-
1 снимать
несов.; сов. - снять1) almak; indirmek; çıkarmak; sökmekснима́ть паути́ну — örümcekleri almak
снять карти́ну (со стены́) — tabloyu indirmek
снять ры́бу с крючка́ — balığı iğneden çıkarmak
снять кастрю́лю (с огня) — tencereyi ateşten almak / indirmek
снять но́мер с автомаши́ны — arabanın plakasını sökmek
снима́ть су́дно с ме́ли — gemiyi yüzdürmek
2) çıkarmakснять пальто́ — paltoyu (sırtından) çıkarmak
снять сапоги́ — çizmeyi (ayağından) çıkarmak
снять очки́ — gözlüğünü çıkarmak
3) kaldırmakснима́ть оса́ду — muhasarayı kaldırmak
снима́ть арест на иму́щество — юр. haczi kaldırmak / fekketmek
э́тот запре́т снят — bu yasak kaldırıldı / kalktı
снять печа́ть — mührü açmak / fekketmek
снять с себя́ отве́тственность — sorumluluğu üstünden atmak
5) almak; soymakснима́ть пе́ну — köpükleri almak
снима́ть сли́вки с молока́ — sütün kaymağını almak
снима́ть грим — makyajını silmek
снима́ть шку́ру с овцы́ — koyunu yüzmek
снима́ть ко́жу с апельси́на — portakalı soymak
6) devşirmekснима́ть я́блоки — elma devşirmek
снима́ть после́дние помидо́ры — domatesi bozmak
снима́ть урожа́й — ürün kaldırmak
снима́ть бо́льший урожа́й с той же пло́щади — aynı toprak / alan üzerinden daha fazla ürün almak
7) воен. çekmekснять полк с грани́цы — alayı huduttan çekmek
8) görevden almak; işten çıkarmak ( увольнять)снять кого-л. с рабо́ты / с занима́емой до́лжности — görevinden almak
судья́ снял его́ с соревнова́ний — hakem onu diskalifiye etti
9) kaldırmak; geri almakснять свою́ кандидату́ру — adaylığını geri almak
снять пье́су с репертуа́ра — oyunu sahneden kaldırmak
10) almak, çıkarmakснима́ть ко́пию с докуме́нта — belgenin suretini / kopyasını almak / çıkarmak
снима́ть ка́рту ме́стности — arazinin haritasını almak
снима́ть отпеча́тки па́льцев — parmak izlerini almak
11) resim çekmek / çıkarmak; filme almak ( на киноплёнку)снима́ть фильм — filim çekmek
сними́ нас — resmimizi çek
сце́на, кото́рую они́ снима́ли кино — çevirdikleri sahne
12) tutmakснима́ть да́чу — yazlık tutmak
13) ( в карточной игре) kesmek••снять показа́ния с кого-л. — birinin ifadesini almak
как руко́й сня́ло́ — birebir geldi
холо́дная вода́ как руко́й снима́ет уста́лость — soğuk su yorgunluğa birebirdir
снима́ть боль — ağrıyı kesmek
-
2 перешагивать
несов.; сов. - перешагну́тьперешагну́ть поро́г — kapıdan adım atmak
2) перен. yenmek, kapılmamakперешагну́ть через стра́х — korkusunu yenmek
3) перен. aşmak, geçmekперешагну́ть за со́рок — kırkını aşmak
-
3 спускать
несов.; сов. - спусти́ть1) врз indirmek; salmak; sarkıtmakспуска́ть флаг — bayrağı indirmek
спуска́ть за́навес — perdeyi indirmek
спуска́ть су́дно на́ воду — gemiyi denize indirmek
спуска́ть трап — iskele atmak
спусти́ть ведро́ в коло́дец — kovayı kuyuya salmak
2) перен. göndermekспусти́ть директи́ву — bir yönerge / direktif göndermek
3) salıvermek; koyuvermekспуска́ть соба́ку с цепи́ — zincirini açıp köpeği koyuvermek
4) boşaltmak, akıtmakспуска́ть пруд — göletin suyunu akıtmak
спуска́ть кровь кому-л. мед. — birinden kan almak
5) sönmekши́на спусти́ла — lastik söndü
спуска́ть газ из аэроста́та — balonu söndürmek
6) разг. kilo vermek / eritmek / kaybetmekона́ за ме́сяц спусти́ла пять килогра́ммов — bir ay içinde beş kilo verdi / eritti
7) разг. affetmek; yanına bırakmakя ему́ э́того не спущу́! — bunu yanına bırakmam!
8) разг. altından girip üstünden çıkmakон все де́ньги спусти́л в ка́рты — olanca parasını kumarda bitirdi
он спусти́л всё по дешёвке — hepsini ucuz ucuz satıp savdı
••спусти́ть куро́к — tetiği çekmek
См. также в других словарях:
üstünden atmak — bir şeyi ödev olarak kabul etmemek … Çağatay Osmanlı Sözlük
üst — is. 1) Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı, fevk, alt karşıtı Köyün üst tarafında, saman, taş ve yangın arasında, üstü sazlarla örtülmüş bir kulübenin önünde ateş yanıyor. H. E. Adıvar 2) Bir şeyin görülen yanı, yüzü Bu sefer taşın üstünden… … Çağatay Osmanlı Sözlük
silkelemek — i 1) Üstündeki şeyleri düşürmek, kaydırmak için bir şeyi üst üste, birden silkmek 2) Kuvvetle sarsmak Birini yakasından tutup silkelemek. 3) mec. Dövmek 4) mec. Sarsmak, etkilemek 5) mec. Yük olan, yük sayılan birinin geçim ve sorumluluğunu… … Çağatay Osmanlı Sözlük
silkinmek — nsz 1) Üstünü silkmek 2) Ani bir hareketle, korkuyla vücudu sarsılmak, silkelenmek Yanımda bir dal çıtırtısı duydum. Silkindim. S. F. Abasıyanık 3) den, mec. Bir şeyi üstünden atmak, ondan kurtulmak Tembellikten silkinmek. Atasözü, Deyim ve… … Çağatay Osmanlı Sözlük
alt — is. 1) Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı Pantolonlarımızı şiltelerimizin altına seriyoruz, onlar bütün hafta orada ütüleniyor. Z. O. Saba 2) Bir nesnenin tabanı Ayağındaki altları nalçalı koca bahçıvan kunduraları ile ona yetişmesi… … Çağatay Osmanlı Sözlük
göz — is., anat. 1) Görme organı 2) Bazı deyimlerde, görme ve bakma Gözden geçirmek. Gözden kaybolmak. Göz önünde. Gözü keskin. 3) Bakış, görüş Bu sefer alacaklı gözüyle baktım. 4) Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak Asıl felaket bu pınara sırt… … Çağatay Osmanlı Sözlük
sünger geçirmek — (bir şeyin üstünden veya üzerinden) silip atmak, unutmak … Çağatay Osmanlı Sözlük