-
1 bir ara
1) zwischendurch2) ( geçmişte bir zaman) eine Zeit lang3) \bir araya gelmek zusammenkommen; ( buluşmak) sich treffen\bir araya getirmek zusammenbringen -
2 bir
bir ein; Eins f; Artikel ein, eine; einzig (z.B. Gott); (nicht verschieden) gleich; gemeinsam (z.B. Kasse); nur allein ich, du; ein Mal; adv einmal; mal;bir ağızdan im Chor singen;bir araba eine Fuhre; fig eine Menge;bir araya zusammen;bir araya gelmek zusammenkommen;bir aşağı bir yukarı dolaşmak hin- und herspazieren;bir bakıma bei näherem Hinsehen;bir bir einer nach dem Anderen; eins nach dem Anderen;bir daha noch (ein)mal;bir de und auch; noch dazu; und da …; nun; mal nachsehen usw;bir derece (oder dereceye kadar) bis zu einem (gewissen) Grad;-i bir etmek vereinen; vereinheitlichen;bir gelmek sich ausgleichen;bir gün eines Tages;-e bir hal olmak einen Unfall haben; nicht geheuer zumute sein D; sich seltsam aufführen;bir hoş seltsam, merkwürdig;bir içim su Mädchen bildhübsch;bir iki einige; ein- zweimal;bir iki derken im Handumdrehen;bir iyi(ce) gehörig, ordentlich;1 Nisan şakası Aprilscherz m;1 Mayıs Tag m der Arbeit;bir nice eine ganze Menge;bir numaralı Nummer eins, hervorragend;bir o kadar noch einmal so viel;bir örnek uniform, unisex; einheitlich;bir şeyler, bir şeyler und so weiter, und so weiter;bir türlü ein und derselbe;bir türlü olmuyor es klappt einfach nicht;yapsam bir türlü, yapmasam bir türlü ob ich es tue oder lasse, habe ich Nachteile;bir vakit damals; (der)einst;bir varmış bir yokmuş Märchen es war einmal;bir yastığa baş koymak Mann und Frau sein;bir yerde irgendwo, gewissermassen;bir yere getirmek ansammeln, konzentrieren;bire bin katmak maßlos übertreiben;günün birinde eines schönen Tages;bir tuhaf bakıyor er sieht so seltsam herüber;gitmesiyle gelmesi bir oldu kaum war sie gegangen, als sie wieder kam -
3 birleştirmek
-
4 buluşturmak
-
5 çatmak
I vt2) ( kaşlarını) zusammenziehen3) ( bağlamak) binden4) ( yüklemek) bepackenII vi1) ( rastlamak) begegnen (-e), geraten (-e an)tam adamına \çatmak bei jdm an den Falschen geraten2) ( sırası gelmek) an der Reihe sein -
6 kurmak
vt1) gründen, begründen, konstituieren; ( aile) gründen2) ( cümle) bilden, konstruieren3) ( monte etmek) montieren, zusammenbauen6) ( tuzak) aufstellenbirine tuzak \kurmak jdm eine Falle stellen7) ( kontak) aufnehmen8) ( bir araya getirmek) zusammensetzen10) ( gizlice hazırlamak) schmiedenkumpas/plan \kurmak Ränke/Pläne schmieden -
7 toplamak
I vt1) sammeln, versammeln; ( bir araya getirmek) zusammentragençocukları etrafına \toplamak die Kinder um sich versammelnalkış \toplamak Beifall ernten3) ( devşirip kaldırmak) abräumensofrayı \toplamak den Tisch abräumen4) ( dağınıklıktan kurtarmak) aufräumenyatakları \toplamak die Betten machen5) ( irin) bilden6) ( biriktirmek) zusammensparenservet \toplamak Reichtümer ansammeln7) math addieren, zusammenzählen, summieren8) ( hizmete çağırmak) einberufenasker \toplamak Soldaten einberufenaklını başına \toplamak Vernunft annehmenII vi1) ( şişmanlamak) zunehmen2) ( irinlenmek) eitern -
8 sokmak
