Перевод: с арабского на турецкий

с турецкого на арабский

beis

  • 1 أذى

    beis; dokunca; eza; eziyet; ezinç; hüsran; işkence; ziyan

    Arabic-Turkish dictionary > أذى

  • 2 أذية

    beis; dokunca; eza; eziyet; ezinç; hasar; hüsran; işkence; sakınca; ziyan

    Arabic-Turkish dictionary > أذية

  • 3 أضرار

    beis; dokunca; eza; eziyet; halel; hüsran; işkence; ziyan

    Arabic-Turkish dictionary > أضرار

  • 4 إيذاء

    beis; dezavantaj; dokunca; eza; eziyet; hüsran; işkence; taciz; ziyan

    Arabic-Turkish dictionary > إيذاء

  • 5 ضر

    beis; dokunca; eza; eziyet; ezinç; hasar; hüsran; işkence; sakınca; zedelemek; ziyan

    Arabic-Turkish dictionary > ضر

  • 6 ضرر

    beis; dokunca; eza; eziyet; ezinç; hasar; hüsran; işkence; sakınca; zarar; ziyan

    Arabic-Turkish dictionary > ضرر

  • 7 ضير

    beis; dokunca; eza; eziyet; ezinç; hasar; hüsran; işkence; sakınca; ziyan

    Arabic-Turkish dictionary > ضير

  • 8 بأس

    acı; acıma; ağrı; azap; beis; can; derman; dokunca; ehliyet; elem; endişe; enerji; erkeklik; erk; erke; eza; eziyet; ezinç; ezinti; gaile; güç; hâl; haşyet; havil; hız; hüsran; işkence; kabadayılık; kahır; kahramanlık; korku; mertlik; panik; perva; sakınca; ürküntü; yılgı; yılgınlık; yiğitlik; ziyan

    Arabic-Turkish dictionary > بأس

  • 9 أذى

    أَذًى
    1. dokunca
    Anlamı: kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey, zarar
    2. hüsran
    Anlamı: zarar, ziyan
    3. beis
    Anlamı: kötülük, zarar
    4. eziyet
    Anlamı: aşırı güçlük ve sıkıntı, üzgü
    5. işkence
    Anlamı: eziyet
    6. ezinç
    Anlamı: şiddetli acı ve sıkıntı, azap
    7. eza
    Anlamı: üzme, sıkıntı verme
    8. ziyan
    Anlamı: zarar

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > أذى

  • 10 أذية

    أَذِيَّة
    1. hüsran
    Anlamı: zarar, ziyan
    2. dokunca
    Anlamı: kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey, zarar
    3. beis
    Anlamı: kötülük, zarar
    4. işkence
    Anlamı: eziyet
    5. eziyet
    Anlamı: aşırı güçlük ve sıkıntı, üzgü
    6. hasar
    Anlamı: dökülme, kırılma gibi zarar
    7. ezinç
    Anlamı: şiddetli acı ve sıkıntı, azap
    8. eza
    Anlamı: üzme, sıkıntı verme
    9. sakınca
    10. ziyan
    Anlamı: zarar

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > أذية

  • 11 أضرار

    أَضْرار
    1. beis
    Anlamı: kötülük, zarar
    2. dokunca
    Anlamı: kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey, zarar
    3. hüsran
    Anlamı: zarar, ziyan
    4. halel
    Anlamı: bozukluk, bozma
    5. işkence
    Anlamı: eziyet
    6. eziyet
    Anlamı: aşırı güçlük ve sıkıntı, üzgü
    7. eza
    Anlamı: üzme, sıkıntı verme
    8. ziyan
    Anlamı: zarar

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > أضرار

  • 12 إيذاء

    إِيذاء
    1. hüsran
    Anlamı: zarar, ziyan
    2. dokunca
    Anlamı: kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey, zarar
    3. beis
    Anlamı: kötülük, zarar
    4. dezavantaj
    Anlamı: engelleme, zarar verme
    5. işkence
    Anlamı: eziyet
    6. eziyet
    Anlamı: aşırı güçlük ve sıkıntı, üzgü
    7. eza
    Anlamı: üzme, sıkıntı verme
    8. taciz
    9. ziyan
    Anlamı: zarar

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > إيذاء

  • 13 بأس

    بَأْس
    1. yılgı
    Anlamı: korku, dehşet
    2. haşyet
    Anlamı: korku, korkma
    3. azap
    Anlamı: dünyada günah ışlemiş olanlara ahirette verilecek ceza, çok büyük sıkıntı
    4. hüsran
    Anlamı: zarar, ziyan
    5. beis
    Anlamı: kötülük, zarar
    6. dokunca
    Anlamı: kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey, zarar
    7. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    8. erkeklik
    Anlamı: erkekçe davranış, yiğitlik
    9. havil
    Anlamı: hevl, korku
    10. yılgınlık
    11. gaile
    Anlamı: sıkıntı, dert, keder, üzüntü
    12. perva
    Anlamı: çekinme, sakınma, korku
    13. endişe
    Anlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku
    14. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    15. işkence
    Anlamı: eziyet
    16. eziyet
    Anlamı: aşırı güçlük ve sıkıntı, üzgü
    17. elem
    Anlamı: dert, acı
    18. kahır
    19. kabadayılık
    20. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    21. kahramanlık
    Anlamı: kahraman olma durumu, yiğitlik
    22. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    23. mertlik
    Anlamı: yiğitlik, erkeklik
    24. korku
    25. ezinç
    Anlamı: şiddetli acı ve sıkıntı, azap
    26. ezinti
    Anlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı
    27. ürküntü
    Anlamı: ürkme duygusu, tevahuş
    28. acıma
    Anlamı: acımak işi
    29. eza
    Anlamı: üzme, sıkıntı verme
    30. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    31. sakınca
    32. panik
    Anlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku
    33. ziyan
    Anlamı: zarar
    34. yiğitlik
    35. acı
    36. ağrı
    37. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    38. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    39. hâl
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    40. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > بأس

