-
121 kotarmak
1. أتم [أَتَمَّ]Anlamı: bir işi tamamlamak2. أكمل [أَكْمَلَ]Anlamı: bir işi tamamlamak3. أنجز [أَنْجَزَ]Anlamı: bir işi tamamlamak4. أنهى [أَنْهَى]Anlamı: bir işi tamamlamak5. اختتم [اِخْتَتَمَ]Anlamı: bir işi tamamlamak6. استكمل [اِسْتَكْمَلَ]Anlamı: bir işi tamamlamak7. اغترف [اِغْتَرَفَ]8. تمم [تَمَّمَ]Anlamı: bir işi tamamlamak9. غرف [غَرَفَ]10. قضى [قَضَّى]Anlamı: bir işi tamamlamak11. قضى [قَضَى]Anlamı: bir işi tamamlamak12. كمل [كَمَّلَ]Anlamı: bir işi tamamlamak13. نجز [نَجَزَ]Anlamı: bir işi tamamlamak -
122 kovuk
1. تجويف [تَجْوِيف]2. ثقب [ثَقْب]3. ثقبة [ثُقْبَة]4. جوف [جَوْف]5. خرق [خَرْق]6. خصاص [خَصَاص]7. فجوة [فَجْوَة]8. فرج [فَرْج]9. فرجة [فُرْجَة]10. نقرة [نُقْرَة]11. هوة [هُوَّة] -
123 tavaf
1. تجوال [تَجْوال]Anlamı: kutsal bir yeri ziyaret etmek2. تجول [تَجَوُّل]Anlamı: kutsal bir yeri ziyaret etmek3. تطواف [تَطْواف]Anlamı: kutsal bir yeri ziyaret etmek4. تطوف [تَطَوُّف]Anlamı: kutsal bir yeri ziyaret etmek5. تطويف [تَطْوِيف]Anlamı: kutsal bir yeri ziyaret etmek6. جوب [جَوْب]Anlamı: kutsal bir yeri ziyaret etmek7. جول [جَوْل]Anlamı: kutsal bir yeri ziyaret etmek8. جولان [جَوَلَان]Anlamı: kutsal bir yeri ziyaret etmek9. طواف [طَوَاف]Anlamı: kutsal bir yeri ziyaret etmek10. طوف [طَوْف]Anlamı: kutsal bir yeri ziyaret etmek11. مطاف [مَطَاف]Anlamı: kutsal bir yeri ziyaret etmek -
124 zevk
1. أشر [أَشَر]Anlamı: hoşa giden ve çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu2. إعجاب [إِعْجاب]Anlamı: güzeli çirkinden ayırt etme yetisi, beğeni3. اغتباط [اِغْتِباط]Anlamı: hoşa giden ve çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu4. انبساط [اِنْبِسَاط]Anlamı: hoşa giden ve çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu5. بهجة [بَهْجَة]Anlamı: hoşa giden ve çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu6. تهلل [تَهَلُّل]Anlamı: hoşa giden ve çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu7. حبر [حَبَر]Anlamı: hoşa giden ve çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu8. حبور [حُبُور]Anlamı: hoşa giden ve çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu9. سرور [سُرُور]Anlamı: hoşa giden ve çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu10. سعادة [سَعَادَة]Anlamı: hoşa giden ve çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu11. فرح [فَرَح]Anlamı: hoşa giden ve çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu12. مسرة [مَسَرَّة]Anlamı: hoşa giden ve çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu -
125 acı
1. أسى [أَسَى]2. ابتئاس [اِبْتِئاس]3. اكتئاب [اِكْتِئاب]4. بأس [بَأْس]5. بث [بَثّ]6. زعاق [زُعَاق]Anlamı: tat alma organında bazı maddelerin bıraktığı yakıcı durum, tatlı karşıtı7. عذاب [عَذَاب]8. كرب [كَرْب]9. كربة [كُرْبَة]10. مر [مُرّ]Anlamı: tat alma organında bazı maddelerin bıraktığı yakıcı durum, tatlı karşıtı11. مض [مَضّ]12. مضض [مَضَض] -
126 alan
