-
41 فسخ
Iفَسَخَ1. kaldırmakAnlamı: feshetmek, lağvetmek2. feshetmekAnlamı: (verilmiş bir yargıyı) kaldırmak, bozmak3. ayırmakIIفَسْخfesihAnlamı: (verilmiş bir yargıyı) kaldırma, bozmaفَسَّخَdidiklemekAnlamı: ısırarak parçalamak, gagalamak -
42 فصل
Iفَصَّلَ1. açımlamakAnlamı: şerh etmek, açıklamak2. tarif3. belirtmekAnlamı: açıklamakIIفَصَلَ1. açmakAnlamı: birbirini ayırmak2. koparmakAnlamı: kopmasını sağlamak3. katetmekAnlamı: kesmek, bölmek4. ayırmak5. bölmek6. dağıtmakAnlamı: toplu durumda bulunan kimse veya şeyleri birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmakفَصْل1. azilAnlamı: görevden alma2. kesmeAnlamı: kesmek işi3. kesimAnlamı: kesme işi4. defAnlamı: savma -
43 قلب
IقَلَبَevirmekAnlamı: döndürmek, çevirmekIIقَلْب1. iç yüzAnlamı: herkesçe bilinmeyen, künh2. kalpAnlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme3. çevirimAnlamı: çevirme işi4. midiAnlamı: orta5. evinAnlamı: bir şeyin içindeki öz, lüp6. gönülAnlamı: sevgi, istek gibi kalpte var sayılan duygu kaynağı7. kalpAnlamı: temiz kanı vücuda dağıtan organ, yürek8. kalbAnlamı: yürek, gönül9. averajAnlamı: ortalama, sayı farkı10. antitezAnlamı: karşı sav11. başkalıkAnlamı: değişik olma durumu12. yürekAnlamı: kalb13. özAnlamı: bir kimsenin benliği14. can eviAnlamı: yüreğin altındaki bölge, en duyarlı yer15. değişim16. becayişAnlamı: yer değiştirme17. cevherAnlamı: bir şeyin özü -
44 قيم
Iقَيَّمَ1. değerli2. değerlendirmekIIقَيِّم1. ağırAnlamı: çok kimetli bir şey2. mutenaAnlamı: özenle yapılmış3. kıymetliAnlamı: değerli4. dosdoğruAnlamı: çok doğru5. veli6. vasi7. nefisAnlamı: çok güzel, pek hoş8. doğru9. dürüst -
45 كلف
Iكَلَف1. muhabbetAnlamı: sevgi2. sevdaAnlamı: güçlü sevgi, aşk3. kara sevdaAnlamı: umutsuz ve güçlü aşk4. seviAnlamı: aşk5. aşık6. sevgiAnlamı: insanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi göstermeye yönelten duygu7. çil8. aşkAnlamı: aşırı sevgi ve bağlılık duygusuIIكَلِف1. aşık2. sevdalıAnlamı: tutkun, vurgun, aşık3. kara sevdalıAnlamı: kara sevdaya tutulmuş, melânkolik -
46 متبوع
مَتْبُوع1. dayıAnlamı: bir kimsenin kayırıcısı olan, sözü geçer kimse2. emirAnlamı: kumandan, önder3. liderAnlamı: yönetimde gücü ve etkisi olan kimse, önder, şef4. komutanAnlamı: bir asker topluluğunun başı5. başbuğAnlamı: eski türklerde baş, başkan, komutan6. mösyö7. bayAnlamı: bey yerine kullanılan bir ünvan8. başkan9. bey10. efendiAnlamı: özel adlardan sonra kullanılan bir unvan, (bey) gibi11. centilmenAnlamı: iyi arkadaşlık eden, görgülü, kibar -
47 مذر
مَذَّرَ1. saçmakAnlamı: bir şeyi ortalığa dağıtmak2. ayırmak3. dökmekAnlamı: serpmek, saçmak4. dağıtmakAnlamı: toplu durumda bulunan kimse veya şeyleri birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak5. bölmek -
48 مرفاع
