora götürüf onu süzürsən (Şuşa) ◊ Bir çala (Qazax) – bir az, bir… …   Azərbaycan dilinin dialektoloji lüğəti

  • bir — bir̃ (birr) interj. 1. pu, žir (kartojant nusakomas byrėjimas, riedėjimas): Bir̃ bir̃ bir̃ ir nubyrėjo visi obuoliai Kb. Bir̃ bir̃ bir̃ išbirėjo žirniai iš saujos Š. Bir bir nuo skardžio riedėjau, medeliai, girdi, riedant trakšt trakšt lūžo… …   Dictionary of the Lithuanian Language

  • Bir Umm Fawakhir — …   Deutsch Wikipedia

  • bir — bir·gus; bir·ken·head; bir·ke·nia; bir·lie·man; bir·ma; bir·ming·ham; bir·ne; bir·nirk; bir·rus; bir·sle; ka·bir·pan·thi; sa·bir; si·bir·ic; gam·bir; …   English syllables

  • Bir-Hakeim — Cette page d’homonymie répertorie les différents sujets et articles partageant un même nom. Bir Hakeim est une oasis du désert de Libye, lieu de la bataille de Bir Hakeim en mai et juin 1942 au cours de laquelle la brigade française libre du… …   Wikipédia en Français

  • Bir Bou Haouch — Ajouter une image Administration Nom algérien بئر بوحوش Pays  Algerie !Algérie Wilaya …   Wikipédia en Français

  • Bir Moghrein — ‏بير مغرين‎ Staat: Mauretanien  Mauretanien …   Deutsch Wikipedia

  • Bir Tawil — …   Deutsch Wikipedia

  • Bir Mourad Raïs — Ajouter une image Administration Nom algérien بير مراد رائس Pays  Algerie !Algérie …   Wikipédia en Français

  • Bir-Hakeim (Métro De Paris) — Bir Hakeim Tour Eiffel …   Wikipédia en Français

  • Bir-Hakeim (metro de Paris) — Bir Hakeim (métro de Paris) Bir Hakeim Tour Eiffel …   Wikipédia en Français

Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»