-
121 smoulder
n. için için yanan ateş————————v. dumansız yanmak, için için yanmak, içten içe olmak* * *için için yan* * *['sməuldə](to burn slowly or without flame: A piece of coal had fallen out of the fire and the hearthrug was smouldering.) için için yanmak -
122 smudge
n. is lekesi, duman lekesi, sinekleri kaçırmak için yakılan ateş————————v. bulaştırmak, is olmak, kara olmak, lekelenmek, kirlenmek, bulaşmak, lekelemek, karalamak* * *1. bulaştır (v.) 2. leke (n.)* * *1. noun(a smear or a blurred mark: There's a smudge of ink on your nose.) (sıvanmış)leke2. verb(to make or become blurred or smeared.) lekele(n)mek- smudgy- smudginess -
123 snipe at
saldır* * *(to shoot at (someone) from a hidden position: The rebels were sniping at the government troops.) (pusudan) ateş etmek -
124 trim
adj. düzgün, derli toplu, biçimli————————n. düzen, durum, süsleme, süs, vitrin düzeni, araba döşemesi, yelkenleri rüzgâra göre ayarlama————————v. karıştırmak (ateş), düzeltmek, uçlarından almak (saç), budamak, süslemek, azarlamak, yenmek, ayarlamak* * *1. kırp 2. keserek düzelt (v.) 3. kesme (n.)* * *[trim] 1. past tense, past participle - trimmed; verb1) (to cut the edges or ends of (something) in order to make it shorter and/or neat: He's trimming the hedge; She had her hair trimmed.) kesip düzeltmek, uçlarını almak2) (to decorate (a dress, hat etc, usually round the edges): She trimmed the sleeves with lace.) biye/kenarına süs geçirmek3) (to arrange (the sails of a boat etc) suitably for the weather conditions.) yelkenleri rüzgara göre düzeltmek2. noun(a haircut: She went to the hairdresser's for a trim.) kesip düzeltme, ucundan alma3. adjective(neat and tidy: a trim appearance.) derli toplu, zarif- trimly- trimness
- trimming
- in good trim
- in trim -
125 under fire
1) (being shot at: We have been under fire from the enemy all day.) ateş altnda2) (being criticized or blamed: The government is under fire.) suçlanma -
126 warmonger
n. savaş kışkırtıcısı* * *ateş karıştırıcısı* * *noun (a person who encourages war(s), often for personal reasons.) savaş çığırtkanı -
127 bear on
ilgisi olmak, ilgilendirmek, etkisi olmak, ateş etmek, topa tutmak* * *ilgilen -
128 bear upon
ilgisi olmak, ilgilendirmek, etkisi olmak, topa tutmak, ateş etmek* * *ilgisi ol
См. также в других словарях:
Ates — is a surname, and may refer to:* Nejla Ates (born 1933), Turkish belly dancer and actress * Seyran Ates (born 1963), German lawyer * Sonny Ates (born 1935), retired American racecar driveree also* Ate (disambiguation) * Ateş … Wikipedia
Ates — ist der Familienname folgender Personen: Necati Ateş (* 1980), türkischer Fußballspieler Seyran Ateş (* 1963), deutsche Frauenrechtlerin … Deutsch Wikipedia
Ateş — ist der Familienname folgender Personen: Ahmed Ateş (1911–1966), türkischer Orientalist und Erforscher der persischen Literatur Necati Ateş (* 1980), türkischer Fußballspieler Seyran Ateş (* 1963), deutsche Frauenrechtlerin, Rechtsanwältin,… … Deutsch Wikipedia
Ateş — is a Turkish surname, and may refer to:* Murat Ateş (born 1988), Turkish football player * Necati Ateş (born 1980), Turkish football player … Wikipedia
ates — ates; ates·tine; … English syllables
ateş — is., Far. āteş 1) Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr Uygarlık ateşten doğmuştur. 2) Tutuşmuş olan cisim 3) Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç Yemeği ateşten indirdim. 4) Patlayıcı silahların atılması Top… … Çağatay Osmanlı Sözlük
Ates — türkischer Familienname zu türk. ates »Feuer; Eifer« … Wörterbuch der deutschen familiennamen
ateş! — ask. ateş etmek için verilen komut … Çağatay Osmanlı Sözlük
âteş — (F.) [ ﺶﺕﺁ ] ateş … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
ATEŞ — f. Odun vs. gibi maddelerin yanmasından hasıl olan hâl. Od, nâr. * Kızgınlık, hararet. * Hiddet, gazab, şiddet. * Hayvanın çevik, hareketli ve oynak olması. * Yangın. * Gözyaşı. * Hastalık. * Harb, savaş.(Ateş unsuru, kâinatın bütün kısımlarını… … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
ATEŞ-PÂ — f. Ateş gibi. * Mc: Atik, çevik … Yeni Lügat Türkçe Sözlük