Iمِرْفاع1. levyeAnlamı: bir mekanizmanın kumanda kolu2. maçuna3. kriko4. kaldıraçAnlamı: az bir güç ile büyük bir yükü kaldırmaya yarayan alet, manivelâIIمِرْفَاع1. levyeAnlamı: bir mekanizmanın kumanda kolu2. maçuna3. kriko4. kaldıraçAnlamı: az bir güç ile büyük bir yükü kaldırmaya yarayan alet, manivelâ -
49 مقلد
Iمِقْلَد1. açarAnlamı: anahtar2. kurgu3. anahtarIIمُقَلَّد1. kalpAnlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen2. sahteمُقَلِّد1. sahtekârAnlamı: sahteci2. özentici3. sahteciAnlamı: sahteci4. kalpAnlamı: düzme, sahte (para)5. taklitçiAnlamı: bir şeyin benzerini yapan6. kalpazanAnlamı: sahte para basan kimse7. sahte -
50 أجمل
أَجْمَلَ1. genellemekAnlamı: tamim etmek2. toparlamakAnlamı: bir araya getirmek3. özetlemek4. derlemekAnlamı: seçme yaparak toplamak, bir araya getirmek, tedvin etmek5. cemetmekAnlamı: toplamak, bir araya getirmek -
51 أسفل
أَسْفَل1. taban2. aşağıAnlamı: bir şeyin alt bölümü3. eklentiAnlamı: ek durumunda bulunan parça4. ekAnlamı: ilâve, katkı5. altlık6. altAnlamı: bir şeyin yere bakan yanı, üstün zıttı -
52 أمل
Iأَمَل1. beklentiAnlamı: bir olgunun sonunda beklenen şey2. emelAnlamı: istek, dilek3. ümitAnlamı: umut, beklenti, umma4. dilekAnlamı: bir kimsenin dilediği şey, istekIIأَمَلَ1. umutlanmak2. ummakAnlamı: bir şeyin olmasını istemek, beklemekأَمَلَّ1. usandırmakAnlamı: usanmasına yol açmak2. bıktırmakAnlamı: bıkmasına yol açmak3. bezdirmekAnlamı: bıktırmak, usandırmakIVأَمَّلَ1. umutlandırmakAnlamı: umut vermek2. umutlanmak3. ümitAnlamı: umut, beklenti, umma4. ümitlendirmekAnlamı: umutlandırmak, umut vermek -
53 إعلان
إِعْلان1. emisyonAnlamı: yayma, neşretme2. belâgatAnlamı: iyi konuşma yeteneği, söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı3. manifestoAnlamı: bildiri4. enformasyonAnlamı: haber alma, danışma5. beyanAnlamı: söyleme, bildirme6. ilâncılık7. propaganda8. yayınAnlamı: basılıp dağıtılan veya radyo televizyon ile halka sunulan şey, neşriyat9. açıklamaAnlamı: bir konuyu izah etme10. afiş11. anonsAnlamı: duyuru, duyurma12. demeç -
54 اجتاز
اِجْتازَ1. uğramakAnlamı: bir yerin yanından, yakınından, içinden geçmek2. katetmekAnlamı: bir yeri aşarak geçmek3. geçmekAnlamı: bir yerden başka bir yere gitmek4. aşmakAnlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek -
55 استقصى
اِسْتَقْصَى1. incelemekAnlamı: bir işi ayrıntılarıyla öğrenmeye çalışmak, tetkik2. kovuşturmakAnlamı: takip etmek3. irdelemek4. araştırmak5. aramak -
56 استقل
اِسْتَقَلَّ1. aşağısamakAnlamı: bir şeyi veya bir kimseyi aşağılık ve değersız göstermek, hafifsemek2. iletmekAnlamı: götürmek, nakletmek3. götürmekAnlamı: taşımak, ulaştırmak veya koymak4. azımsamak5. alçaltmakAnlamı: değerini azaltmak6. aşağılamakAnlamı: değerinden düşük göstermek7. dökmekAnlamı: bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak8. kaldırmakAnlamı: çekmek, taşımak -