1. حيز [حَيِّز]Anlamı: düz,, açık ve genişyer, meydan, saha2. حيز [حَيِّز]Anlamı: bir konu veya çalışma çevresi3. دائرة [دائِرَة]Anlamı: bir konu veya çalışma çevresi4. ساحة [ساحَة]Anlamı: düz,, açık ve genişyer, meydan, saha5. ساحة [ساحَة]Anlamı: bir konu veya çalışma çevresi6. غيط [غَيْط]Anlamı: bir konu veya çalışma çevresi7. متسع [مُتَّسَع]Anlamı: bir konu veya çalışma çevresi8. مجال [مَجَال]Anlamı: düz,, açık ve genişyer, meydan, saha9. مجال [مَجَال]Anlamı: bir konu veya çalışma çevresi10. مدى [مَدًى]Anlamı: düz,, açık ve genişyer, meydan, saha11. مدى [مَدًى]Anlamı: bir konu veya çalışma çevresi12. مضمار [مِضْمار]Anlamı: bir konu veya çalışma çevresi13. مضمار [مِضْمار]Anlamı: düz,, açık ve genişyer, meydan, saha14. ميدان [مَيْدان]Anlamı: düz,, açık ve genişyer, meydan, saha15. ميدان [مَيْدان]Anlamı: bir konu veya çalışma çevresi16. ميدان [مِيدان]Anlamı: bir konu veya çalışma çevresi17. ميدان [مِيدان]Anlamı: düz,, açık ve genişyer, meydan, saha -
127 araştırmak
1. استقصى [اِسْتَقْصَى]2. اشتف [اِشْتَفَّ]3. تحسب [تَحَسَّب]4. تقصى [تَقَصَّى]5. جاس [جاسَ] -
128 ayıklamak
1. أنقى [أَنْقَى]2. خلص [خَلَّصَ]3. روق [رَوَّقَ]4. صفى [صَفَّى]5. صول [صَوَّلَ]6. قطر [قَطَّرَ]7. كرر [كَرَّرَ]8. محص [مَحَّصَ]9. نقح [نَقَّحَ]10. نقى [نَقَّى]
См. также в других словарях:
bir — burum: (Ağdam, Bakı, Bərdə, Qazax, Şuşa, Tərtər) bir dəfə, bir qədər, bir az (“qaynamaq” feli ilə işlənir). – Qoy bir burum qaynasın, sora götü (Ağdam); – Bir burum qaynıyannan sora götürüf onu süzürsən (Şuşa) ◊ Bir çala (Qazax) – bir az, bir… … Azərbaycan dilinin dialektoloji lüğəti
bir — bir̃ (birr) interj. 1. pu, žir (kartojant nusakomas byrėjimas, riedėjimas): Bir̃ bir̃ bir̃ ir nubyrėjo visi obuoliai Kb. Bir̃ bir̃ bir̃ išbirėjo žirniai iš saujos Š. Bir bir nuo skardžio riedėjau, medeliai, girdi, riedant trakšt trakšt lūžo… … Dictionary of the Lithuanian Language
Bir Umm Fawakhir — … Deutsch Wikipedia
bir — bir·gus; bir·ken·head; bir·ke·nia; bir·lie·man; bir·ma; bir·ming·ham; bir·ne; bir·nirk; bir·rus; bir·sle; ka·bir·pan·thi; sa·bir; si·bir·ic; gam·bir; … English syllables
Bir-Hakeim — Cette page d’homonymie répertorie les différents sujets et articles partageant un même nom. Bir Hakeim est une oasis du désert de Libye, lieu de la bataille de Bir Hakeim en mai et juin 1942 au cours de laquelle la brigade française libre du… … Wikipédia en Français
Bir Bou Haouch — Ajouter une image Administration Nom algérien بئر بوحوش Pays Algerie !Algérie Wilaya … Wikipédia en Français
Bir Moghrein — بير مغرين Staat: Mauretanien Mauretanien … Deutsch Wikipedia
Bir Tawil — … Deutsch Wikipedia
Bir Mourad Raïs — Ajouter une image Administration Nom algérien بير مراد رائس Pays Algerie !Algérie … Wikipédia en Français
Bir-Hakeim (Métro De Paris) — Bir Hakeim Tour Eiffel … Wikipédia en Français
Bir-Hakeim (metro de Paris) — Bir Hakeim (métro de Paris) Bir Hakeim Tour Eiffel … Wikipédia en Français