-
21 أناط
-
22 اجتاز
اِجْتازَ1. uğramakAnlamı: bir yerin yanından, yakınından, içinden geçmek2. katetmekAnlamı: bir yeri aşarak geçmek3. geçmekAnlamı: bir yerden başka bir yere gitmek4. aşmakAnlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek -
23 اجتسر
اِجْتَسَرَ1. katetmekAnlamı: bir yeri aşarak geçmek2. geçmekAnlamı: bir yerden başka bir yere gitmek3. aşmakAnlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek -
24 اختطى
اِخْتَطَى1. azmakAnlamı: taşkınlıkta ileri gitmek, kötülüğünü artırmak2. aşmakAnlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek -
25 اعتدى
اِعْتَدَى1. aşmakAnlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek2. azmakAnlamı: taşkınlıkta ileri gitmek, kötülüğünü artırmak -
26 تجاوز
Iتَجَاوَزَ1. kazanmakAnlamı: yenmek, galip gelmek2. saldırmak3. azmakAnlamı: taşkınlıkta ileri gitmek, kötülüğünü artırmak4. aşmakAnlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmekIIتَجَاوُز1. ifratAnlamı: herhangi bir konuda ileri gitme, taşkınlık2. fazlalıkAnlamı: çokluk, gereğinden artık olma durumu3. savurganlıkAnlamı: tutumsuzluk, israf4. izamAnlamı: abartma, büyütme5. abartıAnlamı: mübalağa etme, abartma6. müsriflikAnlamı: tutumsuzluk7. abartmaAnlamı: abartmak ışı, mübalağa8. dikkatsizlikAnlamı: dikkatsiz olma durumu -
27 تخطى
تَخَطَّى1. azmakAnlamı: taşkınlıkta ileri gitmek, kötülüğünü artırmak2. aşmakAnlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek -
28 تعدى
تَعَدَّى1. saldırmak2. azmakAnlamı: taşkınlıkta ileri gitmek, kötülüğünü artırmak3. aşmakAnlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek -
29 توثب
تَوَثَّبَ1. sekmekAnlamı: sıçramak2. sıçramakAnlamı: ayaklarla, birdenbire ve kuvvetle yeri teperek hızla yukarıya atılmak3. zıplamakAnlamı: bir yere çarpıp yukarı fırlamak4. atlamakAnlamı: bir engeli sıçrayarak aşmak -
30 جاز
IجَازcazAnlamı: başlangıçta kuzey amerika zencilerinin müziği iken sonraları bütün dünyada benimsenen bir müzik türüIIجازَ1. katetmekAnlamı: bir yeri aşarak geçmek2. geçmekAnlamı: bir yerden başka bir yere gitmek3. aşmakAnlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek -
31 جاوز
جاوَزَ1. azmakAnlamı: taşkınlıkta ileri gitmek, kötülüğünü artırmak2. aşmakAnlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek -
32 جسر
Iجَسَرَ1. katetmekAnlamı: bir yeri aşarak geçmek2. geçmekAnlamı: bir yerden başka bir yere gitmek3. aşmakAnlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmekIIجِسْر1. viyadük2. köprüجَسَّرَ1. yüreklendirmekAnlamı: birine cesaret vermek2. cesaretlendirmekAnlamı: yüreklendirme, yiğitlendirme -
33 حجل
Iحَجَل1. keklikAnlamı: güvercin büyüklüğünde, kırmızı renkte bir kuş2. kınalı keklikAnlamı: sülüngillerden, orta ve doğu asya'da yaşayan bir kuş türüIIحَجَلَ1. hoplamakAnlamı: sevinçten, korkudan veya oyun için havaya doğru fırlamak2. sıçramakAnlamı: ayaklarla, birdenbire ve kuvvetle yeri teperek hızla yukarıya atılmak3. sekmekAnlamı: sıçramak4. zıplamakAnlamı: bir yere çarpıp yukarı fırlamak5. atlamakAnlamı: bir engeli sıçrayarak aşmak -
