-
101 مآل
مَآل1. avdetAnlamı: dönüş, geri gelme2. devirAnlamı: dönme, dönüş3. akıbetAnlamı: bir şey veya bir durum için son, sonuç4. dönüşAnlamı: dönmek işi veya biçimi5. hâsılaAnlamı: bir işten elde edilen sonuç6. serencamAnlamı: bir işin, bir olayın sonu -
102 محتوى
مُحْتَوًى1. karşılık2. içindekiler3. içerikAnlamı: bir şeyin içinde bulunan tüm öğeler, muhteva4. muhtevaAnlamı: içerik -
103 مر
Iمَرّ1. geçişAnlamı: herhangi bir durumdaki değişme, intikal2. mürurAnlamı: geçmeIIمَرَّ1. katetmekAnlamı: bir yeri aşarak geçmek2. geçmekAnlamı: bir yerden başka bir yere gitmek3. dinmekAnlamı: sona ermek, bitmek4. acımakAnlamı: tadı acı duruma gelmek, acılaşmak5. acılaşmakAnlamı: tadı bozulmak, acı olmak6. aşmakAnlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmekمُرّ1. üzücüAnlamı: üzüntü veren2. eziyetliAnlamı: eziyet veren, üzgülü3. acılıAnlamı: acı katılmış olan4. acıAnlamı: tat alma organında bazı maddelerin bıraktığı yakıcı durum, tatlı karşıtı5. acıklıAnlamı: acı verecek nitelikte olan -
104 مستنبط
Iمُسْتَنْبَط1. sanatlıAnlamı: ustaca yapılmış2. ayrı basımAnlamı: genellikle bir dergide yayımlanmış bilimsel bir yazının ayrı bir broşür olarak basımıIIمُسْتَنْبِط1. kreatörAnlamı: bir şeyi yaratan, ortaya çıkan (kimse)2. mucitAnlamı: yeni bir buluş ortaya koyan -
105 مسك
Iمَسَكَ1. yapışmakAnlamı: sıkıca tutmak2. enselemekAnlamı: yakalamak3. tutmakAnlamı: ele geçirmek4. yakalamakIIمُسُك1. doyumsuzAnlamı: bir türlü tatmin olmayan2. açAnlamı: gözü doymayan bir kimse3. doymazAnlamı: doymak bilmeyen, aç gözlü4. paragözAnlamı: parayı çok seven5. cimriAnlamı: hasis, nekes, pintiمُسْك1. nevaleAnlamı: gereken yiyecek ve içecek şeyler2. gıdaAnlamı: besin3. erzak4. azıkAnlamı: yiyecek, besin, gıda5. aşAnlamı: pişirilerek hazırlanan yemek6. besinIVمِسْك1. misAnlamı: güzel kokulu bir madde2. miskAnlamı: güzel kokulu bir madde -
106 منع
Iمَنَعَ1. göğüslemekAnlamı: göğüsle zorlamak2. menetmekAnlamı: yasak etmek, engel olmak3. önlemek4. karşılamakAnlamı: duldurmak, önlemekIIمَنَّعَ1. engellemekAnlamı: bir şeyin gerçeklemesini önlemek2. alıkoymakAnlamı: bir süre için bir yerde tutmak3. yasaklamakAnlamı: bir şeyin yapılmamasını istemek -
107 نثر
Iنَثَرَ1. serpelemekAnlamı: seyrek damlalar durumunda yağmak2. serpmekAnlamı: dağılacak biçimde dökmek, saçmak3. saçmakAnlamı: bir şeyi ortalığa dağıtmak4. ayırmakIIنَثْر1. düz yazıAnlamı: şiir olmayan yazı, nesir, mensur2. nesirAnlamı: manzum olmayan söz ve yazı -
108 نصب
Iنَصَب1. güçsüzlükAnlamı: güçsüz olma durumu2. emekAnlamı: çok çalışmak, sa'y3. zahmetAnlamı: sıkıntı, güçlük, yorgunluk, eziyet4. bitkinlikAnlamı: bitkin olma durumuIIنَصَبَdikmekAnlamı: bir cismi dik olarak durdurmakنَصِبَ1. köpeklemekAnlamı: çok yorulmak2. didinmekIVنَصْبhokkabazlıkAnlamı: yalan dolanla görülen işVنُصُب1. sanemAnlamı: put2. heykelAnlamı: taş, bakır gibi maddelerden yontulan eser, yontu3. put4. anıtAnlamı: önemli ve çok değerli bir eserVIنُصْب1. sanemAnlamı: put2. heykelAnlamı: taş, bakır gibi maddelerden yontulan eser, yontu3. putنَصَّبَ1. görevlendirmekAnlamı: birine bir görev vermek, tavzif etmek2. atamakAnlamı: birini bir göreve getirmek, tayin etmek3. dikmekAnlamı: bir cismi dik olarak durdurmak -