57 اكتظ
اِكْتَظَّ1. yığılışmakAnlamı: bir yerde birikmek2. doluşmakAnlamı: bir yerde toplanmak, bir araya gelmek3. kalabalıklaşmakAnlamı: kalabalık duruma gelmek4. yığılmakAnlamı: yığmak işi yapılmak5. üşüşmekAnlamı: her yandan bir araya gelmek, toplanmak6. dolmak -
58 انتقال
اِنْتِقال1. geçişAnlamı: herhangi bir durumdaki değişme, intikal2. intikalAnlamı: bir yere geçme3. alavereAnlamı: elden el geçme4. nakil5. transferAnlamı: bir yerden başka yere götürme6. becayişAnlamı: yer değiştirme -
59 بدع
Iبَدَعَ1. keşfetmek2. becermekAnlamı: üstesinden gelmekIIبَدْع1. ihtiraAnlamı: yeni bir şey bulma, türetme2. buluşAnlamı: ilk defa yeni bir şey yaratma, icatبِدْع1. kreatörAnlamı: bir şeyi yaratan, ortaya çıkan (kimse)2. yaratanAnlamı: yoktan var eden3. mucitAnlamı: yeni bir buluş ortaya koyan4. yaratıcıAnlamı: yaratma yeteneği olan -
60 بعثر
بَعْثَرَ1. saçmakAnlamı: bir şeyi ortalığa dağıtmak2. dökmekAnlamı: serpmek, saçmak3. ayırmak4. dağıtmakAnlamı: toplu durumda bulunan kimse veya şeyleri birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak
См. также в других словарях:
bir — burum: (Ağdam, Bakı, Bərdə, Qazax, Şuşa, Tərtər) bir dəfə, bir qədər, bir az (“qaynamaq” feli ilə işlənir). – Qoy bir burum qaynasın, sora götü (Ağdam); – Bir burum qaynıyannan sora götürüf onu süzürsən (Şuşa) ◊ Bir çala (Qazax) – bir az, bir… … Azərbaycan dilinin dialektoloji lüğəti
bir — bir̃ (birr) interj. 1. pu, žir (kartojant nusakomas byrėjimas, riedėjimas): Bir̃ bir̃ bir̃ ir nubyrėjo visi obuoliai Kb. Bir̃ bir̃ bir̃ išbirėjo žirniai iš saujos Š. Bir bir nuo skardžio riedėjau, medeliai, girdi, riedant trakšt trakšt lūžo… … Dictionary of the Lithuanian Language
Bir Umm Fawakhir — … Deutsch Wikipedia
bir — bir·gus; bir·ken·head; bir·ke·nia; bir·lie·man; bir·ma; bir·ming·ham; bir·ne; bir·nirk; bir·rus; bir·sle; ka·bir·pan·thi; sa·bir; si·bir·ic; gam·bir; … English syllables
Bir-Hakeim — Cette page d’homonymie répertorie les différents sujets et articles partageant un même nom. Bir Hakeim est une oasis du désert de Libye, lieu de la bataille de Bir Hakeim en mai et juin 1942 au cours de laquelle la brigade française libre du… … Wikipédia en Français
Bir Bou Haouch — Ajouter une image Administration Nom algérien بئر بوحوش Pays Algerie !Algérie Wilaya … Wikipédia en Français
Bir Moghrein — بير مغرين Staat: Mauretanien Mauretanien … Deutsch Wikipedia
Bir Tawil — … Deutsch Wikipedia
Bir Mourad Raïs — Ajouter une image Administration Nom algérien بير مراد رائس Pays Algerie !Algérie … Wikipédia en Français
Bir-Hakeim (Métro De Paris) — Bir Hakeim Tour Eiffel … Wikipédia en Français
Bir-Hakeim (metro de Paris) — Bir Hakeim (métro de Paris) Bir Hakeim Tour Eiffel … Wikipédia en Français