-
81 رقبة
رَقَبَة1. serf2. gerdan3. kulAnlamı: köle, karavaş4. köleAnlamı: kul, esir, özgür olmayan kimse5. boyun6. bendeAnlamı: kul, köle -
82 ريس
رَيِّس1. dayıAnlamı: bir kimsenin kayırıcısı olan, sözü geçer kimse2. emirAnlamı: kumandan, önder3. kumandanAnlamı: komutan, önder4. liderAnlamı: yönetimde gücü ve etkisi olan kimse, önder, şef5. komutanAnlamı: bir asker topluluğunun başı6. başbuğAnlamı: eski türklerde baş, başkan, komutan7. bey8. başkan9. bayAnlamı: bey yerine kullanılan bir ünvan -
83 زاهد
Iزَاهِد1. kalenderAnlamı: gösterişsiz, sade yaşamaktan yana olan, alçak gönüllü (kimse)2. çileliAnlamı: sıkıntılara düşmüş olan3. çilekeşAnlamı: sıkıntılara düşmüş olan4. kara başAnlamı: rahip, keşişIIزاهِد1. aldırışsızAnlamı: umursamayan bir kimse, aldırmaz2. lâkaytAnlamı: ilgisiz, aldırmaz, umursamaz, kayıtsız3. ilgisizAnlamı: ilgisi olmayan -
84 زعيم
زَعِيم1. dayıAnlamı: bir kimsenin kayırıcısı olan, sözü geçer kimse2. emirAnlamı: kumandan, önder3. albayAnlamı: rütbesi yarbay ile tuğgeneral arasında bulunan ve asıl görevi alay komutanlığı olan üstsubay, miralay4. liderAnlamı: yönetimde gücü ve etkisi olan kimse, önder, şef5. komutanAnlamı: bir asker topluluğunun başı6. kumandanAnlamı: komutan, önder7. başbuğAnlamı: eski türklerde baş, başkan, komutan8. önderAnlamı: lider, şef9. başkan10. bey11. bayAnlamı: bey yerine kullanılan bir ünvan -
85 زهاد
زَهَّاد1. kalenderAnlamı: gösterişsiz, sade yaşamaktan yana olan, alçak gönüllü (kimse)2. çilekeşAnlamı: sıkıntılara düşmüş olan3. çileliAnlamı: sıkıntılara düşmüş olan4. kara başAnlamı: rahip, keşiş -
86 سقط
Iسَقَط1. galatAnlamı: yanlış (kelime veya söz)2. hataAnlamı: yanlış, yanlışlık, yanılgı3. gafAnlamı: yersiz, beceriksiz söz veya davranış, pot4. falsoAnlamı: yanlış davranış5. sakatat6. yanlişAnlamı: bir kurala uymama durumuIIسَقَطَ1. kapaklanmakAnlamı: yüz üstü düşmek2. devrilmekAnlamı: devirmek ışı yapılmak3. düşmekAnlamı: yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmekسَقْطyaşlıkAnlamı: ıslaklık -
87 سلو
سَلْو1. avuntuAnlamı: insanı avutan şey, teselli2. avunçAnlamı: acının hafiflemesi veya unutulması, teselli3. baş sağlığı -
88 شعر
Iشَعَر1. deve tüyüAnlamı: deve tüyünden yapılmış2. kılAnlamı: kalınca tüyIIشَعِرkıllıAnlamı: kılı olanشَعْرsaçAnlamı: baş derisini kaplayan kıllarIVشِعْر1. manzumeAnlamı: manzum parça2. şiirAnlamı: bir edebî anlatım biçimi -
89 شقيقة
-
90 شيخ
Iشَيْخ1. senatörAnlamı: senato üyesi2. kartalozAnlamı: kartlaşmış, yaşı geçkin3. dayıAnlamı: bir kimsenin kayırıcısı olan, sözü geçer kimse4. kocaAnlamı: yaşlı, ihtiyar5. geçkinAnlamı: ihtiyarlamaya yüz tutmuş, geçmiş6. komutanAnlamı: bir asker topluluğunun başı7. kartAnlamı: gençliği ve körpeliği kalmamış8. kumandanAnlamı: komutan, önder9. liderAnlamı: yönetimde gücü ve etkisi olan kimse, önder, şef10. kartaloşAnlamı: kartlaşmış, yaşı geçkin11. başbuğAnlamı: eski türklerde baş, başkan, komutan12. yaşlıAnlamı: yaşı ilerlemiş13. ihtiyarAnlamı: yaşlı kimse14. bey15. başkan16. bayAnlamı: bey yerine kullanılan bir ünvanIIشَيَّخَyaşlanmakAnlamı: yaşı ilerlemek -
91 صارور
صارُور1. kara başAnlamı: evlenmemiş, evlenmek istemeyen erkek2. ergenAnlamı: henüz evlenmemiş, bekâr3. bekârAnlamı: evlenmemiş kimse -
92 طلوع
طُلُوع1. zuhurAnlamı: ortaya çıkma, görünme, belirme, baş gösterme, meydana çıkma2. çıkışAnlamı: çıkmak işi -
93 عازب
عازِب1. kara başAnlamı: evlenmemiş, evlenmek istemeyen erkek2. ergenAnlamı: henüz evlenmemiş, bekâr -
94 عاص
عاصٍ1. itaatsizAnlamı: söz dinlemez2. meretAnlamı: inatçı3. serkeşAnlamı: kafa tutan, baş kaldıran4. aykırıAnlamı: mugayir, ters, karşıt, bellenmişe uygun olmayan -