109 نفس
Iنَفَس1. nefesAnlamı: soluk2. doz3. solukAnlamı: ak ciğerlere çekilen nefes4. üfürükAnlamı: üfürülerek verilen soluk5. demAnlamı: soluk, nefesIIنَفْس1. zatAnlamı: kimse, kişi2. biriAnlamı: bir tanesi, bir teki3. nefisAnlamı: öz varlık -
110 وجد
IوَجَدَbulmakAnlamı: bir şeyi elde etmekIIوَجْد1. vecitAnlamı: kendinde geçme2. tutkunlukAnlamı: tutkun olma durumu3. muhabbetAnlamı: sevgi4. kara sevdaAnlamı: umutsuz ve güçlü aşk5. seviAnlamı: aşk6. sevdaAnlamı: güçlü sevgi, aşk7. aşık8. sevgiAnlamı: insanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi göstermeye yönelten duygu9. aşkAnlamı: aşırı sevgi ve bağlılık duygusuوُجِدَdüşmekAnlamı: bulunmak -
111 وجه
Iوَجَّهَ1. atfetmek2. sevketmekAnlamı: göndermek, götürmek3. yöneltmekAnlamı: tevcih etmekIIوَجْه1. nahiyeAnlamı: bucak2. vecihAnlamı: yüz, çehre3. ön yüz4. kenarAnlamı: bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı yakını, kıyı5. suratAnlamı: yüz, çehre6. yanAnlamı: ön, arka, alt ve üstün dışında kalan bölüm7. veçheAnlamı: yön8. yüzAnlamı: çehre, surat9. kıranAnlamı: kıyı, uç, kenar, çevre10. bucakAnlamı: kenar, köşe, yer11. cihetAnlamı: yön, taraf, yan12. doğrultuAnlamı: yön, istikamet -
112 وضع
Iوَضَعَ1. aşağısamakAnlamı: bir şeyi veya bir kimseyi aşağılık ve değersız göstermek, hafifsemek2. koymakAnlamı: bir şeyi bir yere bırakmak3. atmakAnlamı: bir şeyi yere doğru bırakmak4. aşağılamakAnlamı: değerinden düşük göstermekIIوَضْع1. keyfiyetAnlamı: durum2. yerAnlamı: konum, vaziyet3. mevkiAnlamı: yer, mahal4. hâlAnlamı: durum, vaziyet5. mevziAnlamı: yer, mahal6. konumAnlamı: durum, vaziyet7. pozisyonAnlamı: durum, konum8. ahvalAnlamı: durumlar, hâller ve vaziyetler9. tavırAnlamı: durum, davranış, vaziyet10. vaziyetAnlamı: durum, tavır, hal11. kurtulmakAnlamı: doğurmak12. doğumAnlamı: doğmak fiili, tevellüt -
113 وقف
Iوَقَفَ1. dikelmekAnlamı: dik duruma gelmek2. duraklamakAnlamı: kısa bir süre için durmak3. kalkmak4. dikilmekAnlamı: dik duruma gelmek5. doğrulmak6. kalkmakAnlamı: yukarı doğru yükselmek7. durdurmakAnlamı: durmasını sağlamak8. durmakAnlamı: hareketsiz kalmakIIوَقْف1. tahsisAnlamı: bir şeyi ayırma2. sekteAnlamı: durma, kesintiye uğrama3. vakıf -
114 ولي
وَلِيّ1. kafadar2. ermişAnlamı: dinde bir veli, evliya3. erenAnlamı: evliya, veli, ermiş4. malikAnlamı: sahip, iye5. kayırıcıAnlamı: koruyan, kayıran6. sahip7. vasi8. veli9. egeAnlamı: bir çocuğu koruyan, işlerine bakan ve her türlü davranışından sorumlu olan kişı10. veliAnlamı: ermiş, eren11. arkadaş12. ehilAnlamı: sahip, malik olan13. yârAnlamı: dost, tanıdık14. egemenAnlamı: bağımlı olmayan, hükümran, hakim15. dostAnlamı: sevilen, güvenilen yakın arkadaş -
115 آلة
آلَة1. makine2. aletAnlamı: bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne3. araç4. aygıtAnlamı: alet, cihaz -
116 أثر