34 دلى
-
35 زاد
Iزَاد1. gıdaAnlamı: besin2. erzak3. aşAnlamı: pişirilerek hazırlanan yemek4. azıkAnlamı: yiyecek, besin, gıda5. besinIIزادَ1. kaçırmakAnlamı: ölçüyü, sınırı aşmak2. artmakAnlamı: eskisinden daha çok çoğalmak3. büyümekAnlamı: boyutlar artmak, irileşmek -
36 طفر
طَفَرَ1. hoplamakAnlamı: sevinçten, korkudan veya oyun için havaya doğru fırlamak2. sekmekAnlamı: sıçramak3. sıçramakAnlamı: ayaklarla, birdenbire ve kuvvetle yeri teperek hızla yukarıya atılmak4. zıplamakAnlamı: bir yere çarpıp yukarı fırlamak5. atlamakAnlamı: bir engeli sıçrayarak aşmak -
37 عبر
Iعَبَرَ1. uğramakAnlamı: bir yerin yanından, yakınından, içinden geçmek2. katetmekAnlamı: bir yeri aşarak geçmek3. geçmekAnlamı: bir yerden başka bir yere gitmek4. ağlamak5. aşmakAnlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmekIIعَبِرَağlamak -
38 عبس
-
39 علق
-
40 قفز
Iقَفَزَ1. hoplamakAnlamı: sevinçten, korkudan veya oyun için havaya doğru fırlamak2. sıçramakAnlamı: ayaklarla, birdenbire ve kuvvetle yeri teperek hızla yukarıya atılmak3. sekmekAnlamı: sıçramak4. zıplamakAnlamı: bir yere çarpıp yukarı fırlamak5. atlamakAnlamı: bir engeli sıçrayarak aşmakIIقَفْز1. sıçrayışAnlamı: sıçrama işi veya biçimi2. atlambaçAnlamı: çocukların atlama oyunu3. sıçramaAnlamı: sıçramak işi
См. также в других словарях:
asmak — asmak, I, 173 … Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini
asmak — i, e, ar 1) Bir şeyi aşağıya sarkacak biçimde bir yere iliştirip sarkıtmak Lambayı tam pencerenin karşısına astı. S. F. Abasıyanık 2) Üzerine takınmak, kuşanmak 3) i Bir kimseyi boğazından ip vb. geçirip sallandırarak öldürmek, idam etmek 4)… … Çağatay Osmanlı Sözlük
aşmak — den, ar 1) Yüksek, uzak veya geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek İki gündür sarp dağ yollarından aşıyoruz. F. R. Atay 2) i Süre geçmek, bitmek, sona ermek Üstelik çekingenliğin de kaybolmuş hatta sokulganlığı aşarak girişkenlik derecesini… … Çağatay Osmanlı Sözlük
aşmak — aşınak, bir tepeyi öbür yana geçmek I, 173; III, 261 … Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini
asmak — kaytarmak … Beypazari ağzindan sözcükler
aşmak — yuvarlanmak engeli geçmek … Beypazari ağzindan sözcükler
mektebi asmak — derslere girmemek için keyfî olarak okula gitmemek, okulu asmak Güzel havada mektebi asamamış bir ilkokul öğrencisi somurtkanlığı ile kafileye katıldım. H. Taner … Çağatay Osmanlı Sözlük
afiş asmak — duvarlara ilan yapıştırmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
barajı aşmak — herhangi bir sebeple konulmuş olan koşulu yerine getirip başarı sağlamak … Çağatay Osmanlı Sözlük
baştan aşmak — pek çok olmak, pek çoğalmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
muamma asmak — âşıklık geleneğinde herhangi bir konuyu manzum olarak bilmece türünde düzenleyip genellikle kahvehanelerde herkesin göreceği bir yere koymak … Çağatay Osmanlı Sözlük