-
1 أذى
beis; dokunca; eza; eziyet; ezinç; hüsran; işkence; ziyan -
2 أذية
beis; dokunca; eza; eziyet; ezinç; hasar; hüsran; işkence; sakınca; ziyan -
3 أضرار
beis; dokunca; eza; eziyet; halel; hüsran; işkence; ziyan -
4 إيذاء
beis; dezavantaj; dokunca; eza; eziyet; hüsran; işkence; taciz; ziyan -
5 ضر
beis; dokunca; eza; eziyet; ezinç; hasar; hüsran; işkence; sakınca; zedelemek; ziyan -
6 ضرر
beis; dokunca; eza; eziyet; ezinç; hasar; hüsran; işkence; sakınca; zarar; ziyan -
7 ضير
beis; dokunca; eza; eziyet; ezinç; hasar; hüsran; işkence; sakınca; ziyan -
8 بأس
acı; acıma; ağrı; azap; beis; can; derman; dokunca; ehliyet; elem; endişe; enerji; erkeklik; erk; erke; eza; eziyet; ezinç; ezinti; gaile; güç; hâl; haşyet; havil; hız; hüsran; işkence; kabadayılık; kahır; kahramanlık; korku; mertlik; panik; perva; sakınca; ürküntü; yılgı; yılgınlık; yiğitlik; ziyan -
9 أذى
أَذًى1. dokuncaAnlamı: kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey, zarar2. hüsranAnlamı: zarar, ziyan3. beisAnlamı: kötülük, zarar4. eziyetAnlamı: aşırı güçlük ve sıkıntı, üzgü5. işkenceAnlamı: eziyet6. ezinçAnlamı: şiddetli acı ve sıkıntı, azap7. ezaAnlamı: üzme, sıkıntı verme8. ziyanAnlamı: zarar -
10 أذية
أَذِيَّة1. hüsranAnlamı: zarar, ziyan2. dokuncaAnlamı: kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey, zarar3. beisAnlamı: kötülük, zarar4. işkenceAnlamı: eziyet5. eziyetAnlamı: aşırı güçlük ve sıkıntı, üzgü6. hasarAnlamı: dökülme, kırılma gibi zarar7. ezinçAnlamı: şiddetli acı ve sıkıntı, azap8. ezaAnlamı: üzme, sıkıntı verme9. sakıncaAnlamı: sakınmayı gerektiren durum10. ziyanAnlamı: zarar -
11 أضرار
-
12 إيذاء
إِيذاء1. hüsranAnlamı: zarar, ziyan2. dokuncaAnlamı: kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey, zarar3. beisAnlamı: kötülük, zarar4. dezavantajAnlamı: engelleme, zarar verme5. işkenceAnlamı: eziyet6. eziyetAnlamı: aşırı güçlük ve sıkıntı, üzgü7. ezaAnlamı: üzme, sıkıntı verme8. tacizAnlamı: canını sıkma9. ziyanAnlamı: zarar -
13 بأس
بَأْس1. yılgıAnlamı: korku, dehşet2. haşyetAnlamı: korku, korkma3. azapAnlamı: dünyada günah ışlemiş olanlara ahirette verilecek ceza, çok büyük sıkıntı4. hüsranAnlamı: zarar, ziyan5. beisAnlamı: kötülük, zarar6. dokuncaAnlamı: kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey, zarar7. erkeAnlamı: ış başarma gücü, enerji8. erkeklikAnlamı: erkekçe davranış, yiğitlik9. havilAnlamı: hevl, korku10. yılgınlıkAnlamı: yılgın olma durumu11. gaileAnlamı: sıkıntı, dert, keder, üzüntü12. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku13. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku14. enerjiAnlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç15. işkenceAnlamı: eziyet16. eziyetAnlamı: aşırı güçlük ve sıkıntı, üzgü17. elemAnlamı: dert, acı18. kahırAnlamı: derin üzüntü ve acı19. kabadayılıkAnlamı: kabadayı olma durumu20. ehliyetAnlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname21. kahramanlıkAnlamı: kahraman olma durumu, yiğitlik22. güçAnlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet23. mertlikAnlamı: yiğitlik, erkeklik24. korku25. ezinçAnlamı: şiddetli acı ve sıkıntı, azap26. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı27. ürküntüAnlamı: ürkme duygusu, tevahuş28. acımaAnlamı: acımak işi29. ezaAnlamı: üzme, sıkıntı verme30. erkAnlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar31. sakıncaAnlamı: sakınmayı gerektiren durum32. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku33. ziyanAnlamı: zarar34. yiğitlikAnlamı: yiğit olma durumu35. acı36. ağrıAnlamı: şiddetli ve sürekli bir acı37. canAnlamı: güç, kuvvet38. hızAnlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat39. hâlAnlamı: güç, kuvvet, takat40. dermanAnlamı: güç, takat, mecal -
14 ضر
