-
81 رش
Iرَشّ1. saçma2. serpelemekAnlamı: seyrek damlalar durumunda yağmak3. püskürtmeAnlamı: püskürtmek işi4. serpmekAnlamı: dağılacak biçimde dökmek, saçmak5. ayırmakIIرَشَّ1. serpiştirmekAnlamı: gelişigüzel serpmek2. serpelemekAnlamı: seyrek damlalar durumunda yağmak3. serpmekAnlamı: dağılacak biçimde dökmek, saçmak4. bölmek -
82 ركب
IرَكِبَbinmekIIرَكْب1. konvoyAnlamı: aynı yere giden taşıt veya yolcu topluluğu, kafile2. kervanرَكَّبَ1. çatmak2. bindirmekAnlamı: bir kimseyi bir şeyin üzerine çıkartmak, oturtmak3. bileştirmekAnlamı: bileşmesini sağlamak -
83 سار
IسارٍbulaşıcıAnlamı: birinden başkasına geçen, bulaşanIIسارَ1. gitmekAnlamı: yürümek, yol almak2. yürümekAnlamı: adım atarak ilerlemek, gitmek3. davranmakسارّ1. memnunAnlamı: sevinç duyan, kıvançlı, mutlu2. bahtlıAnlamı: mutlu, talihli3. gailesizAnlamı: gailesi olmayan, dertsiz, dinç4. gamsızAnlamı: üzüntüsü olmayan5. hoşnutAnlamı: bir davranış, bir durum veya bir kimseden memnun olan6. mutluAnlamı: ongun, mesut7. keyifliAnlamı: keyfi yerinde, neşeli8. sevinçliAnlamı: sevinci olan9. şenAnlamı: sevinçli, neşeli10. bahtiyarAnlamı: mutlu, mesut -
84 سيل
سَيْل1. seyelanAnlamı: akma, akıntı2. debiAnlamı: bir akar suyu herhangi bir kesiminden saniyede geçen suyun hacmi, akım3. selAnlamı: taşkın su4. akıntı5. akımAnlamı: akmak ışı, hava su gibi akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, cereyan6. cereyanAnlamı: bir yöne doğru akma, akıntı7. bollukAnlamı: bol olma durumu -
85 شرح
Iشَرَحَ1. açımlamakAnlamı: şerh etmek, açıklamak2. yorumlamakAnlamı: tefsir etmek3. tarif4. anlatmakAnlamı: bir konuda açıklamada bulunmak, bilgi vermek, izah etmekIIشَرْح1. ifadeAnlamı: anlatım2. lebAnlamı: daha söz başlanırken ne denmek istenildiğini çabucak anlamak anlamında, lep3. anlatımAnlamı: bir duygu, düşünce ve konuyu söz veya yazı ile bildirmek4. tevil5. tefsirAnlamı: yorumlama6. şerhAnlamı: açıklama, yorumlama -
86 شكل
Iشَكَّلَ1. oluşturmakAnlamı: oluşmasını sağlamak2. formatlamakAnlamı: belli bir biçim vermek3. biçimlendirmek4. şekillendirmekAnlamı: biçimlendirmekIIشَكْل1. estampAnlamı: metal, tahta vb. üzerine kazıldıktan sonra basılan resim2. gravürAnlamı: kazıma resim3. dizaynAnlamı: bir çizim4. beti5. şeklenAnlamı: biçim yönünden6. suretAnlamı: görünüş, biçim7. formaAnlamı: biçim, şekil8. levhaAnlamı: bir yere asılmak için yazılmış yazı, safiha9. tabloAnlamı: sulu boya, yağlı boya veya kalem resmi10. çeşitAnlamı: aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerinden ayrılan yer biri, nevi11. şekilAnlamı: biçim12. formAnlamı: biçim, şekil13. tasvirAnlamı: resim14. desenAnlamı: belirli çizgilerle gösterme, tasvir -
87 صفح
Iصَفْح1. muafiyetAnlamı: ayrı tutulma, bağışıklık2. kenarAnlamı: bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı yakını, kıyı3. tarafAnlamı: altı yönden her biri4. yanAnlamı: ön, arka, alt ve üstün dışında kalan bölüm5. afAnlamı: bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama6. kıranAnlamı: kıyı, uç, kenar, çevre7. bağışAnlamı: bağışlama işi8. bucakAnlamı: kenar, köşe, yer9. cihetAnlamı: yön, taraf, yanIIصَفَّحَzırhlanmakAnlamı: zırh giymek, zırh kuşatılmak -
88 صوب