vt1) einführen (-e in), hineinschieben (-e in)2) (hinein) stecken (-e in), (ein) stecken (-e in)cebine \sokmak in die Tasche steckenfişi prize \sokmak den Stecker in die Steckdose stecken4) ( gizlice getirmek) einschmuggeln, schleusen (-e in), (illegal) einführenülkeye kaçak eşya \sokmak Schmuggelware ins Land einführen5) ( fig) andrehen6) araya \sokmak einschiebendevreye \sokmak einschaltenbir şeyi düzene \sokmak etw in Ordnung bringenhizmete \sokmak einsetzenkomaya \sokmak ins Koma versetzentehlikeye \sokmak gefährden, in Gefahr bringen
См. также в других словарях:
bir araya getirmek — toplamak … Çağatay Osmanlı Sözlük
iki lakırtıyı bir araya getirmek — meramını kısaca, düzgün ve açık bir biçimde anlatmak Kız bir türlü iki lakırtıyı bir araya getirip kendini müdafaa edemediği için lalanın başı derde girmemiş oluyordu. R. N. Güntekin … Çağatay Osmanlı Sözlük
bir ara — zf. 1) Kısa bir süre Bir ara önümüzden şarkı sesleri geldi. F. R. Atay 2) Geçmiş bir zamanda Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller bir araya gelmek bir araya getirmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
iki — is. 1) Birden sonra gelen sayının adı 2) Bu sayıyı gösteren 2, II rakamlarının adı 3) sf. Birden bir artık Bir sokak başında kavga eden iki çocuğu ayırdı. H. Taner Birleşik Sözler iki anlamlı iki ayaklı iki başlı iki bir ikibuçukluk … Çağatay Osmanlı Sözlük
kurmak — i, ar 1) Bir şeyi oluşturan parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek, monte etmek Geniş çöl ufukları arasında çadırlarımızı kurduk. F. R. Atay 2) Hazırlamak Kurduğu sofraya, yaptığı salataya git de bak. R. H. Karay 3) Yaylı, zemberekli… … Çağatay Osmanlı Sözlük
düzmek — i, er 1) Bir gereksinimi karşılamak amacıyla birçok şeyi birbirini tamamlayacak biçimde bir araya getirmek Oğlum Sıtkı için son zamanlarda epeyce temiz ev eşyası düzdü diyorlar. M. Ş. Esendal 2) Düzene sokmak, düzene koymak, sıralamak, elverişli … Çağatay Osmanlı Sözlük
toplamak — i 1) Bir araya getirmek Şairin bütün eserlerini, bütün hatıralarını toplayacak. O. S. Orhon 2) nsz Devşirmek Kırlardan çiçek topladık. 3) Devşirip kaldırmak Sofrayı toplamak. Yatakları toplamak. 4) Dağınıklıktan kurtarmak Bu odayı biraz toplamak… … Çağatay Osmanlı Sözlük
toparlamak — i 1) Bir araya getirmek, toplu bir duruma sokmak Sonra müsveddeleri toparlayıp yatmaya gitti. H. Taner 2) Neler üzerinde durulacağını hatırlayıp bir araya getirmeye çalışmak Düşünüyorum efendim, dedim. Yazacaklarımı toparlıyorum. H. Taner 3)… … Çağatay Osmanlı Sözlük
buluşturmak — i, le Bir araya gelmelerini sağlamak, bir araya getirmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
çatmak — i, ar 1) Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak Avlusunda silahlarını çatmış, ayaklarını germiş askerler var. F. R. Atay 2) Kereste vb.ni birbirine tutturmak 3) Bir… … Çağatay Osmanlı Sözlük
katmak — i, e, ar 1) Bir şeyin içine, üstüne veya yanına, niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için başka bir şey eklemek, karıştırmak, ilave etmek Sirkeye su katmak. 2) Bir araya getirmek Fadime, bu yavru bolluğu arasında kuzuları çocuklara ve … Çağatay Osmanlı Sözlük