Iضَرّ1. dokuncaAnlamı: kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey, zarar2. hüsranAnlamı: zarar, ziyan3. eziyetAnlamı: aşırı güçlük ve sıkıntı, üzgü4. işkenceAnlamı: eziyetIIضَرَّzedelemekAnlamı: zarar vermekضُرّ1. dokuncaAnlamı: kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey, zarar2. hüsranAnlamı: zarar, ziyan3. beisAnlamı: kötülük, zarar4. eziyetAnlamı: aşırı güçlük ve sıkıntı, üzgü5. hasarAnlamı: dökülme, kırılma gibi zarar6. işkenceAnlamı: eziyet7. ezinçAnlamı: şiddetli acı ve sıkıntı, azap8. ezaAnlamı: üzme, sıkıntı verme9. sakıncaAnlamı: sakınmayı gerektiren durum10. ziyanAnlamı: zarar -
15 ضرر
ضَرَر1. beisAnlamı: kötülük, zarar2. hüsranAnlamı: zarar, ziyan3. dokuncaAnlamı: kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey, zarar4. işkenceAnlamı: eziyet5. hasarAnlamı: dökülme, kırılma gibi zarar6. eziyetAnlamı: aşırı güçlük ve sıkıntı, üzgü7. ezinçAnlamı: şiddetli acı ve sıkıntı, azap8. ezaAnlamı: üzme, sıkıntı verme9. sakıncaAnlamı: sakınmayı gerektiren durum10. ziyanAnlamı: zarar11. zararAnlamı: bir şeyin veya bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya kötü sonuç, mazarrat -
16 ضير
ضَيْر1. hüsranAnlamı: zarar, ziyan2. dokuncaAnlamı: kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey, zarar3. beisAnlamı: kötülük, zarar4. eziyetAnlamı: aşırı güçlük ve sıkıntı, üzgü5. işkenceAnlamı: eziyet6. hasarAnlamı: dökülme, kırılma gibi zarar7. ezinçAnlamı: şiddetli acı ve sıkıntı, azap8. ezaAnlamı: üzme, sıkıntı verme9. sakıncaAnlamı: sakınmayı gerektiren durum10. ziyanAnlamı: zarar
См. также в других словарях:
beis — (pl. «beis») adj. y n. m. Forma españolizada de «beige». * * * beis. (Del fr. beige). adj. Dicho de un color: Castaño claro. U. t. c. s. m … Enciclopedia Universal
beis — La voz francesa beige (pron. [béʒ]), que significa ‘[color] castaño claro’, se ha adaptado en el español de España en la forma beis. Es invariable en plural: «Abundarán entre las invitadas los tonos beis y los azules» (País [Esp.] 4.10.97). En… … Diccionario panhispánico de dudas
Beis — ist der deutscher Name der Gemeinde Bex in der Schweiz, siehe Bex und ist der Familienname folgender Personen: Georg Beis (* 1923), emeritierter Domdekan und war zeitweilig Diözesanadministrator der Diözese Augsburg Siehe auch Bais … Deutsch Wikipedia
beis — (Del fr. beige). adj. Dicho de un color: Castaño claro. U. t. c. s. m.) … Diccionario de la lengua española
beis — obs. f. beast s; see also be v. A. I.** … Useful english dictionary
beis — {{#}}{{LM B40743}}{{〓}} {{SynB05150}} {{[}}beis{{]}} ‹beis› {{◆}}(pl. beis){{◇}} {{《}}▍ adj.inv./s.m.{{》}} De color marrón muy claro. {{★}}{{\}}ETIMOLOGÍA:{{/}} Del francés beige. {{★}}{{\}}USO:{{/}} En algunas zonas del español meridional se usa … Diccionario de uso del español actual con sinónimos y antónimos
beis — beige o beis ( beis no varía en plural) adjetivo,sustantivo masculino 1. De color marrón muy claro: El abrigo es beige. Los coches beiges no me gustan mucho. Hemos comprado dos pantalones beis … Diccionario Salamanca de la Lengua Española
beis — Aunque beis y beige están admitidas por la Academia, ésta prefiere la forma beis … Diccionario español de neologismos
beis — is., esk., Ar. beˀs 1) Engel, uymazlık 2) Kötülük, zarar Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller beis görmemek beis yok … Çağatay Osmanlı Sözlük
Beis Yaakov Primary School — is a voluntary aided primary school, for girls aged 3 to 11 from Orthodox Jewish families, situated in north west London. It is the largest Jewish primary school for girls in the United Kingdom.HistoryThe school was set up in 1972 to serve the… … Wikipedia
Beis Aharon Synagogue of Karlin-Stolin — In around 1870 the first Karlin Stolin Hasidim settled in Jerusalem and by 1874 had established their own synagogue in the Old City. It was named Beis Aharon (House of Aaron) after a work authored by Rabbi Aharon II Perlow of Karlin (1802… … Wikipedia