Iصَوْب1. kenarAnlamı: bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı yakını, kıyı2. tarafAnlamı: altı yönden her biri3. yanAnlamı: ön, arka, alt ve üstün dışında kalan bölüm4. kıranAnlamı: kıyı, uç, kenar, çevre5. cihetAnlamı: yön, taraf, yan6. bucakAnlamı: kenar, köşe, yerIIصَوَّبَ1. nişanlamakAnlamı: bir hedefi vurmak için silâhı, taş vb. ye belli bir doğrultu vermek2. onamakAnlamı: bir işi doğru ve uygun bulmak3. düzeltmekAnlamı: düzgün duruma getirmek -
89 عاقبة
عاقِبَة1. akıbetAnlamı: bir şey veya bir durum için son, sonuç2. ibretAnlamı: kötü davranışlardan sakınmayı sağlayan ders, sonuç3. hâsılaAnlamı: bir işten elde edilen sonuç4. serencamAnlamı: bir işin, bir olayın sonu -
90 عبر
Iعَبَرَ1. uğramakAnlamı: bir yerin yanından, yakınından, içinden geçmek2. katetmekAnlamı: bir yeri aşarak geçmek3. geçmekAnlamı: bir yerden başka bir yere gitmek4. ağlamak5. aşmakAnlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmekIIعَبِرَağlamak -
91 عدة
Iعِدَة1. ahitAnlamı: kendi kendine söz vererek bir ışı üzerine alma, ant, antlaşma2. akitAnlamı: sözleşme, mukavele, kontrat3. vaatIIعُدَّة1. tesisatAnlamı: bir iş için kullanılan aletler2. donatıAnlamı: donatmaya yarayan şeyler, teçhizat3. gereç4. ekipman5. hazırlık6. malzemeAnlamı: gereç, materyal7. materyalAnlamı: malzeme, gereç8. aksesuarAnlamı: makine, alet ve arçlar gibvi eşya -
92 علم
Iعَلَّمَ1. eğitmekAnlamı: terbiye etmek, öğretmek2. okutmakAnlamı: okumasını, öğrenmesini sağlamak3. öğretmekAnlamı: bilgi, beceri kazandırmak4. damgalamakAnlamı: bir şeyin üzerine damga ile işaret yapmak, damga vurmakIIعَلَم1. alâmetAnlamı: belirti, ışaret, iz, nişan, alâmet2. tavşan dudağıAnlamı: yarık dudak3. emareAnlamı: ışaret, iz, belirti4. livaAnlamı: sancak, bayrak5. alemAnlamı: bayrak, minare, kubbe6. sancakAnlamı: bayrak7. mösyö8. amblemAnlamı: soyut bir şeyin, bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya, belirtke9. belirtiAnlamı: alâmet, nişan10. bey11. efendiAnlamı: özel adlardan sonra kullanılan bir unvan, (bey) gibi12. centilmenAnlamı: iyi arkadaşlık eden, görgülü, kibarعِلْم1. ulemalıkAnlamı: bilginlik, âlimlik2. anlıkAnlamı: duyu ve iradeden ayrı olarak düşünülen bilme melekesi, anlama gücü, müdrike, entelekt3. irfanAnlamı: bilme, anlama4. eksperlikAnlamı: uzmanlık5. ilimAnlamı: bilim6. entelektAnlamı: akıl, zihin, idrak7. aşinaAnlamı: bildik, tanıdık8. aşinalıkAnlamı: tanıma, birini bilme, tanışıklık9. vukufAnlamı: anlama, bilme10. takdirAnlamı: anlama11. bilimAnlamı: deneye dayalı düzenli bilgi12. bilgiAnlamı: insan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad -
93 غلق
Iغَلَقَ1. dayaklamakAnlamı: kapıyı bir destekle arkasından kapamak, sürgülemek2. kapamakAnlamı: bir açıklığı örtmek için, bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek3. kapatmakAnlamı: kapamakIIغَلِق1. muğlakAnlamı: anlaşılması güç, çapraşık2. muammalıAnlamı: bilmeceli, muamma dolu3. anlaşılmazAnlamı: muğlak, karışık ve bir anlam verilmeyen4. mihnetliAnlamı: zor, üzücü5. girişikAnlamı: birbirinin içine girmiş, karışmış olan6. esrarengizAnlamı: gizlerle, sırlarla örtülü7. gizliAnlamı: görünmez, belli olmaz bir durumda olan8. gizemliAnlamı: gizem niteliğinde olan9. problemliAnlamı: sorunu olan10. müphemAnlamı: belirsiz11. çapraşıkAnlamı: anlaşılması güçغَلْقkapanışAnlamı: kapanmak işi veya biçimi -
