-
1 فوري
ani; enstantane; fevrî -
2 ذكرى
ذِكْرَى1. anma2. hatıraAnlamı: geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin saklandığı her türlü iz, anı3. angıAnlamı: bir hatıra olan4. hatıratAnlamı: hatıranın çoğulu, anılar5. anıAnlamı: hatıra, yaşanmış olayların anlatıldığı yazı türü -
3 آني
aktüel; ani; cari; dolaysız; enstantane; güncel; şimdiki -
4 حالي
aktüel; ani; enstantane; fevrî; güncel -
5 ذكرى
angı; anı; anma; hatıra; hatırat -
6 راهن
aktüel; ani; cari; enstantane; güncel -
7 آني
آنِيّ1. güncelAnlamı: günün konusu olan, şimdiki2. cariAnlamı: olagelen, geçen, yürürlükte olan3. aktüelAnlamı: güncel, bugüne ait, şimdiki4. dolaysızAnlamı: doğrudan doğruya olan, vasıtasız5. aniAnlamı: bir andan oluveren, apansız6. enstantaneAnlamı: bir anda olan7. şimdikiAnlamı: bu zamandaki -
8 اختلج
اِخْتَلَجَ1. bıngıldamakAnlamı: yumuşaklık veya şişmanlık sebebiyle oynamak, titremek2. ürpermekAnlamı: korku, tiksinti, üşüme yüzünden tüylerin ani titremek -
9 ارتجف
اِرْتَجَفَ1. bıngıldamakAnlamı: yumuşaklık veya şişmanlık sebebiyle oynamak, titremek2. tirildemekAnlamı: titremek3. titremekAnlamı: salınım hareketlerini yapmak4. ürpermekAnlamı: korku, tiksinti, üşüme yüzünden tüylerin ani titremek -
10 ارتياع
اِرْتِيَاع1. yılgınlıkAnlamı: yılgın olma durumu2. havilAnlamı: hevl, korku3. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku4. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku5. korku6. ürküntüAnlamı: ürkme duygusu, tevahuş7. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı8. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku -
11 انتفض
اِنْتَفَضَ1. bıngıldamakAnlamı: yumuşaklık veya şişmanlık sebebiyle oynamak, titremek2. silkelenmekAnlamı: silkinmek3. ürpermekAnlamı: korku, tiksinti, üşüme yüzünden tüylerin ani titremek -
12 بأس
بَأْس1. yılgıAnlamı: korku, dehşet2. haşyetAnlamı: korku, korkma3. azapAnlamı: dünyada günah ışlemiş olanlara ahirette verilecek ceza, çok büyük sıkıntı4. hüsranAnlamı: zarar, ziyan5. beisAnlamı: kötülük, zarar6. dokuncaAnlamı: kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey, zarar7. erkeAnlamı: ış başarma gücü, enerji8. erkeklikAnlamı: erkekçe davranış, yiğitlik9. havilAnlamı: hevl, korku10. yılgınlıkAnlamı: yılgın olma durumu11. gaileAnlamı: sıkıntı, dert, keder, üzüntü12. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku13. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku14. enerjiAnlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç15. işkenceAnlamı: eziyet16. eziyetAnlamı: aşırı güçlük ve sıkıntı, üzgü17. elemAnlamı: dert, acı18. kahırAnlamı: derin üzüntü ve acı19. kabadayılıkAnlamı: kabadayı olma durumu20. ehliyetAnlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname21. kahramanlıkAnlamı: kahraman olma durumu, yiğitlik22. güçAnlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet23. mertlikAnlamı: yiğitlik, erkeklik24. korku25. ezinçAnlamı: şiddetli acı ve sıkıntı, azap26. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı27. ürküntüAnlamı: ürkme duygusu, tevahuş28. acımaAnlamı: acımak işi29. ezaAnlamı: üzme, sıkıntı verme30. erkAnlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar31. sakıncaAnlamı: sakınmayı gerektiren durum32. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku33. ziyanAnlamı: zarar34. yiğitlikAnlamı: yiğit olma durumu35. acı36. ağrıAnlamı: şiddetli ve sürekli bir acı37. canAnlamı: güç, kuvvet38. hızAnlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat39. hâlAnlamı: güç, kuvvet, takat40. dermanAnlamı: güç, takat, mecal -
13 بغتة
بَغْتَة1. cartadakAnlamı: birdenbire ve gürültü ile, cartadan2. zıpAnlamı: zıplayan veya birdenbire fırlayan bir şeyin hareketini veya çıkardığı sesi anlatı3. pattadakAnlamı: aniden4. birdenbireAnlamı: aniden5. birdenAnlamı: aniden6. anidenAnlamı: ansızın, birdenbire7. lârpAnlamı: ansızın ve güç biçimde8. pattadanAnlamı: aniden9. yektenAnlamı: birden10. apansızAnlamı: hiç beklenmedik sırada, pek ansızın, apansızın11. gümbedekAnlamı: beklenmedik bir zamanda, birdenbire12. takkadakAnlamı: aniden13. zıppadakAnlamı: beklenilmeyen, uygun olmayan bir sırada14. şırakkadakAnlamı: ansızın birdenbire15. şappadakAnlamı: ansızın16. şıppadak17. ansızınAnlamı: birdenbire, anî olarak, anîden -
14 تأخر
تَأَخَّرَ1. gecikmekAnlamı: geç kalma, herhangi bir işi karalaştırırılan zamandan sonra yapmak2. aksamakAnlamı: ani geri kalmak -