Iأَثَّرَ1. koymakAnlamı: etkilemek, dokunmak2. yapmakAnlamı: etkili olmak3. etkilemekAnlamı: tesir etmek, etkiye uğratmak4. duygulandırmakAnlamı: duygulanmasını sağlamak5. etkimekAnlamı: tesir etmek, etkide bulunmakIIأَثَر1. skorAnlamı: sonuç2. örenAnlamı: eski yapı veya şehir kalıntısı3. mahsulAnlamı: ürün4. akıbetAnlamı: bir şey veya bir durum için son, sonuç5. enkazAnlamı: yıkıntı, döküntü6. hadisAnlamı: hz. muhammed'in genel kural değerindeki söz ve davranışları7. etkimeAnlamı: etkimek işı, tesir8. serencamAnlamı: bir işin, bir olayın sonu9. neticeAnlamı: sonuçأَثِر1. hodbinAnlamı: bencil, egoizm2. egoistAnlamı: bencil, hodbin3. bencilAnlamı: yalnız kendini düşünen -
117 أحال
أَحَالَ1. aktarmakAnlamı: bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek2. dönüştürmekAnlamı: dönüşmesini sağlamak, tahvil etmek3. değiştirmekAnlamı: başka bir biçime sokmak4. devretmekAnlamı: dönmek, dolaşmak -
118 أداة
-
119 أقسومة
أُقْسُومَة1. bazıAnlamı: birtakım, kimi, bazısı, ara sıra, arada bir, kimi vakit2. hakAnlamı: bir pay3. seksiyonAnlamı: bölüm4. hisseAnlamı: pay, nasip5. payAnlamı: birden fazla6. nasipAnlamı: birinin payına düşen şey7. birtakımAnlamı: belirsiz olarak çokluğu anlatır8. cüz9. bölüm -
120 أقل
أَقَلَّ1. indirmekAnlamı: azaltmak2. nakletmekAnlamı: nakil işini yapmak3. aktarmakAnlamı: bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek4. azaltmakAnlamı: az bir duruma getirmek, kırmak
См. также в других словарях:
bir — burum: (Ağdam, Bakı, Bərdə, Qazax, Şuşa, Tərtər) bir dəfə, bir qədər, bir az (“qaynamaq” feli ilə işlənir). – Qoy bir burum qaynasın, sora götü (Ağdam); – Bir burum qaynıyannan sora götürüf onu süzürsən (Şuşa) ◊ Bir çala (Qazax) – bir az, bir… … Azərbaycan dilinin dialektoloji lüğəti
bir — bir̃ (birr) interj. 1. pu, žir (kartojant nusakomas byrėjimas, riedėjimas): Bir̃ bir̃ bir̃ ir nubyrėjo visi obuoliai Kb. Bir̃ bir̃ bir̃ išbirėjo žirniai iš saujos Š. Bir bir nuo skardžio riedėjau, medeliai, girdi, riedant trakšt trakšt lūžo… … Dictionary of the Lithuanian Language
Bir Umm Fawakhir — … Deutsch Wikipedia
bir — bir·gus; bir·ken·head; bir·ke·nia; bir·lie·man; bir·ma; bir·ming·ham; bir·ne; bir·nirk; bir·rus; bir·sle; ka·bir·pan·thi; sa·bir; si·bir·ic; gam·bir; … English syllables
Bir-Hakeim — Cette page d’homonymie répertorie les différents sujets et articles partageant un même nom. Bir Hakeim est une oasis du désert de Libye, lieu de la bataille de Bir Hakeim en mai et juin 1942 au cours de laquelle la brigade française libre du… … Wikipédia en Français
Bir Bou Haouch — Ajouter une image Administration Nom algérien بئر بوحوش Pays Algerie !Algérie Wilaya … Wikipédia en Français
Bir Moghrein — بير مغرين Staat: Mauretanien Mauretanien … Deutsch Wikipedia
Bir Tawil — … Deutsch Wikipedia
Bir Mourad Raïs — Ajouter une image Administration Nom algérien بير مراد رائس Pays Algerie !Algérie … Wikipédia en Français
Bir-Hakeim (Métro De Paris) — Bir Hakeim Tour Eiffel … Wikipédia en Français
Bir-Hakeim (metro de Paris) — Bir Hakeim (métro de Paris) Bir Hakeim Tour Eiffel … Wikipédia en Français