94 فرح
Iفَرَح1. kıvançAnlamı: sevinç2. neşeAnlamı: üzüntüsü olmamaktan doğan, dışa vuran sevinç3. mürüvvet4. hoşnutlukAnlamı: hoşnut olma durumu5. ferahAnlamı: sıkıntısız, sevinçli olma durumu6. hazAnlamı: hoşa giden duygulanma, hoşlanma7. mutlulukAnlamı: ongunluk, saadet8. keyifAnlamı: canlılık, tasasızlık, hoş vakit geçirme9. memnunlukAnlamı: sevinç, sevinme, kıvanç10. memnuniyetAnlamı: sevinç, sevinme, kıvanç11. ferahlıkAnlamı: ferah olma durumu12. sevinç13. zifafAnlamı: gerdeğe girme, gerdek14. zevkAnlamı: hoşa giden ve çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu15. damatlıkAnlamı: güveylik16. düğünAnlamı: evlenme dolayısıyla yapılan tören, eğlenceIIفَرِح1. acısızAnlamı: üzüntü, sıkıntı olmayan, kedersiz2. zevkliAnlamı: beğenilen hoşa giden3. memnunAnlamı: sevinç duyan, kıvançlı, mutlu4. kıvançlıAnlamı: sevinç duyan5. kedersizAnlamı: acısız, üzüntüsüz6. mesutAnlamı: mutlu, sevinçli, ongun7. gailesizAnlamı: gailesi olmayan, dertsiz, dinç8. bahtlıAnlamı: mutlu, talihli9. gamsızAnlamı: üzüntüsü olmayan10. hoşnutAnlamı: bir davranış, bir durum veya bir kimseden memnun olan11. mutluAnlamı: ongun, mesut12. keyifliAnlamı: keyfi yerinde, neşeli13. ağrısızAnlamı: ağrısı olmayan, acısız14. asudeAnlamı: sessiz, rahat, sakin15. sevinçliAnlamı: sevinci olan16. şenAnlamı: sevinçli, neşeli17. bahtiyarAnlamı: mutlu, mesutفَرَّحَ1. açmakAnlamı: ferahlık etmek2. neşelendirmekAnlamı: neşeli duruma getirmek3. sevindirmekAnlamı: sevinmesine yol açmak -
95 فض
فَضَّ1. saçmakAnlamı: bir şeyi ortalığa dağıtmak2. ayırmak3. dökmekAnlamı: serpmek, saçmak4. delmekAnlamı: delik açmak, delik duruma getirmek5. dağıtmakAnlamı: toplu durumda bulunan kimse veya şeyleri birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak -
96 قبل
IقَبَّلَöpmekIIقَبْل1. evvelceAnlamı: önce, önceleri, eskiden2. evvelAnlamı: önce, ilkقُبْلönAnlamı: bir şeyin esas tutulan yüzüIVقِبَل1. erkeAnlamı: ış başarma gücü, enerji2. takatAnlamı: güç, kuvvet3. enerjiAnlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç4. kabiliyetAnlamı: yetenek5. güçAnlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet6. ehliyetAnlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname7. kudretAnlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek8. erkAnlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar9. yetenekAnlamı: kabiliyet10. hızAnlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat11. canAnlamı: güç, kuvvet12. dermanAnlamı: güç, takat, mecal -
97 قرعة
Iقَرْعَة1. vuruntuAnlamı: motorun çalışma düzensizliği2. patakAnlamı: dayak3. dayakAnlamı: (bir insan veya bir hayvanı) dövmek işi, patak, kötekIIقُرْعَة1. bazıAnlamı: birtakım, kimi, bazısı, ara sıra, arada bir, kimi vakit2. seksiyonAnlamı: bölüm3. hisseAnlamı: pay, nasip4. birtakımAnlamı: belirsiz olarak çokluğu anlatır5. bölüm6. cüz -
98 قسط