  • 14 ضر

    I
    ضَرّ
    1. dokunca
    Anlamı: kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey, zarar
    2. hüsran
    Anlamı: zarar, ziyan
    3. eziyet
    Anlamı: aşırı güçlük ve sıkıntı, üzgü
    4. işkence
    Anlamı: eziyet
    II
    ضَرَّ
    zedelemek
    Anlamı: zarar vermek
    ضُرّ
    1. dokunca
    Anlamı: kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey, zarar
    2. hüsran
    Anlamı: zarar, ziyan
    3. beis
    Anlamı: kötülük, zarar
    4. eziyet
    Anlamı: aşırı güçlük ve sıkıntı, üzgü
    5. hasar
    Anlamı: dökülme, kırılma gibi zarar
    6. işkence
    Anlamı: eziyet
    7. ezinç
    Anlamı: şiddetli acı ve sıkıntı, azap
    8. eza
    Anlamı: üzme, sıkıntı verme
    9. sakınca
    10. ziyan
    Anlamı: zarar

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > ضر

  • 15 ضرر

    ضَرَر
    1. beis
    Anlamı: kötülük, zarar
    2. hüsran
    Anlamı: zarar, ziyan
    3. dokunca
    Anlamı: kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey, zarar
    4. işkence
    Anlamı: eziyet
    5. hasar
    Anlamı: dökülme, kırılma gibi zarar
    6. eziyet
    Anlamı: aşırı güçlük ve sıkıntı, üzgü
    7. ezinç
    Anlamı: şiddetli acı ve sıkıntı, azap
    8. eza
    Anlamı: üzme, sıkıntı verme
    9. sakınca
    10. ziyan
    Anlamı: zarar
    11. zarar
    Anlamı: bir şeyin veya bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya kötü sonuç, mazarrat

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > ضرر

  • 16 ضير

    ضَيْر
    1. hüsran
    Anlamı: zarar, ziyan
    2. dokunca
    Anlamı: kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey, zarar
    3. beis
    Anlamı: kötülük, zarar
    4. eziyet
    Anlamı: aşırı güçlük ve sıkıntı, üzgü
    5. işkence
    Anlamı: eziyet
    6. hasar
    Anlamı: dökülme, kırılma gibi zarar
    7. ezinç
    Anlamı: şiddetli acı ve sıkıntı, azap
    8. eza
    Anlamı: üzme, sıkıntı verme
    9. sakınca
    10. ziyan
    Anlamı: zarar

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > ضير

См. также в других словарях:

  • beis — (pl. «beis») adj. y n. m. Forma españolizada de «beige». * * * beis. (Del fr. beige). adj. Dicho de un color: Castaño claro. U. t. c. s. m …   Enciclopedia Universal

  • beis — La voz francesa beige (pron. [béʒ]), que significa ‘[color] castaño claro’, se ha adaptado en el español de España en la forma beis. Es invariable en plural: «Abundarán entre las invitadas los tonos beis y los azules» (País [Esp.] 4.10.97). En… …   Diccionario panhispánico de dudas

  • Beis — ist der deutscher Name der Gemeinde Bex in der Schweiz, siehe Bex und ist der Familienname folgender Personen: Georg Beis (* 1923), emeritierter Domdekan und war zeitweilig Diözesanadministrator der Diözese Augsburg Siehe auch Bais …   Deutsch Wikipedia

  • beis — (Del fr. beige). adj. Dicho de un color: Castaño claro. U. t. c. s. m.) …   Diccionario de la lengua española

  • beis — obs. f. beast s; see also be v. A. I.** …   Useful english dictionary

  • beis — {{#}}{{LM B40743}}{{〓}} {{SynB05150}} {{[}}beis{{]}} ‹beis› {{◆}}(pl. beis){{◇}} {{《}}▍ adj.inv./s.m.{{》}} De color marrón muy claro. {{★}}{{\}}ETIMOLOGÍA:{{/}} Del francés beige. {{★}}{{\}}USO:{{/}} En algunas zonas del español meridional se usa …   Diccionario de uso del español actual con sinónimos y antónimos

  • beis — beige o beis ( beis no varía en plural) adjetivo,sustantivo masculino 1. De color marrón muy claro: El abrigo es beige. Los coches beiges no me gustan mucho. Hemos comprado dos pantalones beis …   Diccionario Salamanca de la Lengua Española

  • beis — Aunque beis y beige están admitidas por la Academia, ésta prefiere la forma beis …   Diccionario español de neologismos

  • beis — is., esk., Ar. beˀs 1) Engel, uymazlık 2) Kötülük, zarar Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller beis görmemek beis yok …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • Beis Yaakov Primary School — is a voluntary aided primary school, for girls aged 3 to 11 from Orthodox Jewish families, situated in north west London. It is the largest Jewish primary school for girls in the United Kingdom.HistoryThe school was set up in 1972 to serve the… …   Wikipedia

  • Beis Aharon Synagogue of Karlin-Stolin — In around 1870 the first Karlin Stolin Hasidim settled in Jerusalem and by 1874 had established their own synagogue in the Old City. It was named Beis Aharon (House of Aaron) after a work authored by Rabbi Aharon II Perlow of Karlin (1802… …   Wikipedia

Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»