15 تخوف
تَخَوُّف1. yılgıAnlamı: korku, dehşet2. haşyetAnlamı: korku, korkma3. havilAnlamı: hevl, korku4. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku5. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku6. korku7. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı8. ürküntüAnlamı: ürkme duygusu, tevahuş9. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku -
16 تعطل
Iتَعَطَّلَ1. bozulmakAnlamı: bozmak işine konu olmak2. aksamakAnlamı: ani geri kalmak3. durmakAnlamı: ışlemez olmak, çalışmamakIIتَعَطُّلsekteAnlamı: durma, kesintiye uğrama -
17 حالي
حالِيّ1. güncelAnlamı: günün konusu olan, şimdiki2. aktüelAnlamı: güncel, bugüne ait, şimdiki3. fevrîAnlamı: birdenbire, düşünmeden yapılan4. aniAnlamı: bir andan oluveren, apansız5. enstantaneAnlamı: bir anda olan -
18 خشية
خَشْيَة1. yılgıAnlamı: korku, dehşet2. haşyetAnlamı: korku, korkma3. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku4. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku5. heybetAnlamı: korku ve saygı uyandıran görünüş, mehabet6. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı7. ürküntüAnlamı: ürkme duygusu, tevahuş8. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku -
19 خوف
Iخَوْف1. haşyetAnlamı: korku, korkma2. havilAnlamı: hevl, korku3. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku4. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku5. korku6. ürküntüAnlamı: ürkme duygusu, tevahuş7. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı8. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korkuIIخَوَّفَ1. korkutmakAnlamı: korkmasına yol açmak2. ürkütmekAnlamı: ürküntü vermek3. dayamakAnlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak -
20 خيفة
خِيفَة1. yılgıAnlamı: korku, dehşet2. haşyetAnlamı: korku, korkma3. havilAnlamı: hevl, korku4. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku5. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku6. korku7. ürküntüAnlamı: ürkme duygusu, tevahuş8. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı9. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku
См. также в других словарях:
Ani — bezeichnet: den Asteroiden (791) Ani, siehe (791) Ani den etruskischen Gott des Himmels, siehe Ani (Mythologie) eine Raststation der Römerzeit, heute Altenmarkt im Pongau (Österreich), siehe Ani (Römersiedlung) einen weiblichen bulgarischen… … Deutsch Wikipedia
ani — ani·ba; ani·lao; ani·lin·gus; ani·man·do; ani·ma·to; ani·mo·so; ani·sum; ani·to; ani; ani·mé; ani·lau; ani·linc·tus; ani·mi; … English syllables
ani — I {{/stl 13}}{{stl 8}}spój. {{/stl 8}}{{stl 20}} {{/stl 20}}{{stl 12}}1. {{/stl 12}}{{stl 7}} w zdaniu zaprzeczonym łączy części równorzędne : {{/stl 7}}{{stl 10}}Nie chciał mleka ani herbaty. Nie chodziła do teatru ani do kina. {{/stl 10}}{{stl… … Langenscheidt Polski wyjaśnień
Ani — Saltar a navegación, búsqueda Ani Անի Bandera … Wikipedia Español
ani — ×anì (l. ani) prt. nei, nė; plg. anei, anė: O nė ma[n] reikia timpelės, ani tavo palšų jautelių JD886. Netur tėvelio anė motinėlės JV366. ^ Anì rasti, anì pamesti Nj. Kad nustiko, tai nustiko, nereikia anì skatiko Aln … Dictionary of the Lithuanian Language
Aní Tá Má — Saltar a navegación, búsqueda Aní Tá Má Álbum de estudio de Malegua Publicación Sin fecha de lanzamiento oficial Grabación … Wikipedia Español
Ani' B&B — (Рим,Италия) Категория отеля: Адрес: Via Emanule Filiberto 166, Вокзал Термини, 00182 … Каталог отелей
Ani — der; , s <über span. u. port. ani aus gleichbed. Tupi (einer südamerik. Indianersprache) ani> süd u. mittelamerik. Kuckucksvogel, der in Gesellschaftsnestern brütet … Das große Fremdwörterbuch
Ani — A nior ||Ano A no, n. [Native name.] (Zo[ o]l.) A black bird of tropical America, the West Indies and Florida ({Crotophaga ani}), allied to the cuckoos, having a compressed, bladelike bill and remarkable for communistic nesting. [1913 Webster] || … The Collaborative International Dictionary of English
Ani — Ani, Ruinenstadt im russisch kaukas. Gouv. Kars, 1338 m ü. M., am Arpatschai zwischen hohen Felswänden, die, voller Höhlen und Grotten, vormals eine bewohnte Höhlenstadt bildeten. – A. war im 5. Jahrh. ein kleines Fort, ward 961 Residenz der… … Meyers Großes Konversations-Lexikon
ani — (n.) black bird of the cuckoo family, 1829, from Spanish or Portuguese ani, from Tupi … Etymology dictionary