Iقَسَّطَ1. üleştirmekAnlamı: pay ederek dağıtmak, bölüştürmek2. dağılmakAnlamı: değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek3. bölmekIIقَسَط1. sayrılıkAnlamı: hastalık2. malullükAnlamı: sakatlık, hastalık3. maluliyetAnlamı: sakatlık, hastalık4. marazAnlamı: hastalık, illet5. afetAnlamı: doğanın sebep olduğu yıkım6. dertAnlamı: hastalık, ağrıقِسْط1. bazıAnlamı: birtakım, kimi, bazısı, ara sıra, arada bir, kimi vakit2. hakAnlamı: bir pay3. hakkaniyetAnlamı: hak ve adelete uygunluk4. hisseAnlamı: pay, nasip5. garantiAnlamı: güvence, inanca, teminat6. kemiyetAnlamı: nicelik7. türeAnlamı: adalet8. nicelikAnlamı: kemiyet, miktar9. nasipAnlamı: birinin payına düşen şey10. payAnlamı: birden fazla11. birtakımAnlamı: belirsiz olarak çokluğu anlatır12. adaletAnlamı: hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk13. bölüm14. cüz -
99 قص
Iقَصّ1. nakilAnlamı: hikâye etme2. versiyon3. hikâyeAnlamı: gerçek veya tasarlanmış olayları anlatan düz yazı türü, öykü4. yontmaAnlamı: yontmak işi5. masalAnlamı: hikâye6. anlatıAnlamı: hikâye etme, tahkiye7. kıssaAnlamı: hikâye, fıkraIIقَصَّ1. kırkmakAnlamı: bir şeyi uçlarından kesmek2. koparmakAnlamı: kopmasını sağlamak3. kırpmakAnlamı: parçalara ayırmak4. yontmakAnlamı: bir şeyi keskin bir şeyle kesmek5. budamak -
100 قطر
Iقَطَرَ1. damlatmakAnlamı: damla damla akıtmak2. katranlamak3. asfaltlamakAnlamı: asfaltla kaplamak4. ziftlemekAnlamı: zift sürmek, ziftle kaplamakIIقُطُرbuhurقُطْرbuhurIVقَطَّرَ1. saflaştırmakAnlamı: saf duruma getirmek2. süzmekAnlamı: bir sıvıyı içindeki katı maddelerden ayırmak için delikli bir kaptan geçirmek3. sızdırmak4. ayıklamak5. arıtmakAnlamı: temizlemek, tasfiye etmek6. damıtımakAnlamı: gaz ürünler elde etmek için, bazı katı nesneleri ısı yoluyla temel ögelerine ayrıştırmak, imbikten çekmek, taktir etmek
См. также в других словарях:
bir — burum: (Ağdam, Bakı, Bərdə, Qazax, Şuşa, Tərtər) bir dəfə, bir qədər, bir az (“qaynamaq” feli ilə işlənir). – Qoy bir burum qaynasın, sora götü (Ağdam); – Bir burum qaynıyannan sora götürüf onu süzürsən (Şuşa) ◊ Bir çala (Qazax) – bir az, bir… … Azərbaycan dilinin dialektoloji lüğəti
bir — bir̃ (birr) interj. 1. pu, žir (kartojant nusakomas byrėjimas, riedėjimas): Bir̃ bir̃ bir̃ ir nubyrėjo visi obuoliai Kb. Bir̃ bir̃ bir̃ išbirėjo žirniai iš saujos Š. Bir bir nuo skardžio riedėjau, medeliai, girdi, riedant trakšt trakšt lūžo… … Dictionary of the Lithuanian Language
Bir Umm Fawakhir — … Deutsch Wikipedia
bir — bir·gus; bir·ken·head; bir·ke·nia; bir·lie·man; bir·ma; bir·ming·ham; bir·ne; bir·nirk; bir·rus; bir·sle; ka·bir·pan·thi; sa·bir; si·bir·ic; gam·bir; … English syllables
Bir-Hakeim — Cette page d’homonymie répertorie les différents sujets et articles partageant un même nom. Bir Hakeim est une oasis du désert de Libye, lieu de la bataille de Bir Hakeim en mai et juin 1942 au cours de laquelle la brigade française libre du… … Wikipédia en Français
Bir Bou Haouch — Ajouter une image Administration Nom algérien بئر بوحوش Pays Algerie !Algérie Wilaya … Wikipédia en Français
Bir Moghrein — بير مغرين Staat: Mauretanien Mauretanien … Deutsch Wikipedia
Bir Tawil — … Deutsch Wikipedia
Bir Mourad Raïs — Ajouter une image Administration Nom algérien بير مراد رائس Pays Algerie !Algérie … Wikipédia en Français
Bir-Hakeim (Métro De Paris) — Bir Hakeim Tour Eiffel … Wikipédia en Français
Bir-Hakeim (metro de Paris) — Bir Hakeim (métro de Paris) Bir Hakeim Tour Eiffel … Wikipédia en Français