95 عزب
عَزَب1. kara başAnlamı: evlenmemiş, evlenmek istemeyen erkek2. ergenAnlamı: henüz evlenmemiş, bekâr -
96 عصى
عَصَىayaklanmakAnlamı: karşı gelmek, baş kaldırmak, isyan etmek -
97 عصي
عَصِيّ1. itaatsizAnlamı: söz dinlemez2. meretAnlamı: inatçı3. serkeşAnlamı: kafa tutan, baş kaldıran4. aykırıAnlamı: mugayir, ters, karşıt, bellenmişe uygun olmayan -
98 عصيان
-
99 عمامة
عِمَامَة1. kefiyeAnlamı: bir çeşit erkek baş örtüsü2. sarıkAnlamı: kavuk, fes gibi başlıkların üzerine sarılan tülbent -
100 عنق
عُنُق1. gerdan2. boyun
См. также в других словарях:
bas — bas, basse 1. (bâ, bâ s ; l s se lie : un coeur bas et lâche, dites : bâ z et....) adj. 1° Qui a peu de hauteur. Maison basse. Rives plus basses. Un siége bas. Le plafond est bas. La porte est basse. Cet animal est très bas sur ses jambes.… … Dictionnaire de la Langue Française d'Émile Littré
Bas — meaning super lower in French may refer to:*Bas Caraquet, New Brunswick, meaning Lower Caraquet , a village on the Acadian Peninsula of New Brunswick, Canada *Bas Congo (post 2006, Kongo Central), a province of the Democratic Republic of the… … Wikipedia
Bas — steht für: Bas (Name), Personen mit diesem Vornamen oder Familiennamen Bas (Spanien), einen Ort in Spanien Bas (Bithynien), einen bithynischen Herrscher Bas ist der Name folgender Orte: Bas en Basset, Gemeinde im Département Haute Loire,… … Deutsch Wikipedia
bas — BAS, (1) s.n., (2) başi, s.m., (3) basuri, s.n. 1. S. n. sg. Registrul cel mai jos al vocii bărbăteşti; sunetul cel mai grav al unui acord muzical. 2. S. m. Cântăreţ a cărui voce se plasează în acest registru; basist. 3. S. n. Instrument care… … Dicționar Român
BAS — ist Bas (Spanien), ein Ort in Spanien der Name eines bithynischen Herrschers, siehe Bas (Bithynien) Die Abkürzung BAS steht für: Basra, eine Stadt in Irak Bayerisches Archiv für Sprachsignale Bau Arbeits Schlüssel, ein Verzeichnis mit den… … Deutsch Wikipedia
BaS — ist Bas (Spanien), ein Ort in Spanien der Name eines bithynischen Herrschers, siehe Bas (Bithynien) Die Abkürzung BAS steht für: Basra, eine Stadt in Irak Bayerisches Archiv für Sprachsignale Bau Arbeits Schlüssel, ein Verzeichnis mit den… … Deutsch Wikipedia
BAS — Saltar a navegación, búsqueda Para el gobernante de Bitinia, véase Bas. BAS puede referirse a: BAS (sistema) un sistema de asistencia de frenada de emergencia ideado por la multinacional Mercedes Benz. BAS (base británica) una base del Reino… … Wikipedia Español
BAS — may stand for:Most commonly: * BASIC programming language (file extension)Societies: * Biblical Archaeology Society * Birmingham Astronomy Society * Boston Audio Society * Britain Australia SocietyComputer science: * Broadband Access Server (see… … Wikipedia
bas — bȁs m <N mn bàsovi> DEFINICIJA glazb. 1. a. najdublji muški glas b. onaj koji ima takav glas 2. oznaka za najdublju dionicu neke kompozicije, odn. najdublji ton nekog akorda 3. najveći gudaći instrument najdubljega zvuka; kontrabas 4. uz… … Hrvatski jezični portal
Bas — Saltar a navegación, búsqueda Para otros usos, véase BAS. Bas, primer gobernante independiente de Bitinia, gobernó del 376 a. C. al 326 a. C. Derrotó a un general de Alejandro Magno, logrando así la independencia del país. Fue … Wikipedia Español
BAS — (Board for Actuarial Standards) A constituent body of the Financial Reporting Council (FRC), the Board for Actuarial Standards (BAS) has responsibility from 6 April 2007 for setting actuarial standards independently of the actuarial profession.… … Law dictionary