-
21 بصة
-
22 بصوة
-
23 تأرث
تَأَرَّثَ1. yalazlanmakAnlamı: ateş alevle yanmak2. yanmak3. alevlenmekAnlamı: alev çıkarmaya başlamak -
24 تنور
Iتَنُّور1. tandırAnlamı: yere kazılan bir tür fırın2. ocakAnlamı: ateş yakmaya yarayan, pişirme için kullanılan yerIIتَنَوَّرَaydınlanmak -
25 توقد
تَوَقَّدَ1. yalazlanmakAnlamı: ateş alevle yanmak2. yanmak3. ateşlemekAnlamı: tutuşturmak, yakmak4. alevlenmekAnlamı: alev çıkarmaya başlamak -
26 توهج
تَوَهَّجَ1. yalazlanmakAnlamı: ateş alevle yanmak2. yanmak3. alevlenmekAnlamı: alev çıkarmaya başlamak -
27 جمرة
جَمْرَة1. kor2. cemreAnlamı: şubat ayında önce havada sonra suda ve sonra toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi3. közAnlamı: küçük kor parçası -
28 حباحب
-
29 حرارة
حَرَارَة1. kalpAnlamı: sevgi, gönül2. yangınAnlamı: (hastalıkta) ateş3. sevgiAnlamı: insanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi göstermeye yönelten duygu4. sıcaklıkAnlamı: sıcak olan şeyin durumu, hararet5. ünsiyetAnlamı: ahpaplık, arkadaşlık, alışkanlık6. ısıAnlamı: sıcaklık, hararet7. ahbablıkAnlamı: sevilen sayılanbir kimse olma durumu, ahbaplık8. coşkunlukAnlamı: coşkunca yapılan ış9. bağlılıkAnlamı: sevgi, saygı ile yakınlık duyma -
30 شرارة
-
31 شررة
-
32 فرن
فُرْن1. fırınAnlamı: ekmek, pasta vb. pişirmeye yarayan, tavanı tonoz biçiminde ocak2. tandırAnlamı: yere kazılan bir tür fırın3. ocakAnlamı: ateş yakmaya yarayan, pişirme için kullanılan yer4. kuzine -
33 قبس
-
34 قداح
-
35 قطائف
قَطَائِف1. kadayıfAnlamı: bir çeşit tatlı2. tel kadayıfAnlamı: pişirilmemiş kadayıf3. ekmek kadayıfı -
36 قمين
قَمِين1. tandırAnlamı: yere kazılan bir tür fırın2. ocakAnlamı: ateş yakmaya yarayan, pişirme için kullanılan yer -
37 مخبز
مَخْبِز1. tandırAnlamı: yere kazılan bir tür fırın2. ocakAnlamı: ateş yakmaya yarayan, pişirme için kullanılan yer -
38 مصطلى
مُصْطَلًى1. kandilAnlamı: aydınlatma aracı2. ocakAnlamı: ateş yakmaya yarayan, pişirme için kullanılan yer -
39 مقباس
-
40 ملقط
مِلْقَط1. maşa2. toplu iğne3. tutaçAnlamı: laboratuar maşası4. cımbızAnlamı: kıl gibi ince şeyleri tutmak için bir araç, küçük maşa
См. также в других словарях:
Ates — is a surname, and may refer to:* Nejla Ates (born 1933), Turkish belly dancer and actress * Seyran Ates (born 1963), German lawyer * Sonny Ates (born 1935), retired American racecar driveree also* Ate (disambiguation) * Ateş … Wikipedia
Ates — ist der Familienname folgender Personen: Necati Ateş (* 1980), türkischer Fußballspieler Seyran Ateş (* 1963), deutsche Frauenrechtlerin … Deutsch Wikipedia
Ateş — ist der Familienname folgender Personen: Ahmed Ateş (1911–1966), türkischer Orientalist und Erforscher der persischen Literatur Necati Ateş (* 1980), türkischer Fußballspieler Seyran Ateş (* 1963), deutsche Frauenrechtlerin, Rechtsanwältin,… … Deutsch Wikipedia
Ateş — is a Turkish surname, and may refer to:* Murat Ateş (born 1988), Turkish football player * Necati Ateş (born 1980), Turkish football player … Wikipedia
ates — ates; ates·tine; … English syllables
ateş — is., Far. āteş 1) Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr Uygarlık ateşten doğmuştur. 2) Tutuşmuş olan cisim 3) Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç Yemeği ateşten indirdim. 4) Patlayıcı silahların atılması Top… … Çağatay Osmanlı Sözlük
Ates — türkischer Familienname zu türk. ates »Feuer; Eifer« … Wörterbuch der deutschen familiennamen
ateş! — ask. ateş etmek için verilen komut … Çağatay Osmanlı Sözlük
âteş — (F.) [ ﺶﺕﺁ ] ateş … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
ATEŞ — f. Odun vs. gibi maddelerin yanmasından hasıl olan hâl. Od, nâr. * Kızgınlık, hararet. * Hiddet, gazab, şiddet. * Hayvanın çevik, hareketli ve oynak olması. * Yangın. * Gözyaşı. * Hastalık. * Harb, savaş.(Ateş unsuru, kâinatın bütün kısımlarını… … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
ATEŞ-PÂ — f. Ateş gibi. * Mc: Atik, çevik … Yeni Lügat Türkçe Sözlük